determinate - Türkçe İngilizce Sözlük

determinate

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

determinate — Definition

Anlamı ve Tanımı:
belirli, kesin, belirlemek
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈtɝːmɪnət/ – BrE /dɪˈtɜːmɪnət/)
Terim Türü:
Sıfat
Kesin sınırları olan, netleşmiş olanı niteleyen sözcüktür; bazı bağlamlarda fiil olarak “belirlemek” anlamı da görülebilir. Latince determinare kökünden günümüze ulaşır; modern kullanımda özellikle felsefe ve mantıkta “determinate meaning” gibi kalıplarla belirsizliğin karşısına “kesinlik” düzeyini koyar.
Eş Anlamlılar:
definite, fixed
Zıt Anlamlılar:
indeterminate, vague

"determinate" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
determinate s. kesin
You are expected to give determinate answers to the questions.
Sorulara kesin cevaplar vermeniz beklenmektedir.

More Sentences
determinate f. kesin olarak çözmek
determinate f. aslını öğrenmek
determinate f. (bir şeyin) kimliğini saptamak
determinate f. tanımlamak
determinate f. belirlemek
determinate s. mahdut
determinate s. sınırlı
determinate s. belirli
determinate s. muayyen
determinate s. kati
determinate s. hudutlu
determinate s. belli
determinate s. kesin olarak karar verilmiş
determinate s. otorite tarafından kararlaştırılmış
determinate s. değişmez
determinate s. keyfi
Teknik
determinate s. sabit bir sayıya sahip olan
Mantık
determinate i. daha genel bir niteliği belirten mantıksal karakter
Biyoloji
determinate s. (embriyolojide) sınırlı şekilde çatlayan
Botanik
determinate s. bir çiçekte sona erip en üstteki veya ortadaki çiçekten başlayarak seri şekilde serpilen
determinate s. sapın ucunda süresiz olarak devam etmeyen
Osmanlıca
determinate s. mukarrer

"determinate" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
determinate fault i. kalıcı aksama
determinate [obsolete] f. (bir konuda) karar vermek
determinate [obsolete] f. (bir şeyin) bitişini belirlemek
determinate [obsolete] f. sonlandırmak
determinate [obsolete] f. sınırlarını belirlemek
determinate [obsolete] f. (meseleyi) kararlaştırmak
determinate [obsolete] f. (bir şeyin) gidişatını belirlemek
Ticaret/Ekonomi
determinate life i. belirli ömür
Hukuk
determinate obligation i. sınırlı borç
determinate obligation i. konusu belirlenmiş olan borç
determinate obligation i. dolaylı borç
Teknik
statically determinate truss i. izostatik makas
determinate error i. belli hata
statically determinate s. izostatik
statically determinate s. statikçe belirli
Bilgisayar
determinate fault i. kalıcı aksama
Matematik
determinate problem i. sınırlı sayıda çözümü bulunan problem
determinate quantities i. değer veya çözüm sayısı sonlu olan büyüklükler
Biyoloji
determinate growth i. sınırlı büyüme
determinate evolution i. doğal seçilim veya diğer dış etkenlerden bağımsız evrimsel eğilimlerle sonuçlanan varyasyon
Botanik
determinate inflorescence i. sapın uç tomurcuğundan başladığı için sınırlı şekilde büyüyen çiçeklenme
determinate inflorescence i. merkezden dışa doğru çiçeklenme
Dilbilim
determinate knowledge i. temel bilgi