precludes - Türkçe İngilizce Sözlük

precludes

precludes — Definition

Anlamı ve Tanımı:
engellemek, olanaksız kılmak
Okunuş (IPA):
(AmE /prɪˈkluːd/ – BrE /prɪˈkluːd/)
Terim Türü:
Fiil: preclude (precludes – precluded – precluding)
Bir şeyin gerçekleşmesini baştan imkânsız hâle getirmeyi vurgulayan fiildir. Latince praecludere (“önünü kapatmak”) kökünden gelmiştir. Hukuk, politika analizi ve akademik tartışmalarda seçenekleri dışlayan koşulları ifade etmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
prevent, bar
Zıt Anlamlılar:
allow, permit

"precludes" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
preclude f. imkansız hale getirmek
Completing their second term as president precludes American politicians from being a candidate again.
Başkan olarak ikinci dönemini tamamlamış olmak, Amerikalı siyasetçilerin yeniden aday olmalarını imkansız hale getirmektedir.

More Sentences
preclude f. önlemek
Systematic testing precludes fraud and makes it possible to offer better guarantees.
Sistematik testler sahtekarlığı önler ve daha iyi garantiler sunmayı mümkün kılar.

More Sentences
preclude f. engellemek
I can only say to him that it was not the Belgian government that has precluded an amendment to the article.
Ona sadece maddede değişiklik yapılmasını engelleyenin Belçika hükûmeti olmadığını söyleyebilirim.

More Sentences
preclude f. imkansız kılmak
preclude f. olanaksızlaştırmak
preclude f. menetmek
preclude f. imkansızlaştırmak
preclude f. meydan vermemek
preclude f. dışarıda bırakmak
preclude f. olanak dışı bırakmak
preclude f. önüne geçmek
preclude f. engel olmak
preclude f. yolunu kapamak
preclude f. men etmek
preclude f. olanaksız kılmak
Teknik
preclude f. engel olmak
preclude f. önüne geçmek

"precludes" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
wrong use does not preclude proper use s. kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez
Öbek Fiiller
preclude from f. 'e engel olmak
preclude from f. -den engellemek
preclude (someone or something) from (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyden) menetmek
preclude (someone or something) from (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyden) alıkoymak
preclude (someone or something) from (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyden) hariç tutmak
preclude (someone or something) from (something) f. (birini/bir şeyi bir şeyin) dışında bırakmak
İfadeler
wrong use does not preclude proper use expr. bir şey suistimal edilebilir/edildi diye onu kullanmamazlık edemeyiz