focuses - Turco Inglés Diccionario

focuses

focuses — Definition

Significado:
odak, odaklanmak
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈfoʊkəs/ – BrE /ˈfəʊkəs/)
Categoría gramatical:
İsim: focus (focuses/foci); Fiil: focus (focuses – focused – focusing)
Sinónimo:
concentrate
Antónimos:
distract

Significados de "focuses" en diccionario turco inglés : 54 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
focus n. odak noktası
My main focus is to get a scholarship, not become an amateur basketball player.
Benim asıl odak noktam burs almak, amatör basketbolcu olmak değil.

More Sentences
focus n. odak
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy.
Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil.

More Sentences
focus v. odaklamak
When Evgeny comes up to the stage, I will focus the lights on him.
Evgeny sahneye çıktığında ışıkları ona odaklayacağım.

More Sentences
focus v. odaklanmak
My brother needs to focus on his studies to achieve his goals.
Kardeşimin hedeflerine ulaşması için derslerine odaklanması gerekiyor.

More Sentences
General
focus n. odak noktası
My main focus is to get a scholarship, not become an amateur basketball player.
Benim asıl odak noktam burs almak, amatör basketbolcu olmak değil.

More Sentences
focus n. odak
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy.
Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil.

More Sentences
focus n. odaklama
It is, therefore, in these fields that the Commission and Parliament must focus their main concerns.
Dolayısıyla Komisyon ve Parlamentonun temel kaygılarını bu alanlara odaklaması gerekmektedir.

More Sentences
focus n. ilgi odağı
The focus of the press is on the president, just like always.
Basının ilgi odağı her zaman olduğu gibi başkanın üzerinde.

More Sentences
focus v. odaklamak
When Evgeny comes up to the stage, I will focus the lights on him.
Evgeny sahneye çıktığında ışıkları ona odaklayacağım.

More Sentences
Computer
focus n. odak
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy.
Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil.

More Sentences
Math
focus n. odak
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy.
Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil.

More Sentences
Linguistics
focus n. odak
He should've adjusted the camera's focus on us, not on that guy.
Kameranın odağını bize ayarlamalıydı, o adama değil.

More Sentences
General
focus n. mihrak
focus n. merkez
focus n. foküs
focus n. bakılan/önem verilen/üzerinde durulan şey/konu/mesele
focus n. aktivite merkezi
focus n. yakın dikkat
focus n. yüksek dikkat
focus n. konsantrasyon
focus n. bir şeyin net olarak anlaşıldığı veya algılandığı durum
focus n. kültürün daha karmaşık ve ayrıntılı olan yönü
focus n. vurgu
focus v. bir noktada toplamak
focus v. fokus yapmak
focus v. odağa getirmek
focus v. odak ayarı yapmak
focus v. belirli bir noktaya veya amaca yönlendirmek
focus v. ilgi veya enerjiyi yoğunlaştırmak
Politics
focus v. bir noktaya toplanmak
Computer
focus n. information builders adlı yazılım şirketinin geliştirdiği bir veri tabanı yönetim sistemi
focus n. (grafiksel kullanıcı arayüzünde) halihazırda aktif bir elemanı belirten gösterge
focus expr. odakla
Television
focus v. (televizyon tüpündeki elektron ışınlarını) parlak küçük bir nokta şeklinde odaklamak
Medical
focus n. fokus
focus n. lokalize bir enfeksiyon veya hastalığın vücutta etkili olduğu bölüm
Optics
focus n. odak uzaklığı
focus n. gözle açık ve net olarak görülebilen alan
focus n. merceğin netleştirebildiği alan
focus n. merceğin ışık ışınlarının toplandığı veya dağıldığı odak noktası
focus n. merceğin odak uzaklığı
focus n. odak noktası ile karşılık gelen birincil düzlem arasındaki mesafe
focus n. görüntünün temiz ve net olması
Math
focus n. doğrultman doğrusu ile bağlantısı bir konik kesit belirten sabit nokta
Geometry
focus n. (koniklerde, hiperbolde) odak noktası
Physics
focus n. ışık ışınları, ısı gibi radyasyonun kırıldıktan veya yansıdıktan sonra bir araya geldiği nokta
Marine Biology
focus n. balık pulunun önce oluşan orta kısmı
Linguistics
focus n. cümle veya pasajdaki en önemli ifade
Archaeology
focus n. (amerikan arkeolojisinde) neredeyse aynı özellikleri taşıyan buluntuları içeren bir grup bileşenin oluşturduğu bir sınıflandırma birimi
Geology
focus n. depremin merkezi
Photography
focus n. odak odacığı
focus n. fotografik ortamda ışığın bir noktada birleşmesi
Archaic
focus n. şömine
focus n. ocak

