entice - Türkçe İngilizce Sözlük

entice

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

entice — Definition

Anlamı ve Tanımı:
cezbetmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈtaɪs/ – BrE /ɪnˈtaɪs/)
Terim Türü:
Fiil: entice (entices – enticed – enticing)
Çekici yollarla yönlendirmek. Fransızca enticer kökünden evrilmiştir. Reklam ve anlatı dilinde dikkat çekme amacı taşır
Eş Anlamlılar:
lure
Zıt Anlamlılar:
deter

"entice" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 12 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
entice f. ayartmak
Genel
entice f. ikna etmek
Can we compel or perhaps entice them to pay this price?
Onları bu bedeli ödemeye zorlayabilir ya da belki de ikna edebilir miyiz?

More Sentences
entice f. baştan çıkarmak
Our consulting ideas will entice and excite you.
Danışmanlık fikirlerimiz sizi baştan çıkaracak ve heyecanlandıracak.

More Sentences
entice f. kandırmak
Mae did her best to entice her cat into the room.
Mae kedisini kandırıp odaya sokmak için elinden geleni yaptı.

More Sentences
Hukuk
entice f. baştan çıkarmak
Our consulting ideas will entice and excite you.
Danışmanlık fikirlerimiz sizi baştan çıkaracak ve heyecanlandıracak.

More Sentences
entice f. kandırmak
Mae did her best to entice her cat into the room.
Mae kedisini kandırıp odaya sokmak için elinden geleni yaptı.

More Sentences
Genel
entice f. ikna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya)
entice f. tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya)
entice f. akıl çelmek
entice f. gönül çelmek
entice f. cezbetmek
Hukuk
entice f. ayartmak

"entice" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
entice away f. baştan çıkarmak
entice away f. aklını çelmek
entice someone f. birini ikna etmek
entice someone f. birini razı etmek
entice someone f. birini kandırmak
entice someone f. birini çekmek
entice someone f. birini cezbetmek
Öbek Fiiller
entice someone to do something f. birini bir şey yapması için kışkırtmak/ayartmak
entice someone with something f. birini bir şey ile kandırmak/ayartmak
entice someone to do something f. birini bir şey yapmaya ayartmak
entice (someone or something) into (something) f. (birini/bir canlıyı bir şey yapmaya) teşvik etmek
entice (someone or something) into (something) f. (birini/bir canlıyı) bir yere girmesi için cezbetmek
entice (someone or something) into (something) f. (birini/bir canlıyı bir şey yapmaya) ikna etmek
entice (someone or something) into (something) f. (birini/bir canlıyı) bir şeyin/yerin içine çekmek
entice (someone or something) into (something) f. (birini/bir canlıyı) bir yere girmesi için kandırmak
entice (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) ayartmak
entice (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) çekmek
entice (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) ikna etmek
entice (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) razı etmek
entice (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) cezbetmek
entice (someone or something) with (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyle) kandırmak
Deyim
entice away f. ayartıp eşinden vb kopartmak
entice away f. ayartmak
entice away f. tatlı sözlerle ayartmak