everything - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

everything

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"everything" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
everything zm. her şey
General
everything zm. her şey
everything zm. her şey

"everything" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 266 sonuç

İngilizce Türkçe
General
(everything) be alright f. her şey yoluna girmek
(everything) be in moderation f. (her şey) kararında olmak
(everything) come right f. her şey yoluna girmek
(everything) get better f. her şey yoluna girmek
(everything) go better f. her şey yoluna girmek
be fed up with everything f. her şeyden usanmak
be fed up with everything f. her şeyden bıkmak
be very skittish and wary of everything f. herşeyden nem kapmak
bring everything back to sex f. her konuyu sekse getirmek
do everything in the book f. yapmadığını bırakmamak
find a fault in everything f. armutun sapı üzümün çöpü var demek
get sick of everything f. herşeyden usanmak
get sick of everything f. herşeyden bıkmak
give up everything f. her şeyi bırakmak
have everything under control f. her şeyi kontrol altına almak
lose everything f. aç açık kalmak
lump everything together f. her şeyi bir araya koymak
mean everything to (me/him/her) f. çok şey ifade etmek
poke one's nose into everything f. vara yoğa karışmak
put everything into place f. her şeyi yerli yerine yerleştirmek
question everything f. her şeyi sorgulamak
risk everything f. her şeyi riske atmak
say everything f. herşeyi söylemek
tell everything f. herşeyi anlatmak
tell everything f. her şeyi anlatmak
want everything to be perfect f. her şeyin mükemmel olmasını istemek
watch everything from the distance f. olup biteni uzaktan izlemek
write everything f. her şeyi yazmak
beginning of everything i. her şeyin başlangıcı
everything at once i. bir kerede her şey
everything but death i. ölümden başka her şey
everything but death i. ölüm hariç her şey
money can't buy everything i. para herşeyi satın alamaz
despite everything zf. her şeye rağmen
everything aside zf. hepsi bir yana
everything else zm. başka her şey
everything else zm. diğer her şey
Phrases
assuming everything goes well bir aksilik olmazsa
everything you can imagine is real hayal edebileceğin her şey gerçektir
in spite of everything her şeye rağmen
my everything herşeyim
nothing ends, everything changes hiç bir şey bitmez her şey değişir
taking everything into account her şey gözönüne alınırsa
taking everything into account her şey gözönüne alındığında
there is a time for everything herşeyin bir zamanı vardır
when everything is considered her şey göz önüne alındığında
winning isn't everything, but wanting to win is kazanmak her şey değildir ama kazanmayı istemek her şeydir
Proverb
everything comes to him who waits tekkeyi bekleyen çorbayı içer
everything comes to him who waits sabırla koruk üzüm dut yaprağı ipek olur
everything comes to him who waits sabırla koruk üzüm olur
everything comes to him who waits sabreden derviş muradına ermiş
everything comes to him who waits sabrın sonu selamettir
everything comes to him who waits sabır eyle işine hayır gelsin başına
everything comes to him who waits sabrın sonu selamet
if you have a hammer, everything looks like a nail çekiç elindeyse her şey çivi olur
there is a remedy for everything except death ölümden başka her şeyin bir çaresi vardır
there is a time and a place for everything her şeyin bir zamanı ve yeri var
to a man with a hammer, everything looks like a nail elinde çekiç olan herşeyi çivi görür
Colloquial
a place for everything and everything in its place her şey yerli yerinde olması ve o şekilde bırakılması
almost everything neredeyse her şey
almost everything hemen hemen her şey
drop everything o anda yapmakta olduğu ya da yapacağı şey(ler)i bırakmak
drop everything işini gücünü bırakmak
drop everything! her şeyi bırak!
everything is copacetic her şey yolunda
fix everything up all nice her şeyi güzelce yoluna sokmak
have everything one needs ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olmak
unaware of everything herşeyden habersiz
uninformed of everything herşeyden habersiz
Idioms
did everything he could 'cept eat us bizi bir (canlı canlı) yemediği kaldı
did everything he could 'cept eat us neredeyse çiğ çiğ yedi
do everything in one's power elinden gelen/gücünün yettiği her şeyi yapmak
everything but the kitchen sink fuzuli şeyler
everything but the kitchen sink gereksiz şeyler
everything but the kitchen sink hemen hemen her şey
everything from A to Z A'dan Z'ye her şey
everything from soup to nuts A'dan Z'ye her şey
everything humanly possible bir insanın gücünün yettiği her şeyi
everything humanly possible bir insanın yapabileceği her şey
everything humanly possible bir insanın yapabileceği kadar
everything humanly possible elinden gelen her şey
everything in the garden is rosy işler tıkırında
everything in the garden is rosy her şey yolunda
everything in the garden is rosy her şey güllük gülistanlık
everything under the sun gökkubbenin altındaki her şey
everything under the sun aklına ne gelirse
everything went with a swing her şey tam yolunda gitti
lose everything one has and have nowhere to turn arafat´ta soyulmuş hacıya dönmek
of everything the newest, of friends the oldest her şeyin yenisi dostun eskisi
poke one's nose into everything her şeye burnunu sokmak
stick one's nose into everything her şeye burnunu sokmak
the end of everything her şeyin sonu
throw everything to wind her şeyi bir kenara bırakmak
Speaking
anything and everything ne var ne yoksa
at last everything is back on track nihayet her şey yoluna girdi
before everything turned to shit her şey boka sarmadan önce
did everything go as planned? her şey planlandığı gibi mi oldu?
