planned - Türkçe İngilizce Sözlük

planned

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"planned" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
planned s. planlanmış
No appropriations have been set aside and no practical measures have been planned.
Hiçbir ödenek ayrılmamış ve hiçbir pratik önlem planlanmamıştır.

More Sentences
planned s. planlı
The latter smacks of a planned economy and will not work.
İkincisi planlı bir ekonomi kokmaktadır ve işe yaramayacaktır.

More Sentences
Genel
planned s. planlı
The latter smacks of a planned economy and will not work.
İkincisi planlı bir ekonomi kokmaktadır ve işe yaramayacaktır.

More Sentences
planned s. planlanan
We see a further example of this with the planned layoffs in Europe proposed by the corporation ABB Alsthom Power.
Bunun bir başka örneğini de ABB Alsthom Power şirketi tarafından Avrupa'da planlanan işten çıkarmalarda görüyoruz.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
planned s. planlanmış
No appropriations have been set aside and no practical measures have been planned.
Hiçbir ödenek ayrılmamış ve hiçbir pratik önlem planlanmamıştır.

More Sentences
planned s. planlı
The latter smacks of a planned economy and will not work.
İkincisi planlı bir ekonomi kokmaktadır ve işe yaramayacaktır.

More Sentences
Teknik
planned s. planlanmış
No appropriations have been set aside and no practical measures have been planned.
Hiçbir ödenek ayrılmamış ve hiçbir pratik önlem planlanmamıştır.

More Sentences
planned s. planlı
The latter smacks of a planned economy and will not work.
İkincisi planlı bir ekonomi kokmaktadır ve işe yaramayacaktır.

More Sentences
Genel
planned s. hesaplı
planned s. tasarlanmış
planned s. amaçlanan
planned s. tasarlanan
planned s. hedeflenen
Osmanlıca
planned s. mutasavver

"planned" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 88 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
planned development i. planlı kalkınma
planned urbanisation i. düzenli kentleşme
planned urbanization i. planlı kentleşme
planned urbanization i. düzenli şehirleşme
planned urbanisation i. düzenli şehirleşme
planned urbanisation i. planlı şehirleşme
planned urbanization i. düzenli kentleşme
planned urbanization i. planlı şehirleşme
planned urbanisation i. planlı kentleşme
non-planned urbanization i. çarpık şehirleşme
non-planned urbanization i. evrimleşemeyen karmaşıklık
a planned visit i. planlanmış ziyaret
priorities and planned actions i. öncelikler ve planlanan eylemler
planned work i. planlı çalışma
planned study i. planlı çalışma
planned community i. belli bir sınıfa ait insanlar için ayrılan yerleşim bölgesi
planned life i. planlı hayat
planned airlift requests i. hava ikmal talebi
planned stop i. planlı duruş
be planned f. tasarlanmak
be planned f. planlı hareket etmek
be planned f. planlı olmak
ill-planned s. kötü planlanmış
well planned s. iyi planlanmış
as planned zf. planlandığı şekilde
in a planned way zf. planlı bir şekilde
İfadeler
things may not go as planned expr. işler planlandığı gibi gitmeyebilir
things may not go as planned expr. her şey planlandığı gibi gitmeyebilir
things may not go as planned expr. evdeki hesap çarşıya uymaz
Konuşma
did everything go as planned? expr. her şey planlandığı gibi mi oldu?
my career hasn’t really gone as planned expr. kariyerim hiç de planladığım şekilde ilerlemedi
things don't go as planned expr. işler planlandığı gibi gitmiyor
this is not the way that i planned it expr. bunu böyle planlamamıştım
everything is going as planned expr. her şey planlandığı gibi gidiyor
Ticaret/Ekonomi
planned divestment i. işletmeyi planlı olarak kapatma
planned economy i. planlı ekonomi
planned obsolescence i. planlı eskime
centrally planned economies i. merkezi planlı ekonomiler
centrally planned economies i. sosyalist ülke ekonomileri
planned investment i. planlı yatırım
planned shopping center i. planlı alışveriş merkezi
planned investment i. planlanmış yatırım
planned aggregate demand i. planlanmış toplam talep
planned interview i. planlı mülakat
centrally planned socialism i. merkezi planlı sosyalizm
centrally planned capitalism i. merkezi planlı kapitalizm
planned expenditure i. planlı harcama
planned expenditure i. planlı masraf
planned expenditure i. planlı gider
planned interview i. önceden planlanmış karşılıklı görüşme
projects planned i. planlanan projeler
planned economy i. devlet güdümlü ekonomi
centrally planned economy i. devlet güdümlü ekonomi
planned obsolescence i. planlı eskitme
planned obsolescence i. bilinçli eskitme
planned development i. planlı kalkınma
planned trainings i. planlanmış eğitimler
Siyasal
planned parenthood i. aile planlaması derneği
Teknik
planned stage construction i. planlanmış kademeli inşaat
pre-planned long term use i. önceden planlanan uzun süreli kullanım
planned delivery i. planlanan teslim süresi
planned targets i. planlanmış hedefler
planned targets i. operasyon bölgesinde mevcut hedefler
planned target (nuclear) i. planlanan nükleer hedef
Bilgisayar
other planned s. diğer planlanmış
Telekom
planned information products i. planlı bilgi ürünleri
İnşaat
planned finish date i. planlanan bitiş tarihi
planned start date i. planlanan başlangıç tarihi
Otomotiv
planned obsolescence i. planlı olarak demode hale getirme
Havacılık
planned track i. planlanan güzergah
Denizcilik
planned depth i. tasarlanan su derinliği
Medikal
planned treatment i. planlı tedavi
planned cs i. planlı sezaryen ameliyatı
planned cesarean section i. planlı sezaryen ameliyatı
Psikoloji
theory of planned behavior i. planlı davranış teorisi
Ormancılık
planned fire i. planlanmış yangın
Eğitim
planned curriculum change i. planlı müfredat değişikliği
Çevre
planned special exposure i. planlanmış maruz kalma
non-planned urbanization i. çarpık kentleşme
on-going and planned construction works i. devam eden ve planlanan inşaat işleri
Askeri
fully planned movement i. tam planlı intikal
planned obligated space i. planlanmış boş depolama sahası
planned experience i. planlı deneyim
planned resupply i. planlanmış yeniden ikmal
planned experience i. planlanmış deneyim
planned resupply i. planlanmış bütünleme ikmali
planned target i. planlanmış hedef
partially planned movement i. kısmen planlanmış intikal