| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | glamour i. | çekicilik | ||
|
Expensive clothes are a small part of the glamour. Pahalı kıyafetler çekiciliğin sadece küçük bir parçasıdır. More Sentences |
||||
| Genel | glamour i. | cazibe | ||
|
The actor has fallen into the glamour of Hollywood. Aktör Hollywood'un cazibesine kapıldı. More Sentences |
||||
| Genel | glamour i. | sahte cazibe | ||
| Genel | glamour i. | sihir | ||
| Genel | glamour i. | alım | ||
| Genel | glamour i. | büyü | ||
| Genel | glamour i. | romantik bir çekicilik | ||
| Genel | glamour i. | heyecan | ||
| Genel | glamour i. | macera | ||
| Genel | glamour i. | sıra dışı faaliyet | ||
| Genel | glamour i. | göz boyama | ||
| Genel | glamour i. | hokkabazlık | ||
| Genel | glamour f. | çekmek | ||
| Genel | glamour f. | büyülemek | ||
| Genel | glamour f. | romantik ve çekici bir hava vermek | ||
| Genel | glamour f. | göz alıcı hale getirmek | ||
| Genel | glamour f. | büyülemek | ||
| Genel | glamour f. | yüceltmek | ||
| Genel | glamour f. | romantikleştirmek | ||
| Genel | glamour s. | davetkar | ||
| Genel | glamour s. | cazibeli | ||
| Genel | glamour s. | göz alıcı | ||
| Genel | glamour N. | büyüleyicilik | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | glamour of the fame i. | şöhretin ihtişamı |
| Genel | glamour gift i. | büyüleme yeteneği |
| Genel | glamour girl i. | güzellik ve cazibe ile ilişkilendirilen kadın |
| Genel | glamour gift i. | cazibeli olma |
| Konuşma Dili | ||
| Konuşma Dili | glamour puss i. | yüzü güzel kimse |
| Deyim | ||
| Deyim | a glamour puss i. | şık ve güzel kadın |
| Deyim | a glamour girl i. | şık ve güzel kadın |
| Deyim | a glamour girl i. | alımlı kız |
| Deyim | a glamour puss i. | alımlı kız |
| Ticaret/Ekonomi | ||
| Ticaret/Ekonomi | glamour stock i. | değeri yükselen ve çok sayıda yatırımcıyı kendine çeken popüler hisse senedi |