known - Türkçe İngilizce Sözlük

known

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

known — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bilinen, tanınmış
Okunuş (IPA):
(AmE /noʊn/ – BrE /nəʊn/)
Terim Türü:
Sıfat
Farkındalık veya tanınırlık kazanmış durumu anlatan sözcüktür; bu nedenle known, açıklık ve kabul edilmişlik anlamına gelir. Know fiilinin geçmiş ortaç biçimidir; modern dilde sıfat işlevi görür.
Eş Anlamlılar:
recognized
Zıt Anlamlılar:
unknown

"known" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
known s. bilinen
Mr. Castro is known for his dedication and mental stamina.
Bay Castro özverisi ve zihinsel dayanıklılığıyla bilinen biri.

More Sentences
Genel
known s. belli
The results will be known tomorrow in the morning.
Sonuçlar yarın sabah belli olacak.

More Sentences
known s. bildik
Storm Reid has known she wanted to be an actress since she was just three years old.
Storm Reid üç yaşından beri oyuncu olmak istediğini biliyordu.

More Sentences
known s. tanınmış
One of the criminals has turned out to be a known terrorist.
Suçlulardan birinin tanınmış bir terörist olduğu ortaya çıktı.

More Sentences
known s. ünlü
New York City is known for its tall buildings.
New York şehri yüksek binalarıyla ünlüdür.

More Sentences
Teknik
known s. bilinen
Mr. Castro is known for his dedication and mental stamina.
Bay Castro özverisi ve zihinsel dayanıklılığıyla bilinen biri.

More Sentences
Genel
known i. bilindik
known i. bilinen miktar
known s. muayyen
known s. malum
known s. sayılı
known s. bilinilen
Teknik
known s. beklenen

