known - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

known

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"known" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
known s. bilinen
General
known i. bilindik
known i. bilinen miktar
known s. muayyen
known s. bildik
known s. belli
known s. malum
known s. tanınmış
known s. sayılı
known s. ünlü
known s. bilinilen
Technical
known s. beklenen
known s. bilinen

"known" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 271 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
be known f. tanınmak
well-known s. tanınmış
General
make known f. sızdırmak
become known f. aksetmek
be known f. bilinmek
make known f. bilinir hale getirmek
become known f. açığa çıkmak
make known f. ilan etmek
become known f. bilinir hale gelmek
be known f. tanınmak
be known by the public f. kamuoyunca bilinmek
be known by different names f. farklı isimlerle anılmak
be well-known f. tanınmak
make oneself known f. kendini tanıtmak
be best known for one’s f. bir şeyiyle anılmak
be well-known with its f. ile meşhur olmak
be well-known with its f. ile bilinmek
make widely known f. yayınlamak
make widely known f. tanıtmak
make widely known f. sergilemek
come to be known f. bilinmeye/tanınmaya başlamak
come to be known f. bilinmek
come to be known f. tanınmak
come to be known f. bilinegelmek
come to be known f. tanınagelmek
become known as f. olarak bilinmeye başlamak
become known as f. olarak tanınmak
be used to be known as f. eskiden -e olarak tanınmak/bilinmek
be known for one's something f. ...ile meşhur/tanınmış/meşhur olmak
make known publicly f. halka/millete duyurmak
make known publicly f. kamuoyuna bildirmek/ilan etmek/beyan etmek
be known all over the world f. bütün dünyada bilinmek
become known f. tanınır hale gelmek
known volume i. belirli hacim
formerly known as i. önceden ..olarak bilenen
known company i. tanıdık şirket
known firm i. tanıdık firma
known company i. tanıdık firma
known firm i. tanıdık şirket
first known study i. bilinen ilk çalışma
a known fact i. bilinen bir gerçek
a well-known member i. ünlü bir üye
a well-known member i. tanınmış bir üye
well-known figure i. meşhur kişi
a well-known businesswoman i. tanınmış bir iş kadını
known error i. bilinen hata
making known i. bilgiyi aktaran veya yayan konuşma eylemi
known throughout the nation s. tüm ülkede tanınan
worldwide known s. dünyaca ünlü
well known s. ünlü
known as s. gibi bilinen
globally known s. tüm dünyaca tanınan
globally known s. dünyaca tanınan
world wide known s. dünyaca bilinen
globally known s. tüm dünyaca bilinen
worldwide known s. tüm dünyanın bildiği
globally known s. dünyaca bilinen
world wide known s. tüm dünyaca tanınan
world wide known s. dünyaca tanınan
world wide known s. dünya çapında bilinen
world wide known s. tüm dünyanın bildiği
world wide known s. tüm dünyaca bilinen
worldwide known s. dünyaca bilinen
worldwide known s. dünyaca tanınan
globally known s. tüm dünyanın bildiği
worldwide known s. tüm dünyaca tanınan
globally known s. dünya çapında bilinen
worldwide known s. dünya çapında bilinen
worldwide known s. tüm dünyaca bilinen
globally known s. dünyaca ünlü
world wide known s. dünyaca ünlü
most known s. en çok bilinen
best-known s. en bilindik
not well-known s. adı belirsiz
well-known s. tanınmış
well-known s. herkesçe malum
well-known s. ünlü
well-known s. iyi bilinen
well-known s. maruf
well-known s. sanlı
well-known s. meşhur
as yet little known s. az tanınan adı pek duyulmamış
best known as s. daha çok bilinen adıyla
well-known s. ünü yayılmış
easily known s. kolayca tanınan/bilinen
last known s. son bilinen
long-known s. uzun süredir bilinen
known as s. olarak bilinen
as yet little known s. adı pek duyulmamış
as yet little known s. az tanınan
well known s. iyi bilinen
known for s. ile tanınan
lesser-known s. az bilinen
most known s. en bilindik
better-known s. daha fazla tanınan
better-known s. daha meşhur olan
little-known s. fazla bilinmeyen
little-known s. ünlü olmayan
by one's well-known ownname zf. adıyla şanıyla
better known as ed. daha çok bilinen adıyla
wk (well-known) kısalt. tanınmış
wk (well-known) kısalt. iyi bilinen
wk (well-known) kısalt. meşhur
Phrases
make it known that… f. '-i duyurmak
let it be known that… f. '-in duyulmasını/bilinmesini sağlamak
let it be known that… f. '-i biri aracılığıyla bildirmek/duyurmak
let it be known that… f. '-i iletmek
let it be known that… f. '-in duyulduğundan/bilindiğinden emin olmak
let it be known that… f. -i bildirmek
let it be known that… f. '-i duyurmak
make it known that… f. '-i biri aracılığıyla bildirmek/duyurmak
make it known that… f. '-i iletmek
make it known that… f. '-in duyulmasını/bilinmesini sağlamak
make it known that… f. '-in duyulduğundan/bilindiğinden emin olmak
make it known that… f. -i bildirmek
as is known expr. bilindiği gibi
as is known expr. bilindiği üzere
as far as is known expr. bilindiği kadarıyla
I would have known you know that expr. şunu bilmelisin ki
I would have known you know that expr. şunu bilmiş ol ki
for as long as I've known expr. oldum olası
it must be known that expr. bilinmelidir ki
more widely known as expr. daha çok bilinen adıyla
as it is well known expr. iyi bilindiği üzere
as it is well known expr. iyi bilindiği gibi
if the truth were known expr. doğruyu/gerçeği söylemek gerekirse