do I have to do everything myself? her şeyi ben mi yapmalıyım?
do I have to do everything myself? her şeyi ben mi yapacağım?
don't make a big deal out of everything! her şeyi sorun haline getirme!
everything an' all her şey
everything appears to be normal her şey normal gözüküyor
everything around us çevremizdeki her şey
everything else is just noise geri kalan her şey kuru gürültü
everything from soup to nuts hemen hemen her şey
everything happens for a reason her şeyin bir nedeni vardır
everything happens for a reason her şeyin bir sebebi vardır
everything happens for a reason her işte bir hayır vardır
everything he told you was a lie onun sana anlattığı her şey yalandı
everything is fine her şey yolunda
everything is for you her şey senin için
everything is going as planned her şey planlandığı gibi gidiyor
everything is going to be okay her şey güzel olacak
everything is going to be okay her şey düzelecek
everything is in our hands her şey bizim elimizde
everything is mutual her şey karşılıklı
everything is not a bed of roses her şey güllük gülistanlık değil
everything is ok her şey tamam
everything is possible her şey mümkün
everything is right on track her şey yolunda gidiyor
everything is temporary her şey geçicidir
everything is the same her şey aynı
everything is under control her şey kontrol altında
everything is up to you her şey size bağlı
everything is up to you her şey size kalmış
everything must go batan geminin malları bunlar
everything passed to me her şey bana geçti
everything was going fine her şey yolundaydı
everything will be all right her şey yoluna girecek
everything will be all right her şey yoluna girecek
everything will be all right her şey düzelecek
everything will be great her şey yoluna girecek
everything will be great her şey düzelecek
everything will be just fine her şey yoluna girecek
everything will be just fine her şey düzelecek
everything will be okay her şey düzelecek
everything will be okay her şey yoluna girecek
everything will work out her şey düzelecek
everything will work out her şey yoluna girecek
everything will work out all right her şey yoluna girecek
everything will work out all right her şey düzelecek
everything will work out for the best her şey düzelecek
everything will work out for the best her şey yoluna girecek
fire burns everything it touches ateş temas ettiği herşeyi yakar
he taught me everything he knows bana bildiği her şeyi öğretti
he wants everything herşeyi istiyor
hold everything! her şeyi bırak!
hold everything! her şeyi durdur!
how is everything with you? ne var ne yok?
how is everything with you? ne alemdesin?
how is everything with you? durumlar nasıl?
how is everything with you? nasıl gidiyor?
I can explain everything her şeyi açıklayabilirim
I remember everything we did together beraber yaptığımız her şeyi hatırlıyorum
I remember everything we did together birlikte yaptığımız her şeyi hatırlıyorum
Is that everything? başka bir arzunuz
i appreciate everything you did yaptığın her şey için minnettarım
i appreciate everything you did yaptıklarına minnettarım
i could fix everything her şeyi düzeltebilirim
i did everything that i could elimden gelen her şeyi yaptım
i don't profess to know everything her şeyi bildiğimi iddia etmiyorum
i don't think you know everything senin her şeyi bildiğini sanmıyorum
i hate everything her şeyden nefret ediyorum
i hate everything herşeyden nefret ediyorum
i hate everything about him onunla ilgili her şeyden nefret ediyorum
i have done everything you've asked of me benden istediğin her şeyi yaptım
i have everything i need ihtiyacım olan her şeye sahibim
i hope everything is going well with you umarım her şey yolundadır
i know everything her şeyi biliyorum
i lost everything I had sahip olduğum her şeyi kaybettim
i lost everything I had her şeyimi kaybettim
i lost my everything her şeyimi kaybettim
i notice everything her şeyi fark ederim
i remember everything ben her şeyi hatırlıyorum
i remember everything ben her şeyi hatırlarım
i think i have covered everything sanırım benlik birşey kalmadı
i think i've told you everything sanırım her şeyi anlattım sana
i told her everything about myself ona kendimle ilgili her şeyi anlattım
i want everything to be perfect her şeyin kusursuz olmasını istiyorum
i want everything to be perfect her şeyin mükemmel olmasını istiyorum
i want everything you took from me benden aldığın her şeyi geri istiyorum
i want to have a brand-new everything her şeyim yepyeni olsun istiyorum
i want you to have everything her şeyi almanı istiyorum
i want you to have everything her şeyi senin almanı istiyorum
i will do everything in my power (yetkimin elverdiği ölçüde) elimden gelen ne varsa yaparım
if everything goes well bir aksilik çıkmazsa
if everything goes well aksilik çıkmazsa
if everything goes well her şey yolunda giderse
if everything is ok her şey yolunda ise
if everything is ok her şey yolundaysa
if you're okay with everything bir sakıncası yoksa
i'll explain everything her şeyi açıklayacağım
i'll take care of everything over here ben buradaki her işin icabına bakarım
i'll tell you everything sana her şeyi anlatacağım
i'm sure that'll fix everything eminim bu her şeyi düzeltir
i'm worried about everything her konuda endişeleniyorum
is everything all right? her şey yolunda mı?
