| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | hull i. | kabuk (ceviz/fıstık/bezelye vb) | ||
|
Cocoa hulls are beneficial for the soil. Kakao kabuğu toprak için yararlıdır. More Sentences |
||||
| Genel | hull i. | tekne | ||
|
The explosion was so powerful that the hull almost broke in two. Patlama öylesine güçlüydü ki, tekne neredeyse ikiye ayrılıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | hull i. | gövde | ||
|
For this reason, this new proposal is particularly appropriate given the much-vaunted requirement for double hulls. Bu nedenle, bu yeni öneri, çok övülen çift gövde gerekliliği göz önüne alındığında özellikle uygundur. More Sentences |
||||
| Genel | hull f. | kabuğunu soymak | ||
|
The farmers hulled walnuts after the harvest. Çiftçiler hasattan sonra cevizlerin kabuklarını soydular. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | hull f. | kabuğunu soymak | ||
|
The farmers hulled walnuts after the harvest. Çiftçiler hasattan sonra cevizlerin kabuklarını soydular. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | hull i. | gemi gövdesi | ||
|
A rock tore the hull of the ship. Bir kaya geminin gövdesini yardı. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | hull i. | gövde | ||
|
For this reason, this new proposal is particularly appropriate given the much-vaunted requirement for double hulls. Bu nedenle, bu yeni öneri, çok övülen çift gövde gerekliliği göz önüne alındığında özellikle uygundur. More Sentences |
||||
| Denizcilik | hull i. | tekne | ||
|
The explosion was so powerful that the hull almost broke in two. Patlama öylesine güçlüydü ki, tekne neredeyse ikiye ayrılıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | hull i. | türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap | ||
| Genel | hull i. | zarf | ||
| Genel | hull i. | çerez kabuğu | ||
| Genel | hull i. | kabuk | ||
| Genel | hull i. | çanak | ||
| Genel | hull f. | kabuğunu çıkarmak | ||
| Genel | hull f. | kabuğunu ayıklamak (içini çıkarmak için ceviz/fıstık/bezelye vb'nin) | ||
| Genel | hull f. | (meyvenin) kalisksini soymak | ||
| Genel | hull f. | (top atışı ile) geminin gövdesini vurmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | hull i. | gemi teknesi | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | hull i. | kabuk | ||
| Teknik | hull i. | tekne gövdesi | ||
| Teknik | hull i. | roketin dış gövdesi | ||
| Teknik | hull i. | güdümlü füzenin dış gövdesi | ||
| Teknik | hull i. | deniz uçağının su ile teması sırasında kaldırma gücünü sağlayan ve ana taşıyıcı yüzeyleri içeren bölümü | ||
| Teknik | hull i. | iskeletli hava gemisinin gaz balonlarını içeren ve arabalar ile ekipmanı destekleyen kapalı yapısı | ||
| Teknik | hull i. | taşıtın zırhla kaplı gövdesi | ||
| Teknik | hull i. | kartuş | ||
| Teknik | hull i. | fişek | ||
| Teknik | hull i. | kovan | ||
| Teknik | hull i. | boş mühimmat kovanı | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | hull i. | hava aracı gövdesi | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | hull i. | gemi teknesi | ||
| Denizcilik | hull i. | geminin gövde kısmı | ||
| Denizcilik | hull i. | geminin su içinde yüzen kısmı | ||
| Denizcilik | hull i. | gemi omurgası | ||
| Denizcilik | hull i. | karina | ||
| Denizcilik | hull i. | tekne (geminin temel bölümü) | ||
| Denizcilik | hull f. | (aracın) gövdesini delmek | ||
| Denizcilik | hull f. | yelkenler inik şekilde sürüklenmek | ||
| Denizcilik | hull f. | yelkenler inikken su yüzünde gitmek | ||
| Denizcilik | hull f. | tüm yelkenleri indirip dümeni belirli bir yöne sabitlemek | ||
| Zooloji | ||||
| Zooloji | hull i. | kabuklu hayvanın kabuğu | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | hull i. | çilek gibi meyvelerde görülen, genellikle yeşil olup kolaylıkla ayrılabilen daimi kaliks | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | hull i. | wisconsin eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Coğrafya | hull i. | iowa eyaletinde şehir | ||
| Coğrafya | hull i. | georgia eyaletinde şehir | ||
| Coğrafya | hull i. | massachusetts eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Coğrafya | hull i. | illinois eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Coğrafya | hull i. | kingston upon hull | ||
| Coğrafya | hull i. | kuzeydoğu-orta ingiltere'de kuzey kıyısında bir kent | ||
| Coğrafya | hull i. | güneydoğu kanada'da bir kent | ||
| Jeoloji | ||||
| Jeoloji | hull i. | toprak partikülünü kaplayan ince su tabakası | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | hull i. | atılmış veya boş kovan | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | hull f. | başıboş gezmek | ||
| Eski Kullanım | hull f. | aylaklıkla zaman geçirmek | ||
| Eski Kullanım | hull f. | başıboş gezerek vakit kaybetmek | ||
| Türkçe | İngilizce | |
|---|---|---|
| Coğrafya | ||
| Coğrafya | hull | kingston-upon-hull i. |