known all men by these presents that expr. işbu belgeyle herkes bilmelidir ki
as is known to all expr. herkesçe bilindiği gibi
as is known to all expr. herkesçe bilindiği üzere
be it known that expr. bilinmelidir ki
the cause of the fire is not known at this stage expr. yangının nedeni bu aşamada bilinmiyor
also known as expr. nam-ı diğer
it has been long known expr. öteden beri bilinmektedir
not yet known expr. henüz bilinmiyor
it's known for expr. bilinir
also known as expr. ayrıca şöyle bilinir
fka (formerly known as) expr. eski adıyla
if truth be known expr. aslına bakılırsa
for reasons best known to himself (or herself) expr. kendince nedenleri olsa gerek
for reasons best known to himself (or herself) expr. nedenini anlamadım ama
for reasons best known to himself (or herself) expr. bir nedenle
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. neden bilmem
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. kendince nedenleri vardır herhalde
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. kendince nedenleri olsa gerek
for reasons best known to himself (or herself) expr. kendince nedenleri vardır herhalde
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. nedenini anlamadım ama
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. nedenini bir tek kendi bilir
for reasons best known to himself (or herself) expr. neden bilmem
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. bir nedenle
for reasons best known to himself (or herself) expr. nedenini bir tek kendi bilir
for reasons best known to himself (or herself) expr. allah bilir neden
for some reasons best known to himself/herself expr. kim bilir niye
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. bilinmeyen/bilmediğim bir sebepten dolayı
for reasons best known to himself (or herself) expr. nedendir bilinmez
for some reasons best known to himself/herself expr. allah bilir neden
for reasons best known to himself (or herself) expr. nedenini ancak kendi bilir
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. kendine göre/kendince bir sebepten dolayı
for reasons best known to himself (or herself) expr. anlaşılmayan bir sebepten dolayı
for a reason best known to himself/herself expr. allah bilir neden
for some reasons best known to himself/herself expr. nedendir bilinmez
for a reason best known to himself/herself expr. kim bilir niye
for a reason best known to himself/herself expr. nedendir bilinmez
for some reason best known to himself/herself expr. kim bilir niye
for some reason best known to himself/herself expr. allah bilir neden
for some reason best known to himself/herself expr. nedendir bilinmez
Proverb
tree is known by its fruit ayinesi iştir adamın lafa bakılmaz
man is known by the company he keeps bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
tree is known by its fruit ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
a tree is known by its fruit, a man by his deeds dene altını mihenk taşında, dene insanı iş başında
a tree is known by its fruit dene altını mihenk taşında, dene insanı iş başında
a tree is known by its fruit, a man by his deeds ağaç meyvesinden bellidir
a tree is known by its fruit, a man by his deeds ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
a tree is known by its fruit ağaç meyvesinden bellidir
a tree is known by its fruit ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Colloquial
not match any known creatures f. bilinen hiçbir canlıyla uymamak
let their presence be known f. kendilerini göstermek
formerly known as f. eskiden -e olarak tanınmak/bilinmek
let it be known expr. bilinmelidir ki
let it be known expr. bilinmesi gerekir ki
(if the) truth be known expr. itiraf etmek gerekirse
(if the) truth be known expr. dürüst olmak gerekirse
(if the) truth be known expr. aslında
(if the) truth be known expr. açıkça söylemek gerekirse
Idioms
make one’s presence known f. kendini göstermek
have known better days f. (artık) eskimiş olmak
have known better days f. daha iyi günler görmüş olmak
have known better days f. (artık) külüstüre çıkıyor olmak
have known better days f. (şimdi) eski püskü/kötü durumda/külüstür olmak
have known better days f. eskisi kadar/gibi iyi durumda/varlıklı olmamak
have known better days f. eskiden daha iyi/daha varlıklı olmak
known quantity i. (özellikle davranışları/kişiliği diğerlerince) bildik/bilindik
man is known by the company he keeps expr. arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
a man is known by the company he keeps expr. arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim
tree is known by its fruit expr. ağaç meyvesinden bellidir
if the truth be known expr. doğrusu
if the truth be known expr. doğrusunu söylemek gerekirse
if truth be known expr. doğrusu
if truth be known expr. doğrusunu söylemek gerekirse
truth be known expr. doğrusunu söylemek gerekirse
Speaking
for as long as I've known myself expr. kendimi bildim bileli
had I known expr. bilseydim
he should have known better than to do it expr. o işi yapmayacak kadar aklı olmalıydı
had known it was coming expr. eninde sonunda olacağını biliyordu
if the truth were known expr. aslına bakılırsa
had known it was coming expr. bunun/böyle olacağı belliydi
I've known you a long time expr. seni uzun zamandır tanıyorum
how long have you known? expr. ne zamandır biliyorsun?
