mahsur - Türkçe İngilizce Sözlük

mahsur

"mahsur" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Deniz Biyolojisi
mahsur i. hindistan'ın tatlı sularına özgü, sazangiller familyasına ait çeşitli büyük balıkları içeren balık

"mahsur" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
mahsur stuck s.
We were stuck on the island because of the storm.
Fırtına yüzünden adada mahsur kaldık.

More Sentences
mahsur limited s.
mahsur cut off s.
mahsur confined s.
mahsur uppent s.
mahsur detained s.

"mahsur" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 64 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
mahsur kalmak be stuck f.
mahsur kalmak be stuck in f.
Genel
deniz kazasına uğrayıp ıssız bir kıyıda mahsur kalan kimse castaway i.
kötü hava şartlarından dolayı limanda mahsur kalmış (gemi) weather-bound i.
mahsur kalma enclavement i.
hava muhalefeti nedeniyle mahsur kalma stress of weather i.
mahsur kalmak be marooned on f.
mahsur kalmak be stranded f.
mahsur kalmak be confined f.
kardan mahsur kalmak be snowed in f.
mahsur kalmak be marooned f.
mahsur bırakmak isolate f.
mahsur kalmak be shut up f.
mahsur kalmak be besieged f.
mahsur kalmak be stuck (in) f.
mahsur kalmak maroon f.
dağ başında mahsur kalmak be stuck in the middle of nowhere f.
çölde mahsur kalmak be stranded in the desert f.
mahsur bırakmak catch f.
mahsur kalmak get stranded f.
mahsur kalmak founder f.
okyanusta mahsur kalmak be stranded in the ocean f.
denizde mahsur kalmak be stranded in the sea f.
mahsur bırakmak trap f.
mahsur bırakmak maroon f.
mahsur kalan isolated s.
kardan mahsur kalmış snowbound s.
kar yüzünden mahsur kalmış snowbound s.
kar yüzünden mahsur kalan storm-stayed s.
olumsuz hava koşulları nedeniyle mahsur kalan stormstayed [canada] s.
mahsur kalmış stranded s.
Öbek Fiiller
altında mahsur bırakmak pin someone or something beneath something f.
(kar) mahsur bırakmak snow someone or something in f.
mahsur kalmak close in f.
mahsur bırakmak close in f.
birini bir yerde mahsur bırakmak strand someone on something f.
(birini/bir şeyi bir yerde) mahsur bırakmak strand (someone or something) on (something) f.
olumsuz hava koşulları bir şeyin mahsur kalmasına neden olmak weather in f.
olumsuz hava koşulları bir şeyi mahsur bırakmak weather in f.
olumsuz hava koşulları bir şeyi içeride mahsur bırakmak weather in f.
kötü hava şartları altında mahsur kalmak sock in f.
birini/bir şeyi mahsur bırakmak sock someone or something in f.
sert hava şartlarından dolayı mahsur kalmak sock in f.
fırtınada mahsur kalmak sock in f.
bir yerin içinde mahsur bırakmak block in some place f.
içeride mahsur bırakmak block in f.
sisten dolayı mahsur kalmak fog in f.
altında mahsur bırakmak pin beneath f.
altında mahsur bırakmak pin under f.
(birini/bir şeyi birinin/bir şeyin) altında mahsur bırakmak pin (someone or something) beneath (someone or something) f.
kardan dolayı mahsur kalmak snow in f.
'-de mahsur bırakmak strand on f.
-de mahsur bırakmak strand on f.
Konuşma Dili
mahsur kalmak be cooped up f.
yağmurdan dolayı içeride mahsur kalmak be rained in f.
yağmurdan dolayı içeride mahsur kalmış rained in s.
kardan dolayı mahsur kalmış snowed in s.
Konuşma
odasını görmemizde bir mahsur var mı? do you mind if we see her room? expr.
odasını görmemizin bir mahsur var mı? do you mind if we see her room? expr.
Siyasal
mahsur ülke enclave i.
Denizcilik
buzda mahsur kalan geminin yarattığı ezme basıncı nip i.
Psikoloji
(kapalı bir yerde) mahsur kalma korkusu cleithrophobia i.
(kapalı bir yerde) mahsur kalma korkusu clithrophobia i.
Gökbilim
uzayda mahsur kalmak be stranded in the space f.