confined - Türkçe İngilizce Sözlük

confined

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

confined — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kısıtlı, kapalı alanda tutulmuş
Okunuş (IPA):
(AmE /kənˈfaɪnd/ – BrE /kənˈfaɪnd/)
Terim Türü:
Sıfat
Hareket alanı sınırlandırılmış veya belirli bir yere kapatılmış olma durumunu tanımlar; ayrıca kapsam olarak “daraltılmış” anlamına da gelir. Confine fiilinin ortaç biçimi, “limitler çizildi” fikrini taşır; modern kullanımda hem sağlık hem hukuk hem de proje kapsamı için görülür.
Eş Anlamlılar:
restricted, imprisoned
Zıt Anlamlılar:
free, unrestricted

"confined" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
confined s. kapatılmış
Tom has been confined to his quarters.
Tom odasına kapatıldı.

More Sentences
confined s. sınırlı
It is confined simply to the mutual recognition of decisions already taken.
Sadece halihazırda alınmış olan kararların karşılıklı olarak tanınması ile sınırlıdır.

More Sentences
confined s. kapalı
Living in a caravan isn't suitable for everyone as you have to spend time in a confined space.
Karavanda yaşamak herkes için uygun değildir çünkü kapalı bir alanda vakit geçirmek zorundasınız.

More Sentences
confined s. hapsedilmiş
confined s. sınırlanmış
confined s. loğusalık yatağında olan
confined s. sınırlandırılmış
confined s. mahsur
confined s. sarılmış
confined s. kuşatılmış
confined s. kapalı alanda tutulmuş
confined s. kısıtlı
Jeoloji
confined s. çevrelenmiş

"confined" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
confined space i. kapalı alan
Genel
confined ground water i. tutuk yeraltı suyu
confined space i. yasak alan
confined space i. dar alan
confined space i. sınırlı alan
confined space i. etrafı çevrili yer
permit-required confined space i. giriş izni gerektiren kapalı alan
permit-required confined space i. giriş izni gerektiren sınırlı alan
confined space i. kapalı alan
be confined f. mahsur kalmak
be confined f. loğusa olmak
be confined to f. (hastalık vb'den ötürü) yataktan kalkamamak
be confined to f. mahkum kalmak
be confined to bed (by illness) f. hastalıktan yatmak
be confined f. hapsolmak
be confined f. hapsedilmek
confined to bed s. yatalak
confined in an asylum s. akıl hastanesine kapatılmış
confined to bed s. yatağa bağımlı
confined to bed s. yatağa bağlı
confined to ed. hapsolmuş
confined to ed. mahkum
confined to ed. sınırlı
İfadeler
in confined area zf. sınırlı alanda
in confined area zf. dar alanda
Hukuk
confined to bed i. yatalak hasta
Teknik
confined space warning sign i. kapalı alan uyarı levhası
confined compressive strength i. sınırlı kompresif güç
entropically confined systems i. dağıntısal kısıtlanmış dizgeler
laterally-confined s. yanal genişlemesi önlenmiş
İnşaat
confined concrete i. sargılı beton
confined compression test i. yanal yerdeğiştirmesi engellenmiş basınç deneyi
Denizcilik
confined open water i. (dalışta) açık sığ su
confined water i. (dalışta) sığ su
Medikal
organ-confined tumors i. organa sınırlı tümörler
organ-confined prostate cancer i. organa sınırlı prostat kanseri
pre-operative prediction of organ confined tumors i. organa sınırlı tümörlerin preoperatif saptanabilmesi
Tarım
confined ground water i. tutuk yeraltı suyu
confined water i. sıkışmış yeraltı suyu
Çevre
confined aquifer i. kaya katmanları arasında sıkışıp kalmış yer altı suyu
confined ground water i. sınırlanmış yeraltı suyu
Coğrafya
confined aquifer i. kapalı akifer
Jeoloji
confined aquifer i. sınırlanmış akifer
confined aquifer i. basınçlı akifer