busy - Türkçe İngilizce Sözlük

busy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

busy — Definition

Anlamı ve Tanımı:
meşgul, yoğun
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbɪzi/ – BrE /ˈbɪzi/)
Terim Türü:
Sıfat
Zamanı dolu olan, işi çok olan veya hareket bakımından yoğun olanı niteleyen temel sıfattır. Eski İngilizcede “meşguliyet/iş” fikrini taşıyan kökten evrilerek modern “busy schedule” gibi kullanımlarda merkezîleşmiştir.
Eş Anlamlılar:
occupied, engaged
Zıt Anlamlılar:
idle, free

"busy" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
busy s. işlek
The main street is very busy.
Ana cadde çok işlek.

More Sentences
busy s. meşgul
I called customer service, but it was busy.
Müşteri hizmetlerini aradım ama meşguldü.

More Sentences
Genel
busy s. yoğun
Summer is the busiest season for the company.
Yaz mevsimi şirket açısından en yoğun dönemdir.

More Sentences
busy s. meşgul
I called customer service, but it was busy.
Müşteri hizmetlerini aradım ama meşguldü.

More Sentences
busy s. fazla teferruatlı
The colouring of the design is good, but the pattern is too busy.
Tasarımın renkleri iyi ama desen çok fazla teferruatlı.

More Sentences
Bilgisayar
busy s. işlek
The main street is very busy.
Ana cadde çok işlek.

More Sentences
busy s. meşgul
I called customer service, but it was busy.
Müşteri hizmetlerini aradım ama meşguldü.

More Sentences
Telekom
busy s. meşgul
I called customer service, but it was busy.
Müşteri hizmetlerini aradım ama meşguldü.

More Sentences
Trafik
busy s. işlek
The main street is very busy.
Ana cadde çok işlek.

More Sentences
Genel
busy f. meşgul etmek
busy f. işgal etmek
busy f. meşgul tutmak
busy f. acele ettirmek
busy s. faal
busy s. hareketli
busy s. başı kalabalık
busy s. kullanımda
busy s. yerli yersiz her şeye karışan
busy s. (özellikle sanatsal tasarımlarda) dikkat dağıtıcı ayrıntılarla dolu
busy s. (tasarım veya renklerde) ahenksiz
busy s. küçük ve birbiriyle ilgisiz ayrıntılarla dolu
busy s. gereksiz detayları olan
Bilgisayar
busy s. hareketli
busy expr. kullanımda

