gag - Türkçe İngilizce Sözlük

gag

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

gag — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ağzını kapamak, espri
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡæɡ/ – BrE /ɡæɡ/)
Terim Türü:
İsim: gag (gags); Fiil: gag (gags – gagged – gagging)
Birinin konuşmasını fiziksel ya da mecazî olarak engellemeyi veya kısa, beklenmedik bir espriyi anlatan çok anlamlı bir sözcüktür; bağlama göre bastırma ya da mizah işlevi taşır. Eski İngilizce gaggen ile ilişkilendirilen kökeni, boğma ve engelleme fikrini hem eylem hem anlatı düzeyinde birleştirir.
Eş Anlamlılar:
muzzle, joke
Zıt Anlamlılar:
allow, seriousness

"gag" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
gag i. şaka
It's an old gag, but a good one.
Eski bir şaka ama iyi bir şaka.

More Sentences
gag i. tıkaç
The bandits put a gag in his mouth.
Haydutlar ağzına bir tıkaç koymuşlar.

More Sentences
gag f. öğürmek
Karyn gagged on the lamb meat.
Karyn kuzu eti yüzünden öğürdü.

More Sentences
gag f. susturmak
It was a futile attempt for the mayor to gag the media.
Belediye başkanının medyayı susturma çabası boşunaydı.

More Sentences
gag f. ağzını tıkamak
Dwyer thought gagging his brother with a towel was funny.
Dwyer erkek kardeşinin ağzını bir havluyla tıkamanın eğlenceli olduğunu düşünüyordu.

More Sentences
Konuşma Dili
gag i. fıkra
He told a few gags, and everyone laughed.
Birkaç fıkra anlattı ve herkes güldü.

More Sentences
gag i. şaka
It's an old gag, but a good one.
Eski bir şaka ama iyi bir şaka.

More Sentences
Teknik
gag i. tıkaç
The bandits put a gag in his mouth.
Haydutlar ağzına bir tıkaç koymuşlar.

More Sentences
Genel
gag i. eğlence
gag i. ameliyatta ağza takılan alet
gag i. susturmak için ağıza sokulan tıkaç
gag i. gülüt
gag i. komik söz
gag i. güldürücü şey
gag i. ameliyatta ağıza takılan alet
gag i. espri
gag i. komik öykü
gag i. ağız tıkacı
gag i. mecliste konuşmaların son bulması
gag i. kapanış (celse)
gag i. çit
gag i. ifade özgürlüğünü engelleyen şey
gag i. iki ucunda halkalar olan gem
gag i. demiryolu raylarını düzleştiren dolgu maddesi
gag i. zımbanın çalışmasını önleyen aparat
gag f. haberin yayılmasına engel olmak
gag f. kusturmak
gag f. komiklik yapmak
gag f. espri yapmak
gag f. kusacak gibi olmak
gag f. konuşmasını önlemek
gag f. (bir şeye) dayanamamak
gag f. ağız açacağı ile ağzı açık tutmak
gag f. (boru, vana) tıkamak
gag f. ağzını kapamak
Hukuk
gag i. bir konunun tartışılmasını yasaklayan emir veya kural
Demiryolu
gag f. (rayları) dolgu maddesiyle düzleştirmek
Medikal
gag i. ağıza konulan kusturucu şey
gag i. üst sindirim sistemi spazmı
gag f. alet ile ağzını açık tutmak
Tiyatro
gag i. gag
Sinema
gag i. gülüt
Argo
gag f. askere nefesi tükenene kadar egzersiz yaptırmak

"gag" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Tiyatro
gag gag i.

"gag" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 51 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
gag-bit i. gem
sight gag i. görsel malzemelerle yapılan mizah
sight gag i. görsel şaka
ball gag i. ağız topu
gag runner i. atın boyunluğunda dizgini kontrol eden halka
gag rein i. atın ağzındaki gemi yukarı çekmek için kullanılan dizgin
gag on f. bir şey boğazını tıkamak
gag-toothed s. dişlek
Öbek Fiiller
gag on (something) f. (bir şey) boğazında kalmak
gag on (something) f. (bir şey) genzine kaçmak
gag on (something) f. (bir şey) boğazını tıkamak
Konuşma Dili
gag me with a spoon expr. iğrenç
gag me with a spoon expr. berbat
Deyim
running gag i. bir hikayede tekrar tekrar değinilen mizah unsuru
running gag i. bir hikayede tekrarlayan şaka
gag gift i. komik hediye
gag gift i. şaka hediyesi
gag gift i. dalga geçmek için/komiklik olsun diye alınan hediye
go along with the gag f. şakaya ortak olmak
go along with the gag f. şakayı devam ettirmek
Hukuk
gag order i. dava hakkında medyaya konuşmayı yasaklayan emir
gag law i. basın özgürlüğünü kısıtlayan mevzuat
Siyasal
gag law i. mecliste konuşma kuralı
gag rule i. mecliste konuşma kuralı
gag law i. mecliste konuşmayı sınırlandıran kural
gag rule i. mecliste konuşmayı sınırlandıran kural
gag laws i. basın özgürlüğünü kısıtlayan kanunlar
gag laws i. konuşma özgürlüğünü kısıtlayan kanunlar
gag resolution i. eskiden abd'de köleliğe karşı açılan davaların dikkate alınmamasına yönelik alınan kongre kararları
Teknik
gag press i. baskı basgacı
gag shear i. baskılı makas
plate shear gag i. levha makas baskısı
gag press i. doğrultma basgacı
gag press i. doğrultmaç
Medikal
gag reflex i. öğürme refleksi
Diş Hekimliği
mouth gag i. ağız açacağı
Gıda
gag (glycosaminoglycan) kısalt. glikozaminoglikan
Biyoloji
gag (group specific antigens) kısalt. gruba özgü antijenler
Deniz Biyolojisi
gag (mycteroperca microlepis) kısalt. küçük bir orfoz balığı
Tiyatro
gag line i. kahkaha attırmayı amaçlayan replik
Sinema
gag reel i. filmdeki çekim hataları
gag reel i. filmin sonunda gösterilen çekim hataları bölümü
gag reel i. çekim hatası/hataları
Argo
throat gag [uk] i. oral sekste penisin gırtlağa kadar girmesi
throat gag [uk] i. oral sekste kişinin penisinin partnerinin gırtlağından öğürme sesi çıkarması
throat gag [uk] i. sert içki
throat gag [uk] i. alkollü içecek
gag a maggot f. itici olmak
gag a maggot f. tiksindirici olmak
gag a maggot f. çok çirkin, tipsiz olmak
gag a maggot f. mide bulandırıcı olmak