| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | muzzle i. | ağız | ||
|
The mother dog raised her muzzle when she perceived the smell of the meat. Anne köpek etin kokusunu algıladığında ağzını yukarı kaldırdı. More Sentences |
||||
| Genel | muzzle i. | ağızlık | ||
|
She shouldn't have kept the muzzle on her dog the whole day. Köpeğinin ağızlığını bütün gün takmaması gerekirdi. More Sentences |
||||
| Genel | muzzle f. | ağızlık takmak | ||
|
Casey couldn't muzzle Rocket as he headed for the hills. Casey, tepelere doğru ilerleyen Roket'e ağızlık takamamış. More Sentences |
||||
| Genel | muzzle f. | susturmak | ||
|
There cannot be a better way of muzzling representatives of the public. Halkın temsilcilerini susturmanın daha iyi bir yolu olamaz. More Sentences |
||||
| Genel | muzzle f. | susturmak | ||
|
There cannot be a better way of muzzling representatives of the public. Halkın temsilcilerini susturmanın daha iyi bir yolu olamaz. More Sentences |
||||
| Genel | muzzle i. | ağızlık (köpek vb) | ||
| Genel | muzzle i. | hayvan burnu | ||
| Genel | muzzle i. | burunsalık | ||
| Genel | muzzle i. | hayvanın ağız ve burnu | ||
| Genel | muzzle i. | tüfek ağzı | ||
| Genel | muzzle i. | top/tüfek ağzı | ||
| Genel | muzzle i. | burunluk (hayvan) | ||
| Genel | muzzle i. | insan yüzü | ||
| Genel | muzzle i. | insan ağzı | ||
| Genel | muzzle i. | sansür | ||
| Genel | muzzle i. | baskı | ||
| Genel | muzzle i. | ifadeyi sınırlandıran şey | ||
| Genel | muzzle f. | ağzını bağlamak | ||
| Genel | muzzle f. | çanına ot tıkamak | ||
| Genel | muzzle f. | burunsalık takmak | ||
| Genel | muzzle f. | burunla eşmek | ||
| Genel | muzzle f. | burunla eşelemek | ||
| Genel | muzzle f. | burunla dürtmek | ||
| Genel | muzzle f. | burnunu sürtmek | ||
| Genel | muzzle f. | (yelkeni) dolamak | ||
| Genel | muzzle f. | (yelkeni) toplamak | ||
| Genel | muzzle f. | sansürlemek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | muzzle i. | namlu ağzı | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | muzzle i. | tüfek | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | muzzle i. | namlu ağzı | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | muzzle i. | alev gizleyen | ||
| Silah/Atıcılık | muzzle i. | namlu ucu | ||
| Silah/Atıcılık | muzzle i. | namlunun ön ucu | ||
| Silah/Atıcılık | muzzle i. | top ağzı | ||
| Silah/Atıcılık | muzzle f. | silahı doğrultmak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | muzzle i. | saban halkası | ||
| Eski Kullanım | muzzle i. | pulluk halkası | ||