dinlemek - Türkçe İngilizce Sözlük

dinlemek

"dinlemek" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 26 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dinlemek listen to f.
I expect them to respect democracy and to listen, listen to their people.
Demokrasiye saygı göstermelerini ve halklarını dinlemelerini bekliyorum.

More Sentences
dinlemek listen f.
I warned her, but she didn't listen to me.
Onu uyardım ama beni dinlemedi.

More Sentences
Genel
dinlemek follow f.
What I say now I say also with those in mind who dared not follow their conscience.
Şimdi söylediklerimi, vicdanlarının sesini dinlemeye cesaret edemeyenleri de düşünerek söylüyorum.

More Sentences
dinlemek hear f.
The court will hear the parties next week.
Mahkeme gelecek hafta tarafları dinleyecek.

More Sentences
dinlemek attend f.
Many persons were attending the conference.
Konferansı çok sayıda kişi dinliyordu.

More Sentences
dinlemek listen to f.
I expect them to respect democracy and to listen, listen to their people.
Demokrasiye saygı göstermelerini ve halklarını dinlemelerini bekliyorum.

More Sentences
dinlemek pay attention to f.
Don't pay attention to him.
Onu dinlemeyin.

More Sentences
dinlemek heed f.
We should heed him.
Onu dinlemeliyiz.

More Sentences
Öbek Fiiller
dinlemek hear from f.
Throughout this debate, we have heard from many speakers and it is quite clear there are different views.
Bu tartışma boyunca birçok konuşmacıyı dinledik ve farklı görüşler olduğu oldukça açık.

More Sentences
Hukuk
dinlemek hear f.
The court will hear the parties next week.
Mahkeme gelecek hafta tarafları dinleyecek.

More Sentences
Genel
dinlemek lend one's ear f.
dinlemek entendre (fr) f.
dinlemek audit f.
dinlemek regard f.
dinlemek give ear to f.
dinlemek lend an ear f.
dinlemek hark f.
dinlemek obey f.
dinlemek list f.
Konuşma Dili
dinlemek take to heart f.
Deyim
dinlemek give audience f.
Medikal
dinlemek auscultate f.
Eski Kullanım
dinlemek tend f.
dinlemek lithe f.
dinlemek hearken f.
dinlemek harken f.

