| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | liver i. | karaciğer | ||
|
Overuse of alcohol can damage your liver. Aşırı alkol kullanımı karaciğerinize zarar verebilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | liver i. | ciğer | ||
|
I do not like to eat liver. Ciğer yemeyi sevmiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | liver s. | karaciğer | ||
|
Overuse of alcohol can damage your liver. Aşırı alkol kullanımı karaciğerinize zarar verebilir. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | liver i. | karaciğer | ||
|
Overuse of alcohol can damage your liver. Aşırı alkol kullanımı karaciğerinize zarar verebilir. More Sentences |
||||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | liver i. | karaciğer | ||
|
Overuse of alcohol can damage your liver. Aşırı alkol kullanımı karaciğerinize zarar verebilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | liver i. | karaciğer rengi | ||
| Genel | liver i. | karaciğer hastalığı | ||
| Genel | liver i. | tabiat | ||
| Genel | liver i. | mizaç | ||
| Genel | liver i. | ikamet eden | ||
| Genel | liver i. | oturan | ||
| Genel | liver i. | (bir yerde/bölgede) sakin | ||
| Genel | liver i. | belirli bir biçimde yaşayan kişi | ||
| Genel | liver f. | (boya, yapışkan) jelleşmek | ||
| Genel | liver f. | (boya, yapışkan) kalınlaşıp lastik gibi olmak | ||
| Genel | liver s. | karaciğer rengi | ||
| Genel | liver s. | koyu kestane rengi | ||
| Genel | liver N. | yaşayan kişi | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | liver i. | emaye dalgası | ||