"known" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
being known i. bilinme
be known f. tanınmak
well-known s. tanınmış
Genel
known volume i. belirli hacim
formerly known as i. önceden ..olarak bilenen
known company i. tanıdık şirket
known company i. tanıdık firma
known firm i. tanıdık şirket
known firm i. tanıdık firma
first known study i. bilinen ilk çalışma
a known fact i. bilinen bir gerçek
a well-known member i. tanınmış bir üye
a well-known member i. ünlü bir üye
well-known figure i. meşhur kişi
a well-known businesswoman i. tanınmış bir iş kadını
known error i. bilinen hata
making known i. bilgiyi aktaran veya yayan konuşma eylemi
being known i. bilinme
be known f. tanınmak
become known f. aksetmek
make known f. ilan etmek
be known f. bilinmek
become known f. açığa çıkmak
make known f. sızdırmak
become known f. bilinir hale gelmek
make known f. bilinir hale getirmek
be known by the public f. kamuoyunca bilinmek
be known by different names f. farklı isimlerle anılmak
be well-known f. tanınmak
make oneself known f. kendini tanıtmak
be best known for one’s f. bir şeyiyle anılmak
be well-known with its f. ile meşhur olmak
be well-known with its f. ile bilinmek
make widely known f. yayınlamak
make widely known f. tanıtmak
make widely known f. sergilemek
come to be known f. bilinmeye/tanınmaya başlamak
come to be known f. bilinmek
come to be known f. tanınmak
come to be known f. bilinegelmek
come to be known f. tanınagelmek
become known as f. olarak bilinmeye başlamak
become known as f. olarak tanınmak
be used to be known as f. eskiden -e olarak tanınmak/bilinmek
be known for one's something f. ...ile meşhur/tanınmış/meşhur olmak
make known publicly f. halka/millete duyurmak
make known publicly f. kamuoyuna bildirmek/ilan etmek/beyan etmek
be known all over the world f. bütün dünyada bilinmek
become known f. tanınır hale gelmek
known throughout the nation s. tüm ülkede tanınan
worldwide known s. dünyaca ünlü
well known s. ünlü
known as s. gibi bilinen
globally known s. tüm dünyaca tanınan
globally known s. dünyaca tanınan
globally known s. dünya çapında bilinen
globally known s. dünyaca bilinen
world wide known s. dünya çapında bilinen
worldwide known s. tüm dünyaca bilinen
world wide known s. tüm dünyaca tanınan
world wide known s. dünyaca tanınan
worldwide known s. tüm dünyanın bildiği
worldwide known s. dünyaca bilinen
globally known s. dünyaca ünlü
worldwide known s. dünyaca tanınan
globally known s. tüm dünyaca bilinen
worldwide known s. tüm dünyaca tanınan
worldwide known s. dünya çapında bilinen
world wide known s. tüm dünyaca bilinen
world wide known s. dünyaca ünlü
globally known s. tüm dünyanın bildiği
world wide known s. dünyaca bilinen
world wide known s. tüm dünyanın bildiği
most known s. en çok bilinen
best-known s. en bilindik
not well-known s. adı belirsiz
well-known s. iyi bilinen
well-known s. sanlı
well-known s. herkesçe malum
well-known s. meşhur
well-known s. tanınmış
well-known s. ünlü
well-known s. maruf
as yet little known s. az tanınan adı pek duyulmamış
best known as s. daha çok bilinen adıyla
well-known s. ünü yayılmış
easily known s. kolayca tanınan/bilinen
last known s. son bilinen
long-known s. uzun süredir bilinen
known as s. olarak bilinen
as yet little known s. adı pek duyulmamış
as yet little known s. az tanınan
well known s. iyi bilinen
known for s. ile tanınan
lesser-known s. az bilinen
most known s. en bilindik
better-known s. daha fazla tanınan
better-known s. daha meşhur olan
little-known s. ünlü olmayan
little-known s. fazla bilinmeyen
by one's well-known ownname zf. adıyla şanıyla
better known as ed. daha çok bilinen adıyla
wk (well-known) kısalt. iyi bilinen
wk (well-known) kısalt. meşhur
wk (well-known) kısalt. tanınmış
f/k/a (formerly known as) kısalt. daha önce ... olarak bilinen
İfadeler
make it known that… f. '-in duyulduğundan/bilindiğinden emin olmak
let it be known that… f. '-i iletmek
make it known that… f. '-in duyulmasını/bilinmesini sağlamak
let it be known that… f. '-i duyurmak
let it be known that… f. '-i biri aracılığıyla bildirmek/duyurmak
let it be known that… f. '-in duyulduğundan/bilindiğinden emin olmak
make it known that… f. '-i iletmek
let it be known that… f. '-in duyulmasını/bilinmesini sağlamak
make it known that… f. '-i biri aracılığıyla bildirmek/duyurmak
make it known that… f. -i bildirmek
let it be known that… f. -i bildirmek
make it known that… f. '-i duyurmak
as far as is known expr. bilindiği kadarıyla
as is known expr. bilindiği gibi
as is known expr. bilindiği üzere
I would have known you know that expr. şunu bilmelisin ki
I would have known you know that expr. şunu bilmiş ol ki
for as long as I've known expr. oldum olası
it must be known that expr. bilinmelidir ki
more widely known as expr. daha çok bilinen adıyla
as it is well known expr. iyi bilindiği üzere
as it is well known expr. iyi bilindiği gibi
if the truth were known expr. doğruyu/gerçeği söylemek gerekirse
known all men by these presents that expr. işbu belgeyle herkes bilmelidir ki
as is known to all expr. herkesçe bilindiği üzere
as is known to all expr. herkesçe bilindiği gibi
be it known that expr. bilinmelidir ki
the cause of the fire is not known at this stage expr. yangının nedeni bu aşamada bilinmiyor
also known as expr. nam-ı diğer
it has been long known expr. öteden beri bilinmektedir
not yet known expr. henüz bilinmiyor
it's known for expr. bilinir
also known as expr. ayrıca şöyle bilinir
fka (formerly known as) expr. eski adıyla
if truth be known expr. aslına bakılırsa
for reasons best known to himself (or herself) expr. nedenini bir tek kendi bilir
for reasons best known to himself (or herself) expr. kendince nedenleri vardır herhalde
for reasons best known to himself (or herself) expr. neden bilmem
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. neden bilmem
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. kendince nedenleri vardır herhalde
for reasons best known to himself (or herself) expr. nedenini anlamadım ama
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. bir nedenle
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. nedenini anlamadım ama
for (a/some) reason(s) best known to (oneself) expr. nedenini bir tek kendi bilir