Significados de "focuses" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
long focus lens n. uzun odaklı mercek
focus group n. hedef grup
focus of interest n. ilgi odağı
seismic focus n. deprem merkezi
area of focus n. faaliyet alanı
soft-focus lens n. flu mercek
focus group n. odak grubu
out of focus film n. bulanık film
out of focus film n. flu film
contrastive focus n. karşıtsal odak
presentational focus n. sunumsal odak
focus group discussion n. odak grup görüşmesi
focus of supervision n. denetim odağı
focus of audit n. denetim odağı
small focus n. küçük odak
focus on v. tüm dikkatini vermek
focus one's attention on v. ağırlık vermek
come into focus v. odağa girmek
throw background out of focus v. arka plana atmak
focus on v. bir noktada toplamak
throw out of focus v. arka plana atmak
focus on v. odaklanmak
focus one's energy on studies v. çalışmalara ağırlık vermek
focus one's attention on works v. çalışmalara ağırlık vermek
focus the attention v. dikkati yoğunlaştırmak
focus attention v. dikkatini toplamak
focus attention v. dikkatini bir yöne vermek
focus attention v. konsantre olmak
can not focus v. odaklanamamak
focus one's attention on v. -e dikkatini çevirmek
get out of focus v. bulanıklaştırmak
get out of focus v. netliğini yitirmek
focus on v. zihnini toplamak
focus on one's work v. kendini işe vermek
focus on studying v. çalışmaya odaklanmak
focus on work v. çalışmaya odaklanmak
focus on v. bütün dikkatini vermek
focus on growth v. büyümeye odaklanmak
focus real-world v. gerçek dünyaya odaklanmak
become the focus of v. odağına yerleşmek
become the focus of v. odağına yerleşmek
become the focus of v. odağı haline gelmek
focus group v. fikirleri uygulanabilirliklerini değerlendirmek üzere bir odak grubunun incelemesine sunmak
out of focus adj. flu
in focus adj. iyi ayar edilmiş
out of focus adj. iyi ayar edilmemiş
in focus adj. odaklanmış
out of focus adj. odaklanmamış
in focus adj. iyi odaklanmış
out-of-focus adj. flu
out-of-focus adj. bulanık
out of focus adj. odak dışı
out of focus adj. bulanık
Phrasals
focus on (someone or something) v. (birine/bir şeye) fokuslamak/fokus yapmak
focus on (someone or something) v. odak noktasını (birine/bir şeye) yöneltmek
focus something on someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye odaklamak
focus on v. dikkatini çekmek
focus something on someone or something v. bir şeyi birine/bir şeye fokuslamak/fokus yapmak
focus on (someone or something) v. odak noktasını (birine/bir şeye) vermek/çevirmek
focus something on someone or something v. bir şeyin odak noktasını birine/bir şeye yöneltmek
focus on v. fokus yapmak
focus something on someone or something v. bir şeyin odak noktasını birine/bir şeye vermek/çevirmek
focus on (someone or something) v. (birine/bir şeye) odaklanmak
focus on (someone or something) v. (birine/bir şeye) odaklamak
focus on (someone or something) v. (birini/bir şeyi) merkezine almak
focus on v. odaklamak
Colloquial
our primary focus n. önceliğimiz
in focus adj. açıkça anlaşılmış
in focus expr. çok iyi anlaşılmış
in focus expr. açık
in focus expr. çok iyi bilinen
now focus expr. şimdi dikkatini ver
Idioms
go out of focus v. bulanık resim vermek
go out of focus v. bulanık görmek
bring into focus v. odaklamak
bring into focus v. fokuslamak
be out of focus v. açıkça anlaşılmamak
be out of focus v. karanlıkta kalmak