"dinlemek" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
(konuşmaları) gizlice dinlemek eavesdrop f.
Genel
konuşmaları gizlice dinlemek için telefon hattına takılan aygıt wiretap i.
konuşmaları gizlice dinlemek için telefon hattına tel bağlama wiretap i.
kız arkadaşın anlattıklarını dinlemek için oynanan oyunu durdurma girlfriend button i.
duvarların arkasını dinlemek için kullanılan kontak mikrofon spike mike i.
sözünü dinlemek mind f.
gizlice dinlemek spy on somebody f.
can kulağıyla dinlemek breathe in f.
büyük bir zevkle dinlemek slaver over f.
laf dinlemek listen to advice f.
laf dinlemek listen to reason f.
tel bağlayarak konuşmalarını gizlice dinlemek (telefon hattına) wiretap f.
sonuna kadar dinlemek hear out f.
gizlice dinlemek eavesdrop f.
ağzı açık dinlemek hang on somebody's words f.
konuşmaları gizlice dinlemek için telefon hattına tel bağlamak wiretap f.
telsiz/yayın dinlemek listen in f.
başını dinlemek live quietly f.
birinin sözünü dinlemek take someone's advice f.
söz dinlemek listen to advice f.
gizlice dinlemek spy upon f.
can kulağı ile dinlemek breathe in f.
başkasının konuşmasını dinlemek listen in f.
telefon dinlemek monitor a phone call f.
büyük bir zevkle dinlemek drink in f.
birinin sözünü dinlemek follow someone's advice f.
telefon hattına tel bağlayarak birinin konuşmalarını gizlice dinlemek wiretap f.
gizlice dinlemek spy on f.
can kulağı ile dinlemek be all ears f.
dinlemek amacıyla birinin telefon hattına tel bağlamak tap f.
dikkatle dinlemek be all ears f.
itiraf edilen günahları dinlemek shrive f.
söz dinlemek obey f.
can kulağıyla dinlemek hang on someone's every word f.
can kulağıyla dinlemek hang on somebody's lips f.
can kulağı ile dinlemek listen very carefully f.
dikkatle dinlemek pay close attention f.
müzik dinlemek listen to music f.
dinlemek istememek not want to listen f.
şahit dinlemek hear the witness f.
şahit dinlemek interview the witness f.
şarkı dinlemek listen to a song f.
şikayet dinlemek listen to the complaint f.
kafasını dinlemek rest one's head f.
kafa dinlemek rest one's head f.
vicdanının sesini dinlemek listen to the voice of conscience f.
dikkatle dinlemek pay attention to f.
haber dinlemek listen to the news f.
canlı dinlemek listen live f.
telefon dinlemek wiretap f.
birini gizlice dinlemek eavesdrop on someone f.
telefonlarını dinlemek tap one's telephone f.
telefonunu dinlemek tap one's telephone f.
ders dinlemek listen to the teacher f.
öğretmeni dinlemek listen to the teacher f.
dersi dinlemek listen to the teacher f.
konuşmaları dinlemek için uzaktan kumandalı bir casus yazılım yüklemek install a spyware to remotely monitor calls f.
telefon konuşmalarını/görüşmelerini dinlemek listen in on phone calls f.
telefonları dinlemek wiretap phones f.
tüm benliği ile dinlemek give someone an undivided attention f.
hava durumunu dinlemek listen to the weather forecast f.
telefon hattını gizlice dinlemek için tertibat takmak tap f.
gizli bağlantı yaparak telefonu dinlemek tap f.
annenin sözünü dinlemek listen to one's mother f.
anne sözü dinlemek listen to one's mother f.
yeniden dinlemek rehear f.
vicdanının sesini dinlemek make conscience of f.
dikkatle dinlemek take heed to f.
gizlice dinlemek evesdrop f.
onaylayarak dinlemek hear f.
ders dinlemek hear f.
gizlice dinlemek bug f.
telefon dinlemek bug f.
gizlice dinlemek monitor f.
gizlice dinlemek dark [dialect] [uk] f.
mecburen dinlemek sit through f.
sıkılarak dinlemek sit through f.
gizlice dinlemek stag [uk] f.
gizlice telefonunu dinlemek tap f.
kafa dinlemek spell f.
söz dinlemek listen to reason f.
Öbek Fiiller
sabırla dinlemek bear with f.
gizlice dinlemek listen in on f.
kafayı dinlemek switch off f.
bir şeyi izlemek ya da dinlemek için hazırlamak cue up f.
(bir şeyi) dinlemek hear from (someone or something) f.
sunulan bir şeyi dinlemek hear from (someone or something) f.
sunulan bir şeyi dinlemek hear from f.
çalışırken (bir şey dinlemek work to (something) f.
dikkatlice dinlemek hang on f.
birini dinlemek attend to someone f.
bir şeyi gizlice dinlemek eavesdrop on something f.
(birini/bir şeyi) gizlice dinlemek eavesdrop on (someone or something) f.
(birini) dinlemek hark at (someone) f.
birini sonuna kadar dinlemek hear someone out f.
sonuna kadar dinlemek hear through f.
hikayeyi birinin açısından dinlemek hear someone out f.
(birini/bir şeyi) misafir olarak dinlemek listen in (on someone or something) f.
(birini/bir şeyi) gizlice dinlemek listen in (on someone or something) f.
(birini/bir şeyi) dışarıdan dinlemek listen in (on someone or something) f.
ilgiyle müzik dinlemek rock out f.
Konuşma Dili
taşınabilir/kablosuz hoparlörlerle müzik dinlemek boom f.
müzik dinlemek boom f.
şevkle dinlemek eat up f.
hevesle dinlemek eat up f.
(birini bir şeyi) dinlemek zorunda bırakmamak spare (one) (something) f.
(mecliste) yayında konuşmacıya yaklaşıp etrafını çevreleyerek dinlemek donut f.
(mecliste) yayında konuşmacıya yaklaşıp etrafını çevreleyerek dinlemek doughnut f.
dinlemek bile istemiyor he, she, isn’t having any (of it) expr.
Deyim
kalbinin sesini dinlemek follow one's heart f.
can kulağıyla dinlemek hang on someone's every word f.
pür dikkat dinlemek be all ears f.
can kulağı ile dinlemek hang on the lips of f.
gizlice dinlemek eavesdrop on f.
kafasını dinlemek get away from it all f.
tüm dikkatini vererek dinlemek be all ears f.
can kulağıyla dinlemek be all ears f.
tüm dikkatini vererek dinlemek hang on one's words f.
ağzının içine bakarak dinlemek hang on one's words f.
can kulağıyla dinlemek hang on one's words f.
iyi dinlemek pin back one's ears f.
başkalarının konuşmalarını dinlemek have big ears f.
bir şeyi sonuna kadar dinlemek hear something through f.
kulağını dört açıp dinlemek hang on somebody's every word f.
büyülenmişçesine dinlemek hang on the lips f.
can kulağıyla dinlemek lend one's ears f.
kulağını açıp dinlemek pin back (one's) ears f.
dikkatle dinlemek pin back (one's) ears f.
pür dikkat dinlemek cock an ear at somebody/something f.
dikkatle dinlemek pin back (one's) ears [uk] f.
içinden gelen sesi dinlemek reck (one's) own rede f.
iç sesini dinlemek search (one's) soul f.
can kulağıyla dinlemek bend an ear f.
iyi dinlemek keep (one's) ears open f.
yarım yarım dinlemek listen with half an ear f.
(birini/bir şeyi) yarım kulak dinlemek listen (to someone or something) with half an ear f.
yarım dinlemek listen with half an ear f.
(birini/bir şeyi) yarım dinlemek listen (to someone or something) with half an ear f.
(birini/bir şeyi) yarım yarım dinlemek listen (to someone or something) with half an ear f.
ara ara dinlemek listen with half an ear f.
(birini/bir şeyi) ara ara dinlemek listen (to someone or something) with half an ear f.
yarım kulak dinlemek listen with half an ear f.
(birini/bir şeyi) kesik kesik dinlemek listen (to someone or something) with half an ear f.
kesik kesik dinlemek listen with half an ear f.
dikkatle dinlemek be all ears f.
pür dikkat dinlemek be all ears f.
can kulağıyla dinlemek be all ears f.
can kulağıyla dinlemek be all ears f.
pür dikkat dinlemek be all ears f.
dikkatle dinlemek be all ears f.