| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | merit i. | erdem | ||
|
The Pirker report has the merit of being frank. Pirker raporu açık sözlü olma erdemine sahiptir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | merit i. | liyakat | ||
|
We select our employees solely on merit. Çalışanlarımızı yalnızca liyakate bakarak seçiyoruz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | merit i. | fazilet | ||
| Genel | ||||
| Genel | merit i. | değer | ||
|
The merit of the directive that such proposals aim to achieve is also clear. Bu tür tekliflerin ulaşmayı amaçladığı direktifin değeri de açıktır. More Sentences |
||||
| Genel | merit i. | özellik | ||
|
These two projects both have the merit of being creative and low-cost. Bu iki projenin de özelliği yaratıcı ve düşük maliyetli olmaları. More Sentences |
||||
| Genel | merit f. | hak etmek | ||
|
She merited all the praises they gave her. Ona yapılan tüm övgüleri hak ediyordu. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | merit i. | liyakat | ||
|
We select our employees solely on merit. Çalışanlarımızı yalnızca liyakate bakarak seçiyoruz. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | merit i. | liyakat | ||
|
We select our employees solely on merit. Çalışanlarımızı yalnızca liyakate bakarak seçiyoruz. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | merit i. | değer | ||
|
The merit of the directive that such proposals aim to achieve is also clear. Bu tür tekliflerin ulaşmayı amaçladığı direktifin değeri de açıktır. More Sentences |
||||
| Teknik | merit f. | hak etmek | ||
|
She merited all the praises they gave her. Ona yapılan tüm övgüleri hak ediyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | merit i. | değim | ||
| Genel | merit i. | istihkak | ||
| Genel | merit i. | hak | ||
| Genel | merit i. | yararlık | ||
| Genel | merit i. | marifet | ||
| Genel | merit i. | yaraşırlık | ||
| Genel | merit i. | ödül | ||
| Genel | merit i. | hüner | ||
| Genel | merit i. | ehliyet | ||
| Genel | merit i. | üstün özellik | ||
| Genel | merit i. | üstün değer | ||
| Genel | merit i. | mükemmeliyet | ||
| Genel | merit f. | liyakat göstermek | ||
| Genel | merit f. | layık olmak | ||
| Genel | merit f. | -e değmek | ||
| Genel | merit f. | -e layık olmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | merit i. | iyi taraflar | ||
| Ticaret/Ekonomi | merit i. | meziyet | ||
| Ticaret/Ekonomi | merit i. | yetenek | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | merit i. | haklılık payı olan iddia | ||
| Hukuk | merit i. | sağlam temele dayanan iddia | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | merit i. | istihkak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | merit f. | değmek | ||
| Dini | ||||
| Dini | merit i. | (çeşitli dinlerde) sevaplar için bahşedilen manevi ödül | ||
| Dini | merit f. | (ilahi lütuf veya mükafat) talep etmek | ||
| Dini | merit f. | manevi olarak ödüllendirilmek | ||