| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | focus i. | odak noktası | ||
|
My main focus is to get a scholarship, not become an amateur basketball player. Benim asıl odak noktam burs almak, amatör basketbolcu olmak değil. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | focus i. | odak | ||
|
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy. Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | focus f. | odaklamak | ||
|
When Evgeny comes up to the stage, I will focus the lights on him. Evgeny sahneye çıktığında ışıkları ona odaklayacağım. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | focus f. | odaklanmak | ||
|
My brother needs to focus on his studies to achieve his goals. Kardeşimin hedeflerine ulaşması için derslerine odaklanması gerekiyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | focus i. | odak noktası | ||
|
My main focus is to get a scholarship, not become an amateur basketball player. Benim asıl odak noktam burs almak, amatör basketbolcu olmak değil. More Sentences |
||||
| Genel | focus i. | odak | ||
|
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy. Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil. More Sentences |
||||
| Genel | focus i. | odaklama | ||
|
It is, therefore, in these fields that the Commission and Parliament must focus their main concerns. Dolayısıyla Komisyon ve Parlamentonun temel kaygılarını bu alanlara odaklaması gerekmektedir. More Sentences |
||||
| Genel | focus i. | ilgi odağı | ||
|
The focus of the press is on the president, just like always. Basının ilgi odağı her zaman olduğu gibi başkanın üzerinde. More Sentences |
||||
| Genel | focus f. | odaklamak | ||
|
When Evgeny comes up to the stage, I will focus the lights on him. Evgeny sahneye çıktığında ışıkları ona odaklayacağım. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | focus i. | odak | ||
|
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy. Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil. More Sentences |
||||
| Matematik | ||||
| Matematik | focus i. | odak | ||
|
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy. Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | focus i. | odak | ||
|
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy. Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | focus i. | mihrak | ||
| Genel | focus i. | merkez | ||
| Genel | focus i. | foküs | ||
| Genel | focus i. | bakılan/önem verilen/üzerinde durulan şey/konu/mesele | ||
| Genel | focus i. | aktivite merkezi | ||
| Genel | focus i. | yakın dikkat | ||
| Genel | focus i. | yüksek dikkat | ||
| Genel | focus i. | konsantrasyon | ||
| Genel | focus i. | bir şeyin net olarak anlaşıldığı veya algılandığı durum | ||
| Genel | focus i. | kültürün daha karmaşık ve ayrıntılı olan yönü | ||
| Genel | focus i. | vurgu | ||
| Genel | focus f. | bir noktada toplamak | ||
| Genel | focus f. | fokus yapmak | ||
| Genel | focus f. | odağa getirmek | ||
| Genel | focus f. | odak ayarı yapmak | ||
| Genel | focus f. | belirli bir noktaya veya amaca yönlendirmek | ||
| Genel | focus f. | ilgi veya enerjiyi yoğunlaştırmak | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | focus f. | bir noktaya toplanmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | focus i. | information builders adlı yazılım şirketinin geliştirdiği bir veri tabanı yönetim sistemi | ||
| Bilgisayar | focus i. | (grafiksel kullanıcı arayüzünde) halihazırda aktif bir elemanı belirten gösterge | ||
| Bilgisayar | focus expr. | odakla | ||
| Televizyon | ||||
| Televizyon | focus f. | (televizyon tüpündeki elektron ışınlarını) parlak küçük bir nokta şeklinde odaklamak | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | focus i. | fokus | ||
| Medikal | focus i. | lokalize bir enfeksiyon veya hastalığın vücutta etkili olduğu bölüm | ||
| Optik | ||||
| Optik | focus i. | odak uzaklığı | ||
| Optik | focus i. | gözle açık ve net olarak görülebilen alan | ||
| Optik | focus i. | merceğin netleştirebildiği alan | ||
| Optik | focus i. | merceğin ışık ışınlarının toplandığı veya dağıldığı odak noktası | ||
| Optik | focus i. | merceğin odak uzaklığı | ||
| Optik | focus i. | odak noktası ile karşılık gelen birincil düzlem arasındaki mesafe | ||
| Optik | focus i. | görüntünün temiz ve net olması | ||
| Matematik | ||||
| Matematik | focus i. | doğrultman doğrusu ile bağlantısı bir konik kesit belirten sabit nokta | ||
| Geometri | ||||
| Geometri | focus i. | (koniklerde, hiperbolde) odak noktası | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | focus i. | ışık ışınları, ısı gibi radyasyonun kırıldıktan veya yansıdıktan sonra bir araya geldiği nokta | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | focus i. | balık pulunun önce oluşan orta kısmı | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | focus i. | cümle veya pasajdaki en önemli ifade | ||
| Arkeoloji | ||||
| Arkeoloji | focus i. | (amerikan arkeolojisinde) neredeyse aynı özellikleri taşıyan buluntuları içeren bir grup bileşenin oluşturduğu bir sınıflandırma birimi | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | focus i. | depremin merkezi | ||
| Fotoğrafçılık | ||||
| Fotoğrafçılık | focus i. | odak odacığı | ||
| Fotoğrafçılık | focus i. | fotografik ortamda ışığın bir noktada birleşmesi | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | focus i. | şömine | ||
| Eski Kullanım | focus i. | ocak | ||