"busy" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
busy signal i. telefon meşgul sesi
busy signal i. meşgul işareti
busy period i. meşguliyet dönemi
busy shift i. yoğun mesai
busy working environment i. yoğun çalışma ortamı
busy agenda i. yoğun gündem
busy working day i. yoğun iş günü/mesai
busy train station i. yoğun tren istasyonu
busy schedule i. sıkışık program
busy schedule i. yoğun program
busy pace i. yoğun tempo
busy period i. yoğun dönem
busy street i. kalabalık cadde
busy office i. meşgul ofis
busy oneself f. meşgul olmak
keep busy f. meşgul etmek
be busy f. yoğun olmak (iş vb)
be very busy and crowded f. arı kovanı gibi işlemek
get busy f. faaliyet göstermek
busy oneself with trifles f. abesle iştigal etmek
be busy with f. ile meşgul olmak
be busy f. meşgul olmak
busy oneself with f. meşgul olmak
be busy with farming f. çiftçilikle uğraşmak
take time out of one's busy schedule f. yoğun programından belirli bir süre ayırmak
be as busy as a bee f. başını kaşıyacak vakti olmamak
be as busy as grand central station f. karınca yuvası gibi kaynamak
be as busy as a beaver f. başını kaşıyacak vakti olmamak
be busy f. başı kalabalık olmak
busy someone with someone or something f. birini bir şey ile meşgul etmek
busy oneself with someone or something f. bir şey ile meşgul olmak
pretend to be busy doing something else f. başka bir işle meşgulmüş gibi davranmak
keep someone busy in vain f. birini boşuna oyalamak
look busy f. meşgul görünmek
over-busy f. çok işlek duruma getirmek
over-busy f. aşırı meşgul hale getirmek
busy as a bee s. çok meşgul
as busy as a bee s. çok meşgul
busy and noisy s. civcivli
busy as a bee s. arı gibi
as busy as s. kadar meşgul
extremely busy s. aşırı/son derece meşgul veya yoğun
busy as usual s. her zamanki gibi meşgul
too busy s. çok meşgul
too busy s. aşırı meşgul
busy with s. ile meşgul
over-busy s. aşırı meşgul
over-busy s. çok işlek
İfadeler
while busy expr. meşgulken
Atasözü
too busy fighting alligators to drain the swamp ağaçlara bakarken ormanı görememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla meşgul olmaktan asıl amacı kaçırmak/ıskalamak
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla uğraşmaktan bir türlü sadede gelememek
too busy fighting alligators to drain the swamp ağaçlara bakarken ormanı görememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla uğraşmaktan bir türlü sadede gelememek
too busy fighting alligators to drain the swamp küçük şeylerle/ayrıntılarla meşgul olmaktan asıl amacı kaçırmak/ıskalamak
Konuşma Dili
a busy bee i. arı gibi çalışan insan
a busy bee i. çok meşgul insan
a very busy man i. oldukça meşgul bir adam
a very busy man i. son derece meşgul bir adam
give a busy signal f. meşgule almak
get busy f. bir an önce hazırlanmak
get busy f. kolları sıvamak
get busy f. harekete geçmek
get busy f. işi yapmaya başlamak
get busy f. işe koyulmak/girişmek
keep (oneself) busy f. boş kalmamak/durmamak
keep yourself busy f. kendini oyalamak
keep (oneself) busy f. hiçbir şey yapmadan durmamak
keep (oneself) busy f. (kendini) oyalamak
keep yourself busy f. kendine yapacak bir şeyler bulmak
keep yourself busy f. boş kalmamak/durmamak
keep yourself busy f. hiçbir şey yapmadan durmamak
keep (oneself) busy f. (kendine) yapacak bir şeyler bulmak
been keeping busy f. idare etmek
been keeping busy f. oyalanmak
been keeping busy f. yuvarlanıp gitmek
busy with (something) f. birini (bir şeyle) oyalamak
busy with (something) f. kendini (bir şeyle) oyalamak
busy with (something) f. birini (bir şeyle) meşgul etmek
busy with (something) f. kendini (bir şeyle) meşgul etmek
busy with (something) s. (bir şeyle) meşgul
kind of busy expr. biraz meşgul
been keeping myself busy expr. fena değil (uğraşıp duruyorum)
keeping myself busy expr. fena değil (uğraşıp duruyorum)
the busy summer season is almost upon us again expr. yoğun yaz sezonu gelmek üzere
busy idiot expr. yanlış yerde ve zamanda çok çalışan tip
been keeping busy? expr. ne var ne yok?
(I've been) keeping myself busy expr. uğraşıp duruyorum
(I've) been keeping myself busy expr. idare eder
(I've) been keeping myself busy expr. fena değil
been keeping busy? expr. nasıl gidiyor?
(I've) been keeping myself busy expr. uğraşıp duruyorum
(I've) been keeping myself busy expr. oyalanıyorum
(I've been) keeping myself busy expr. fena değil
(I've been) keeping myself busy expr. yuvarlanıp gidiyorum
(I've) been keeping myself busy expr. idare ediyorum
(I've) been keeping myself busy expr. yuvarlanıp gidiyorum
(I've been) keeping myself busy expr. idare eder
(I've been) keeping myself busy expr. idare ediyorum
(I've been) keeping myself busy expr. oyalanıyorum
as busy as it gets expr. çok meşgul
as busy as it gets expr. aşırı meşgul
as busy as it gets expr. aşırı yoğun
as busy as it gets expr. alabildiğine meşgul
Deyim
busy little beaver i. çalışkan/meşgul arı/karınca
busy little beaver i. arı/karınca gibi çalışkan/meşgul
busy bee i. aşırı yoğun kimse
busy work i. boş iş
busy work i. ev işi
busy work i. zaman alıcı iş
busy beaver i. aşırı meşgul kimse
busy beaver i. arı gibi çalışan kimse
busy work i. angarya görev
busy bee i. aşırı meşgul kimse
busy bee i. arı gibi çalışan kimse
busy beaver i. aşırı yoğun kimse
busy beaver i. aşırı faal/gayretli kimse
busy bee i. aşırı faal/gayretli kimse
busy work i. angarya iş
keep the stork busy f. bir sürü çocukları olmak
keep the stork busy f. çok sayıda çocukları olmak
as busy as a bee s. arı gibi
(as) busy as a peddler s. çok çalışkan/gayretli
(as) busy as a peddler s. arı gibi
(as) busy as a one-armed paperhanger (with an itch) s. başını kaşıyacak vakti olmayan
(as) busy as a peddler s. başını kaşıyacak vakti olmayan
(as) busy as a one-armed paperhanger (with an itch) s. çok/aşırı yoğun
(as) busy as a one-armed paperhanger (with an itch) s. çok/aşırı meşgul
(as) busy as a one-armed paperhanger (with an itch) s. arı gibi
(as) busy as a peddler s. çok/aşırı meşgul
(as) busy as a peddler s. çok/aşırı yoğun
busy as a beaver/bee s. aşırı meşgul
busy as a beaver/bee s. aşırı yoğun
busy as a beaver/bee s. aşırı faal/gayretli
busy as a beaver/bee s. arı gibi çalışan
as busy as a bee expr. çok yoğun
as busy as a bee expr. arı gibi çalışan
busy as grand central station expr. aşırı meşgul
busy as popcorn on a skillet expr. aşırı meşgul
busy as a cranberry merchant expr. aşırı meşgul
busy as a one-armed paperhanger expr. çok yoğun
busy as a beaver expr. çok yoğun
busy as a cranberry merchant expr. çok meşgul
busy as a bee expr. aşırı meşgul
busy as a cat on a hot tin roof expr. çok meşgul
busy as a fish peddler in lent expr. çok yoğun
busy as a one-armed paperhanger expr. aşırı yoğun
busy as grand central station expr. çok yoğun
busy as a fish peddler in lent expr. aşırı yoğun
busy as a cranberry merchant at thanksgiving expr. aşırı meşgul