insinuated - Türkçe İngilizce Sözlük

insinuated

insinuated — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ima etmek, sokuşturmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪnˈsɪnjueɪt/ – BrE /ɪnˈsɪnjʊeɪt/)
Terim Türü:
Fiil: insinuate (insinuates – insinuated – insinuating)
Bir düşünceyi veya suçlamayı doğrudan dile getirmeden, dolaylı ve örtük biçimde aktarmayı ifade eden fiildir; bu nedenle insinuate, belirsizlik yaratarak etki kurma stratejisini içerir. Latince insinuare fiilinin “yavaşça içeri sokmak” anlam alanı, modern dilde psikolojik ve retorik manevraları açıklar.
Eş Anlamlılar:
imply, hint, suggest
Zıt Anlamlılar:
state, declare, assert

"insinuated" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
insinuate f. sızmak
You should insinuate your way into his council.
Onun meclisine sızman gerekiyor.

More Sentences
insinuate f. ima etmek
Is your mother insinuating that I am part of this scheme?
Annen bu dalaverede benim parmağım olduğunu mu ima ediyor?

More Sentences
insinuate f. demek istemek (kötü bir şey)
insinuate f. üstü kapalı söylemek (kötü bir şeyi)
insinuate f. demeye getirmek
insinuate f. anıştırmak
insinuate f. çaktırmadan kabul ettirmek
insinuate f. üstü kapalı söylemek
insinuate f. demek istemek
insinuate f. kurnazca yakınlaşmak
insinuate f. çıtlatmak
insinuate f. kinaye etmek
insinuate f. kinaye yapmak
insinuate f. yavaş yavaş girmek
insinuate f. girmek
insinuate f. sokuşturmak
Hukuk
insinuate f. ihsas etmek
insinuate f. (roma hukukunda) kaydetmek
insinuate f. (roma hukukunda) kayıt davası açmak
Eski Kullanım
insinuate f. (birine) yaranmak
insinuate f. (kendini) sevdirmek
insinuate f. (birinin) gözüne girmek
insinuate f. sinsice gözüne girmeye çalışmak

"insinuated" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
insinuate oneself into f. sinsice tavlamaya çalışmak
insinuate oneself into f. sinsice sızmaya çalışmak
insinuate oneself into f. sinsice gözüne girmeye çalışmak
insinuate oneself into f. sinsice girmeye çalışmak
insinuate [obsolete] f. kurnaz veya dolaylı yollarla bir şeye çekmek
Öbek Fiiller
insinuate (oneself) into (something) f. (kendini bir şeyin) içine sızdırmak
insinuate (oneself) into (something) f. (kendini sinsice bir şeyin) içine sokmak/sokmaya çalışmak
Deyim
insinuate one's way into f. içeri sızmak