be out of focus v. açık olmamak
come into focus v. anlaşılır olmak
come into focus v. görüş açısına gelmek
come into focus v. belirginleşmek
come into focus v. açık ve belirgin olmak
focus on the main points v. en önemli şeylere odaklanmak
focus on the main points v. en önemli noktalara değinmek
place particular focus on v. ayrı bir parantez açmak
bring (something) into focus v. (bir şeyi) vurgulamak
bring (something) into focus v. (bir şeyi) görünür kılmak
bring (something) into focus v. (bir şeyi) fokuslamak
bring (something) into focus v. (bir şeyi) gözler önüne sermek
bring (something) into focus v. (bir şeyi) odaklamak
bring (something) into focus v. (bir şeyi) netlemek
get into focus v. daha iyi anlaşılmak
get into focus v. farklı bir açıdan görülmek
get into focus v. netlemek
get into focus v. odağa sokmak
get into focus v. odaklamak
get into focus v. odak noktası olmak
get into focus v. odağa girmek
get into focus v. net görünmek
in focus expr. açık ve net
Speaking
we'll now focus on the matches going forward expr. artık önümüzdeki maçlara bakacağız
turn off your mobile and focus on your studying expr. cep telefonunu kapa ve çalışmana odaklan
please focus expr. lütfen dikkatini ver
what you focus on, you magnify expr. neye odaklanırsan onu büyütürsün
Trade/Economic
focus groups n. odak grupları
global focus strategy n. evrensel bakış stratejisi
focus creep n. proje kapsamının kontrol edilemeyecek ölçüde büyüyüp genişlemesi
focus group interview n. hedef grup mülakatı
customer focus n. müşteri odağı
customer focus n. müşteri odaklılık
focus on profit v. kara odaklanmak
Politics
become a focus for anti-sharia activities v. şeriat karşıtı eylemlerin odağı olmak
become a focus of anti-secular activities v. laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak
become a focus of anti-sharia activities v. şeriat karşıtı eylemlerin odağı olmak
Advertising
focus group interview n. tüketici kümesi tartışması
Technical
focus group n. odak grup
line focus n. satır odaklama
focus control n. odaklama kontrolü
astigmatic focus n. astigmat odak
double focus tube n. çift odaklı tüp
fixed focus objective n. sabit odaklı objektif
auto-focus n. otomatik odak
long focus lens n. uzun odaklı mercek
long focus lens n. uzun odaklı objektif
variable focus lens n. değişir odaklı mercek
variable focus lens n. zoom merceği
variable focus lens n. foküsü değişebilen objektif
focus shift n. odak kayması
through-focus series n. katmanlı odaklama dizisi
gaussian focus n. gauss odağı
sagittal focus n. bakışım bölümü odak düzlemi
imaginary focus n. sanal odak
focus wobbler n. odak yalpalayıcı
depth of focus n. odak derinliği
depth of focus n. netlik derinliği
line focus n. çizgi odağı
gabor focus n. gabor odağı
mini and micro focus x-ray tubes n. mini ve mikro odaklı x-ışını tüpleri
actual focal spot size of mini and micro focus x-ray tubes n. mini ve mikro odaklı x-ışını tüplerinin gerçek odak noktası büyüklüğü
focus chart n. odak grafiği
plane of focus n. odak düzlemi
chemical focus n. kimyasal odak
chemical focus n. kimyasal olarak en etkili ışınların görsel olarak etkili olanlardan ayrılarak bir araya getirildiği odak
auto-focus v. otomatik odaklamak
fixed focus adj. sabit odaklı
out-of-focus adj. odaklanmamış
Computer
subject focus n. konu alanı
2nd focus n. 2 odak
auto focus n. otomatik odak