| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | disgrace i. | yüz karası | ||
|
Tom is a disgrace to his family. Tom ailesi için bir yüz karasıdır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | disgrace i. | rezalet | ||
|
The European Union should do something about this, it is a disgrace. Avrupa Birliği bu konuda bir şeyler yapmalıdır, bu bir rezalettir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | disgrace i. | ayıp | ||
|
There is no disgrace in being poor. Fakirlik ayıp değildir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | disgrace i. | rezillik | ||
| Genel | ||||
| Genel | disgrace i. | kara leke | ||
|
Your behavior brought disgrace on our family. Davranışların ailemize kara leke sürdü. More Sentences |
||||
| Genel | disgrace i. | utanç | ||
|
They were sent to the principal's office in disgrace. Utanç içinde müdürün odasına gönderildiler. More Sentences |
||||
| Genel | disgrace f. | utandırmak | ||
|
He disgraced his family with his behavior. Davranışlarıyla ailesini utandırıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | disgrace f. | rezil etmek | ||
|
I would rather die than disgrace myself. Kendimi rezil etmektense ölmeyi tercih ettim. More Sentences |
||||
| Genel | disgrace f. | kepaze etmek | ||
|
I would rather die than disgrace myself. Kendimi kepaze etmektense ölmeyi yeğlerim. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | disgrace i. | ayıp | ||
|
There is no disgrace in being poor. Fakirlik ayıp değildir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | disgrace i. | gözden düşme | ||
| Genel | disgrace i. | itibardan düşme | ||
| Genel | disgrace i. | gözden düşüren şey | ||
| Genel | disgrace i. | itibar kaybettiren kimse | ||
| Genel | disgrace i. | itibar kaybettiren hareket | ||
| Genel | disgrace i. | itibar zedeleyici şey | ||
| Genel | disgrace i. | talihsizlik | ||
| Genel | disgrace i. | kör talih | ||
| Genel | disgrace i. | aksilik | ||
| Genel | disgrace i. | bozma | ||
| Genel | disgrace i. | sakatlama | ||
| Genel | disgrace i. | biçimsizleştirme | ||
| Genel | disgrace i. | güzelliğini bozma | ||
| Genel | disgrace i. | nahoş olma | ||
| Genel | disgrace i. | çirkinlik | ||
| Genel | disgrace i. | göze hoş görünmeme | ||
| Genel | disgrace f. | gözden düşürmek | ||
| Genel | disgrace f. | küçültmek | ||
| Genel | disgrace f. | yerin dibine sokmak | ||
| Genel | disgrace f. | ayıp etmek | ||
| Genel | disgrace f. | itibarsızlaştırmak | ||
| Genel | disgrace f. | küçük düşürmek | ||
| Genel | disgrace expr. | rezillik | ||
| Genel | disgrace expr. | tüh yazıklar olsun | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | disgrace f. | (bir diğerinden) daha değersiz göstermek | ||