| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | listen f. | dinlemek | ||
|
I warned her, but she didn't listen to me. Onu uyardım ama beni dinlemedi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | listen f. | kulak asmak | ||
|
Unfortunately, she has not listened to that advice. Ne yazık ki bu tavsiyeye kulak asmadı. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | listen f. | dinlenmek | ||
|
The speech of the scholar is well worth listening to. Bilginin konuşması dinlenmeye değer. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | listen f. | kulak vermek | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | listen expr. | dinle | ||