flails - Türkçe İngilizce Sözlük

flails

flails — Definition

Anlamı ve Tanımı:
savurmak, harman döveni
Okunuş (IPA):
(AmE /fleɪl/ – BrE /fleɪl/)
Terim Türü:
İsim: flail (flails); Fiil: flail (flails – flailed – flailing)
Kontrolsüz biçimde sallanmayı ya da geleneksel tarım aletini ifade eden çok anlamlı bir kelimedir. Eski Fransızca flael biçimi üzerinden İngilizceye yerleşmiş; düzensiz hareket fikri fiil kullanımında baskın hâle gelmiştir.
Eş Anlamlılar:
thrash, swing wildly
Zıt Anlamlılar:
steady

"flails" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
flail f. dövmek
We will flail the corn with wooden sticks.
Mısırı ahşap sopalarla döveceğiz.

More Sentences
flail f. dayak atmak
The old hag flailed the poor girl.
Yaşlı cadı zavallı kıza dayak atmış.

More Sentences
flail f. debelenmek
He started to flail due to the shock.
Şokun etkisiyle debelenmeye başladı.

More Sentences
Tarım
flail i. döven
We used to beat the wheat with flails to separate the grains.
Eskiden buğdayı tanelerinden ayırmak için döven kullanırdık.

More Sentences
Genel
flail i. harman döveni
flail i. zincirli gürz
flail f. pataklamak
flail f. sağa sola sallamak
flail f. gürzle dövmek
flail f. kuvvetlice sallamak
flail f. harman dövmek
flail f. dinamik şekilde hareket etmek
flail f. düzensizce hareket etmek
flail f. şiddetle vurmak
flail f. şiddetle saldırmak
flail f. boşa çırpınmak
flail f. döven yardımıyla tahıl ayıklamak
flail f. savurmak
Maden
flail i. mayın patlatma gereci
flail i. mayın patlatma gerecini çalıştıran tank benzeri araç
Tarih
flail i. yapı olarak dövene benzeyen ilkel bir silah

"flails" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
flail chest i. yelken göğüs
flail [obsolete] i. inip çıkan parça
flail [obsolete] i. hareketli parça
Öbek Fiiller
flail around f. kuş gibi çırpınmak
flail around f. kollarını bacaklarını oynatmak
flail about f. debelenmek
flail around f. kıvranmak
flail about f. çırpınmak/çırpınıp durmak
flail around f. debelenmek
flail about f. sallanmak
flail about f. kıvranmak
flail around f. sallanmak
flail around f. çırpınmak/çırpınıp durmak
Medikal
traumatic flail chest i. travmatik yelken göğüs
flail chest i. göğüs kafesinde kaburga parçalarının kopması şeklinde görülen ağır zedelenme
Tarım
flail mulcher i. sap parçalayıcı
flail mulcher i. sap parçalama makinesi
Askeri
mine flail tank i. mayın tahrip tankı
flail tank i. mayınları patlatmak için gerekli gereçlerle teçhiz edilmiş tank
flail tank i. mayın tahrip tankı