dealing - Türkçe İngilizce Sözlük

dealing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dealing — Definition

Anlamı ve Tanımı:
uğraşma, işlem, muamele
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdiːlɪŋ/ – BrE /ˈdiːlɪŋ/)
Terim Türü:
İsim: dealing (dealings)
Bir konuyu yönetme/ele alma sürecini veya ticari işlemleri tanımlayan terimdir; “dealings” çoğulunda etkileşimler/işlemler vurgusu artar. Deal fiilinin -ing biçimi olarak süreç anlamını güçlendirir; modern iş dilinde “fair dealing” gibi kalıplarla etik muamele fikrine de bağlanır.
Eş Anlamlılar:
handling, transaction
Zıt Anlamlılar:
neglect, avoidance

"dealing" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
dealing i. ilişki
The code will be a document exclusively dealing with the relations of the Commission's administration with the public.
Kod, sadece Komisyon idaresinin halkla ilişkilerini ele alan bir belge olacaktır.

More Sentences
dealing i. dağıtma
Tom cut the cards and started dealing.
Tom kartları kesti ve dağıtmaya başladı.

More Sentences
dealing i. uğraşma
I'm tired of dealing with you.
Seninle uğraşmaktan yoruldum.

More Sentences
dealing i. ticaret
The website provides a secure system which enables the dealing of products safely.
Web sitesi, ürünlerin güvenilir bir şekilde ticaretinin yapılmasını sağlayan güvenli bir sistem sağlar.

More Sentences
dealing i. alım satım
Share dealing is one the most profitable way of money-making.
Hisse senedi alım satımı, para kazanmanın en kârlı yollarından biridir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
dealing i. ticaret
The website provides a secure system which enables the dealing of products safely.
Web sitesi, ürünlerin güvenilir bir şekilde ticaretinin yapılmasını sağlayan güvenli bir sistem sağlar.

More Sentences
Genel
dealing i. muamele
dealing i. alışveriş
dealing i. davranış
dealing i. yaklaşım
dealing i.
dealing N. işlem
Ticaret/Ekonomi
dealing i. alışveriş
dealing i.
dealing i. ticari işlem

"dealing" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 61 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dealing with i. ilgilenme
Genel
drug dealing i. zehir tacirliği
plain dealing i. açık davranma
cattle dealing i. hayvancılık
dealing own account i. kendi hesabına işlem yapma
fraudulent dealing i. batakçılık
dealing ways i. başa çıkma yolları
wheeling and dealing i. üçkağıt
double dealing i. iki yüzlülük
double dealing i. ikiyüzlülük
plain dealing i. dürüstlük
wheeling and dealing i. alavere dalavere
dealing with i. ile iştigal etme
dealing with i. ile ilgilenme
double-dealing i. ikiyüzlülük
double-dealing i. dolandırıcılık
wheeler-dealing i. üçkağıt
wheeler-dealing i. entrika
mode of dealing i. ilgilenme tarzı
art dealing i. sanat simsarlığı
the means of dealing with i. ile mücadele araçları
wheeler-dealing f. ilişkisi olmak
dealing justly s. adil
double-dealing s. sahte
double-dealing s. aldatıcı
double-dealing s. iki yüzlü
double-dealing s. ikiyüzlü
double-dealing s. acem kılıcı gibi
plain-dealing s. açık davranan
plain-dealing s. açık
double-dealing s. düzenbaz
double-dealing s. yalancı
double-dealing s. ahlaksız
double-dealing s. şerefsiz
double-dealing s. dolandırıcı
double-dealing s. hain
Konuşma Dili
dealing drugs expr. uyuşturucu ticareti
Konuşma
you don't know who you're dealing with expr. kiminle uğraştığını bilmiyorsun
we don't know what we're dealing with here expr. neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz
we got no idea what we're dealing with here expr. neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz
you don't know who you're dealing with expr. sen kimlerle uğraştığını bilmiyorsun
Ticaret/Ekonomi
exclusive dealing i. tek satış
dealing securities i. işlem gören menkul kıymetler
retail dealing i. perakendecilik
insider dealing i. içerden alıp satma
official dealing i. resmi işlem
insider dealing i. tüyo alarak alıp satma
dealing spread i. al-sat farkı
way of dealing i. işleri yönetme tarzı
self-dealing i. kendi yararına işlem
self-dealing i. kendi çıkarına işlem
share dealing i. hisse senedi ticareti
share dealing i. hisse senedi alımı ve satımı yapma
share dealing i. hisse senedi ticareti yapma/yapan kimse
Hukuk
course of dealing i. sözleşmede tarafların kararlaştırmış oldukları önceki benzer şartları uygulayarak anlaşılmayan veya yorumlanması gereken hususları açıklığa kavuşturmaları
drug dealing i. uyuşturucu tacirliği
Siyasal
fair dealing i. dürüst iş yapma
Bilgisayar
dealing interface i. kullanıcı arayüzü
Coğrafya
plain dealing i. louisiana eyaletinde yerleşim yeri
İskambil
dealing box i. faro oyunu kart dağıtma kutusu
Argo
drug dealing i. torbacılık