| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | gag i. | şaka | ||
|
It's an old gag, but a good one. Eski bir şaka ama iyi bir şaka. More Sentences |
||||
| Genel | gag i. | tıkaç | ||
|
The bandits put a gag in his mouth. Haydutlar ağzına bir tıkaç koymuşlar. More Sentences |
||||
| Genel | gag f. | öğürmek | ||
|
Karyn gagged on the lamb meat. Karyn kuzu eti yüzünden öğürdü. More Sentences |
||||
| Genel | gag f. | susturmak | ||
|
It was a futile attempt for the mayor to gag the media. Belediye başkanının medyayı susturma çabası boşunaydı. More Sentences |
||||
| Genel | gag f. | ağzını tıkamak | ||
|
Dwyer thought gagging his brother with a towel was funny. Dwyer erkek kardeşinin ağzını bir havluyla tıkamanın eğlenceli olduğunu düşünüyordu. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | gag i. | fıkra | ||
|
He told a few gags, and everyone laughed. Birkaç fıkra anlattı ve herkes güldü. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | gag i. | şaka | ||
|
It's an old gag, but a good one. Eski bir şaka ama iyi bir şaka. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | gag i. | tıkaç | ||
|
The bandits put a gag in his mouth. Haydutlar ağzına bir tıkaç koymuşlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | gag i. | eğlence | ||
| Genel | gag i. | ameliyatta ağza takılan alet | ||
| Genel | gag i. | susturmak için ağıza sokulan tıkaç | ||
| Genel | gag i. | gülüt | ||
| Genel | gag i. | komik söz | ||
| Genel | gag i. | güldürücü şey | ||
| Genel | gag i. | ameliyatta ağıza takılan alet | ||
| Genel | gag i. | espri | ||
| Genel | gag i. | komik öykü | ||
| Genel | gag i. | ağız tıkacı | ||
| Genel | gag i. | mecliste konuşmaların son bulması | ||
| Genel | gag i. | kapanış (celse) | ||
| Genel | gag i. | çit | ||
| Genel | gag i. | ifade özgürlüğünü engelleyen şey | ||
| Genel | gag i. | iki ucunda halkalar olan gem | ||
| Genel | gag i. | demiryolu raylarını düzleştiren dolgu maddesi | ||
| Genel | gag i. | zımbanın çalışmasını önleyen aparat | ||
| Genel | gag f. | haberin yayılmasına engel olmak | ||
| Genel | gag f. | kusturmak | ||
| Genel | gag f. | komiklik yapmak | ||
| Genel | gag f. | espri yapmak | ||
| Genel | gag f. | kusacak gibi olmak | ||
| Genel | gag f. | konuşmasını önlemek | ||
| Genel | gag f. | (bir şeye) dayanamamak | ||
| Genel | gag f. | ağız açacağı ile ağzı açık tutmak | ||
| Genel | gag f. | (boru, vana) tıkamak | ||
| Genel | gag f. | ağzını kapamak | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | gag i. | bir konunun tartışılmasını yasaklayan emir veya kural | ||
| Demiryolu | ||||
| Demiryolu | gag f. | (rayları) dolgu maddesiyle düzleştirmek | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | gag i. | ağıza konulan kusturucu şey | ||
| Medikal | gag i. | üst sindirim sistemi spazmı | ||
| Medikal | gag f. | alet ile ağzını açık tutmak | ||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | gag i. | gag | ||
| Sinema | ||||
| Sinema | gag i. | gülüt | ||
| Argo | ||||
| Argo | gag f. | askere nefesi tükenene kadar egzersiz yaptırmak | ||
| Türkçe | İngilizce | |
|---|---|---|
| Tiyatro | ||
| Tiyatro | gag | gag i. |