is everything alright in here? burada her şey yolunda mı?
is everything alright? her şey yolunda mı?
is everything going well? her şey yolunda mı?
is everything in place her şey yolunda mı?
is everything in place her şey yerli yerinde mi?
is everything ok? her şey yolunda mı?
is everything okay? her şey yolunda mı?
is everything well? her şey yolunda mı?
is it everything you expected? bütün beklentin bu mu?
it's like everything fell into place her şey yerli yerine oturdu gibi
let's forget everything hadi her şeyi unutalım
like you make up everything her şeyi uydurduğun gibi
love is everything sevgi herşeydir
money doesn't solve everything para her şeyi çözmez
money isn't everything para her şey değildir
money solves everything para her derde devadır
money solves everything para her şeyi çözer
nothing is true everything is permitted her şeye izin var
nothing is true everything is permitted hiçbir şey doğru değil
now everything has changed artık her şey değişti
on everything i love sevdiğim her şeyin üzerine
share everything with me benimle herşeyi paylaş
tell me everything her şeyi söyle bana
tell me everything her şeyi anlat bana
tell me everything i need to know about you hakkında bilmem gereken her şeyi anlat
thanks for everything her şey için teşekkürler
thanks for everything her şey için teşekkürler
that beats everything! bu ilginç işte!
that beats everything! inanılmaz!
that beats everything! vay anasını!
that beats everything! vay canına!
that's everything i have bu sahip olduğum her şey
there is a first for everything her şeyin bir ilki vardır
there is a first time for everything her şeyin bir ilki vardır
there is a price to pay for everything herşeyin bir bedeli var
there is no need to worry (everything will be ok) endişeye gerek yok (her şey yolunda gidecek)
this job is everything to me bu iş benim her şeyim
we could've had everything her şeye sahip olabilirdik
we have everything we need right now to be completely happy mutlu olmak için ihtiyacımız olan her şey şu an burada
we're doing everything we can yapabileceğimiz her şeyi yapıyoruz
we're doing everything we can right now şu anda elimizden geleni yapıyoruz
we've tried everything her şeyi denedik
when you have a body like that everything fits you perfectly böyle bir vücudun olduğunda her şey üzerine tam oturur
why do you have to make everything so difficult? niye her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsun ki?
why do you have to make everything so difficult? niye her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsunuz ki?
why do you have to make everything so difficult? neden her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsunuz ki?
why do you have to make everything so difficult? neden her şeyi bu kadar zorlaştırıyorsun ki?
why does everything have to go to shit? neden her şey boka sarmak zorunda ki?
with everything on it tüm malzemeleri içinde (sandviç)
you are my everything sen benim herşeyimsin
you are my everything sen benim her şeyimsin
you are my everything benim her şeyimsin
you cannot protect them from everything onları her şeyden koruyamazsın
you did everything that you could do sen elinden geleni yaptın
you got everything you need ne gerekiyorsa sende var
you have everything you need ne gerekiyorsa sende var
you have everything you want istediğin her şeye sahipsin
you mean everything to me sen benim her şeyimsin
you're my everything sen benim herşeyimsin
you're my everything siz benim herşeyimsiniz
you're not telling us everything bize her şeyi anlatmıyorsun
Slang
everything is fucked up her şey berbat
you fucked everything up that night o gece her şeyi mahvettin
you messed everything up that night o gece her şeyi mahvettin
Trade/Economic
everything but arms silah hariç her şey
Technical
dog everything (vinç terimleri) duraklat
Computer
erase everything herşeyi sil
erases everything herşeyi siler
print everything her şeyi yazdır