I've known you a long time expr. seni uzun zamandır tanırım
I've always known it expr. bunu hep biliyordum
how long have you known her/him? expr. onu ne kadardır tanıyorsun?
I've known this man for five years expr. bu adamı beş yıldır tanırım
I've known this man for 5 years expr. bu adamı beş yıldır tanırım
I've known you for 20 years expr. seni 20 yıldır tanırım
I've known him for three years expr. onu üç yıldan beri tanıyorum
I've known him for 3 years expr. onu üç senedir tanıyorum
I have known him for 3 years expr. onu üç senedir tanıyorum
I have known him for three years expr. onu üç senedir tanıyorum
I've known him for three years expr. onu üç yıldır tanıyorum
I've known him for 3 years expr. onu 3 yıldan beri tanıyorum
I have known him for three years expr. onu üç yıldır tanıyorum
I have known him for three years expr. onu 3 yıldan beri tanıyorum
I've known him for three years expr. onu üç senedir tanıyorum
I've known him for three years expr. onu 3 yıldan beri tanıyorum
I have known him for 3 years expr. onu üç yıldır tanıyorum
I have known him for 3 years expr. onu 3 yıldan beri tanıyorum
I've known him for 3 years expr. onu üç yıldan beri tanıyorum
I have known him for three years expr. onu üç yıldan beri tanıyorum
I have known him for 3 years expr. onu üç yıldan beri tanıyorum
I've known him for 3 years expr. onu üç yıldır tanıyorum
we've known each other for a long time expr. birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz
I have known him since he was little expr. onu küçüklüğünden beri tanırım
I should've known he was in trouble expr. onun başının belada olduğunu bilmeliydim
how long have you known him? expr. onu ne kadardır tanıyorsun?
he's known us since we were kids expr. bizi çocukluğumuzdan beri tanır
we've have known each other for 10 years expr. 10 yıldır tanışıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. on yıldır tanışıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. birbirimizi on yıldır tanıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. birbirimizi 10 yıldır tanıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. 10 senedir tanışıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. on senedir tanışıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. birbirimizi on senedir tanıyoruz
we've have known each other for 10 years expr. birbirimizi 10 senedir tanıyoruz
I have known them for years expr. yıllardır tanırım onları
Trade/Economic
provisions for known liabilities i. borç ve gider karşılıkları
other provisions for known but undetermined liabilities and unrealized expenses i. diğer borç ve gider karşılıkları
provisions for known liabilities and unrealized estimated expenses i. borçlar ve gider karşılıkları
other provisions for known but undetermined liabilities and unrealized expenses i. diğer borç ve gider karşılıklar
well-known brand i. tanınmış marka
well-known mark i. tanınmış marka
all to whom these presents may come be seen or known expr. işbu belgelerin ibraz edileceği tüm kişi ve/veya kuruluşların dikkatine
all to whom these presents may come be seen or known expr. bu belgeleri tebellüğ eden herkesin dikkatine
Law
fail to inform the known crime to competent authority f. öğrenilen suçu salahiyettar makama bildirmemek
defects known by buyer i. alıcının bildiği ayıplar
Politics
known reserve i. bilinen rezerv
stating the known facts i. malumun ilamı
Insurance
known loss i. taraflardan her ikisi tarafından bilinen hasar
Technical
last known good configuration i. son iyi yapılandırma
known effective sound pressure level i. bilinen etkin ses basınç seviyesi
known element i. bilinen element
Informatics
known-plaintext attack i. açık belgeyle şifre kırma
Aeronautic
known traffic i. tanımlı trafik
Math
the known i. bilinen
known quantity i. bilinen çokluk
known quantities i. değeri verilen çokluklar
Education
from the known to the unknown expr. bilinenden bilinmeyene
Military
known distance range i. mesafeleri belli atış sahası
known datum point i. bilinen başlangıç noktası
known distance firing i. belli mesafe atışı
Abbreviation
aka (also known as) expr. namı diğer
Ottoman Turkish
also known as expr. nam-ı müstear
Slang
a.k.a (also known as) expr. bu isim altında da tanınan