fudging - Türkçe İngilizce Sözlük

fudging

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

fudging — Definition

Anlamı ve Tanımı:
şekerleme, uydurmak
Okunuş (IPA):
(AmE /fʌdʒ/ – BrE /fʌdʒ/)
Terim Türü:
İsim: fudge (fudges); Fiil: fudge (fudges – fudged – fudging)
Bir tür yoğun şekerlemeyi anlatmasının yanı sıra verileri veya gerçekleri kasıtlı olarak belirsizleştirmeyi ifade eden fiil kullanımına sahiptir. Kökeni muhtemelen 19. yüzyıl İngiliz argo kullanımına uzanan bu sözcük, tatlı bir nesneden etik açıdan kaypak bir eyleme uzanan anlam genişlemesi göstermiştir.
Eş Anlamlılar:
fabricate, candy
Zıt Anlamlılar:
clarify, truth

"fudging" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 61 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
fudge i. yumuşak ve çikolatalı şekerleme
Mix the ingredients of the fudge and put it in a microwave.
Yumuşak şekerlemenin malzemelerini karıştırın ve mikrodalgaya koyun.

More Sentences
fudge f. geçiştirmek
Carson kept fudging to answer why he left early.
Carson, neden erkenden çıktığı sorusunu geçiştirip durdu.

More Sentences
fudge f. sahtekarlık yapmak
It became clear that the company fudged their sale figures.
Şirketin satış rakamları üzerinde sahtekarlık yaptığı anlaşıldı.

More Sentences
fudge f. oynama yapmak
My career would be over if I fudged the numbers and got caught.
Rakamlarda oynama yaparsam ve yakalanırsam kariyerim biter.

More Sentences
fudge i. boş laf
fudge i. yalan
fudge i. bir çeşit yumuşak şekerleme
fudge i. göstermelik uzlaşma
fudge i. geçiştirilen konu
fudge i. boş lakırdı
fudge i. geçiştirip konuyu kapatma
fudge i. kuralların esnetilmesi
fudge i. laf-ı güzaf
fudge i. uzlaşmayı suiistimal etme
fudge f. kaçınmak
fudge f. ufak çapta bir yalan söylemek
fudge f. uyduruk kaydırık yapmak
fudge f. taklidini yapmak
fudge f. abartmak
fudge f. ufak bir hile yapmak
fudge f. baştan savma yapmak
fudge f. kesin bir tavır almamak
fudge f. uydurmak
fudge f. yarım yamalak yapmak
fudge f. biraz uydurmak
fudge f. sözünü tutmamak
fudge f. sınırı aşmak
fudge f. hile yapmak
fudge f. aldatmak
fudge f. savuşturmak
fudge f. beklenen performansı gösterememek
fudge f. gerçeği gizlemek
fudge f. atlatmak
fudge f. yerine getirememek
fudge f. yanlış izlenim vermek
fudge f. aptalca sözler etmek
fudge f. (misket oyununda) misketi gereğinden uzağa göndererek hile yapmak
fudge f. boş konuşmak
fudge f. temkinli davranmak
fudge f. yanlış yapmak
fudge f. bulanıklaştırmak
fudge f. becerememek
fudge f. gecikmeli olarak araya sıkıştırmak
fudge f. savsaklamak
fudge f. sonradan araya girmek
fudge f. süslemek
fudge ünl. saçma
fudge ünl. hay sıçayım
fudge ünl. lanet olsun
fudge ünl. kahretsin
fudge N. şekerleme
Medya
fudge i. (gazete sütunlarında) sonradan eklenecek gecikmeli haberlere ayrılan kutucuk
fudge i. geç haber kutucuğuna yerleştirilen metin
fudge i. geç yetişen haber
Boyacılık
fudge i. koyu kahverenginin bir tonu
Mutfak
fudge i. yiyeceklere dökülen yoğun aromalı çikolata sosu
fudge s. yoğun çikolata aroması olan
fudge s. şekerleme parçaları içeren
Matbaa
fudge f. (haberi) son dakikada eklemek
Eski Kullanım
fudge f. işe yaramak
fudge f. sonuç vermek

"fudging" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 53 sonuç

İngilizce Türkçe
Öbek Fiiller
fudge together f. gelişigüzel yapmak
fudge together f. acele yapıvermek
fudge together f. uyduruvermek
Konuşma Dili
oh fudge exclam. hay allah
oh fudge exclam. kahretsin
oh fudge exclam. tüh
Deyim
not give a flying fudge f. umrunda olmamak
fudge the issue f. bir işi/konuyu baştan savmak
fudge the issue f. bir işi yarım yamalak yapmak
fudge the issue f. bir işten/konudan kaytarmak
fudge the issue f. kaytarmak
fudge the issue f. bir işten/konudan kaçmak
fudge the issue f. bir işi/konuyu geçiştirmek
every good boy deserves fudge expr. baş harflerinden sol anahtarındaki notaları hatırlamak için uydurulmuş bir ipucu (e, g, b, d, f)
Teknik
fudge factor i. yanılma/hata payı
fudge factor i. düzeltme faktörü/payı
fudge wheel i. ayakkabı imalatında kayış dikişine benzer süsleme yapan bir tür alet
Mutfak
chocolate fudge i. çikolatalı şekerleme
hot fudge sauce i. sıcak çikolata sosu
divinity fudge i. yumurta beyazıyla hazırlanan beyaz ve kremamsı bir şekerleme
hot fudge i. sıcak ve yoğun çikolata sosu
fudge sauce i. yiyeceklere dökülen yoğun aromalı çikolata sosu
İstatistik
fudge factor i. düzeltme faktörü
fudge factor i. yanılma payı
Argo
fudge packer i. homoseksüel
fudge-head i. kalın kafalı
fudge packer i. homo
fudge packer i. nonoş
pack fudge f. anal seks yapmak
for fudge's sake expr. kahretsin
for fudge's sake expr. tanrı aşkına
for fudge's sake expr. lanet olsun
what the fudge exclam. vay anasını
what the fudge exclam. ne halt
what the fudge exclam. ne bok
what the fudge exclam. ha siktir
what the fudge exclam. lanet olsun
what the fudge exclam. hay lanet
what the fudge exclam. ne sikim
what the fudge exclam. siktir
what the fudge exclam. yok artık
what the fudge exclam. sikerler
what the fudge exclam. kahretsin
İngiliz Argosu
fudge packer i. gey
fudge packer i. ibne
fudge packer i. homo
fudge packer i. eşcinsel erkek
fudge nudger i. gey
fudge nudger i. homoseksüel
fudge nudger i. eşcinsel erkek
fudge nudger i. ibne
fudge packer i. homoseksüel
fudge nudger i. homo