rafine - Türkçe İngilizce Sözlük

rafine

"rafine" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
rafine refined s.
A diet too high in refined sugar can cause obesity.
Rafine şeker oranı çok yüksek olan bir diyet obeziteye neden olabilir.

More Sentences
rafine sophisticated s.
Our wine appeals to more sophisticated palates.
Şarabımız daha rafine damaklara hitap etmektedir.

More Sentences
Gıda
rafine refined s.
A diet too high in refined sugar can cause obesity.
Rafine şeker oranı çok yüksek olan bir diyet obeziteye neden olabilir.

More Sentences
Genel
rafine precieuse s.
rafine précieux s.
Eski Kullanım
rafine spiritous s.

"rafine" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 125 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
rafine şeker white sugar i.
rafine petrol refined petroleum i.
rafine şeker refined sugar i.
rafine şeker white refined sugar i.
rafine nikel refined nickel i.
rafine tuz boiled salt i.
rafine etme refinement i.
rafine zevk delicacy i.
yumurta ve rafine şarap içeren bir preparat parel [obsolete] i.
rafine eden kimse finer i.
rafine edilmemişlik primitivism i.
rafine edilen şey sift i.
şekeri rafine eden kimse sugar barek i.
rafine edilmek be refined f.
rafine etmek try [obsolete] f.
rafine etmek bolt f.
rafine etmek garble f.
(bir şeyi) fazla rafine etmek over-refine f.
fazla rafine etmek overrefine f.
rafine hale getirmek polish (up) f.
rafine etmek polite [obsolete] f.
rafine etmek fine f.
rafine etmek slick f.
rafine etmek smooth [obsolete] f.
rafine edilmiş refined s.
yarı rafine semirefined s.
rafine edilmiş refine [obsolete] s.
aşırı rafine ultrarefined s.
rafine zevkli delicate s.
rafine eden polishing s.
rafine olmayan finespun s.
(özellik) rafine fine-drawn s.
çok rafine superslick s.
rafine edilmemiş unrefined s.
Ticaret/Ekonomi
nükleer yakıt ve rafine petrol ve kok kömür üretimi sanayii nuclear fuel and refined petroleum and coke coal industry i.
Sanayi
kısmen rafine edilmiş parafin mumu scale wax i.
kısmen rafine edilmiş parafin mumu paraffin scale i.
Teknik
rafine edilmiş kurşun refined lead i.
rafine edilmiş kurşun relined lead i.
rafine edilmiş potasyum peartash i.
rafine etme fining i.
rafine metal refined metal i.
rafine bakır dry copper i.
rafine edilmiş baz yağ refined base stock oil i.
rafine etmek (şeker vb) defecate i.
rafine edilmemiş kobalt oksit zaffer i.
rafine edilmiş keten tohumu yağı degummed linseed oil i.
rafine altın refined gold i.
rafine şeker refined sugar i.
rafine bakır refined copper i.
rafine kurşun refined lead i.
rafine çinko refined zinc i.
rafine gümüş refined silver i.
rafine yağ refined oil i.
rafine alüminyum ingotlar refined aluminium ingots i.
rafine nikel refined nickel i.
rafine edilmemiş kobalt oksit zaffre i.
rafine etmek (şeker vb) defaecate i.
rafine olma refinedness i.
dökme demiri fırınhanede doğrudan rafine ederek veya cevherin doğrudan işlenmesiyle wootz olarak yapılan çelik natural steel i.
rafine edilmiş bakırın yapısı tough-cake i.
rafine edilmiş bakırın yapısı tough cake i.
rafine edilmiş bakırın teknik yapı ve özellikleri tough-pitch i.
yaklaşık yüzde 0,02 ila 0,05 oksijen içeren rafine bakır tough pitch i.
yaklaşık yüzde 0,02 ila 0,05 oksijen içeren rafine bakır tough cake i.
(metalurji) bakırın rafine edildiği yüzeylerde oluşan silika malzemesi çökeltisi bosh i.
çözücüyle rafine edilmiş bir tür lak garnet lac i.
kısmen rafine katı parafin paraffin scale i.
rafine kil içeren seramik karışımı soft paste i.
rafine etmek refine f.
çok rafine edilmiş overrefined s.
rafine edilmemiş rough s.
çok rafine damıtılmış overrefined s.
rafine edilebilir finable s.
rafine edilmiş bir şekilde refinedly zf.
Tekstil
tamamen rafine edilmemiş rami china grass i.
tamamen rafine edilmemiş rami bon i.
(ipek) rafine edilmiş bright s.
Aydınlatma
yakıldığında yayacağı toksik madde miktarını azaltmak için rafine edilmiş gazyağı lamp oil i.
Otomotiv
petrol ürünlerinin rafine edilmesi oil refining i.
rafine petrol ürünleri refined petroleum products i.
Denizcilik
rafine edilmemiş ürün taşıyan tanker dirty ship i.
Petrol
rafine edilmiş rus petrolünün artık bileşenlerinden elde edilen yakıt astatki i.
boru hattıyla iletilen belirli bir petrol veya rafine ürün miktarı batch i.
petrolden elde edilen kalitesiz bir rafine yağ middlings i.
bir varil ham petrol ile rafine edilmiş petrol ürünleri arasındaki genel fiyatlandırma farkı crack spread i.
bir varil ham petrol ile ondan rafine edilen petrol ürünleri arasındaki genel fiyat farkı crack spread i.
Maden
rafine bakır refined copper i.
yarı rafine uranyum cevheri yellow cake i.
yarı rafine uranyum cevheri yellowcake i.
Gıda
yemeklik rafine prina yağı refined olive pomace oil i.
kristal rafine şeker granulated refined sugar i.
rafine zeytinyağı refined olive oil i.
rafine şeker white direct consumption sugar i.
rafine şeker refined sugar i.
rafine şeker lapası refined sugar masscuite i.
rafine şeker kleresi refined liquor i.
yemeklik rafine fındık yağı edible refined hazelnut oil i.
rafine edilmemiş şeker cassonade i.
kısmen rafine, açık kahverengi toz şeker turbinado sugar i.
kısmen rafine, açık kahverengi toz şeker turbinado i.
hurma özünden yapılan rafine edilmemiş esmer şeker jaggary i.
hurma özünden yapılan rafine edilmemiş esmer şeker jagghery i.
karıştırma yoluyla şekeri rafine ederken elde edilen ham şeker ve şurup kitlesi magma i.
özellikle koni veya çubuklar halinde kalıplanmış, rafine edilmemiş şeker piloncillo i.
nispeten daha az rafine edilmiş un clears i.
(gıdaları) temel veya istenen bileşenleri yok olana kadar rafine etmek devitalise f.
(gıdaları) temel veya istenen bileşenleri yok olana kadar rafine etmek devitalize f.
Mutfak
rafine şeker kleresi refined liquor i.
kristal rafine şeker granulated refined sugar i.
rafine şeker white direct consumption sugar i.
rafine edilip zenginleştirilmiş buğday unu white flour i.
ham şekerin rafine edilmesi ile elde edilen kıvamlı bir şurup melasses [obsolete] i.
(yiyecek) rafine spa s.
Kimya
rafine gliserin refined glycerine i.
balık zehri veya böcek ilacı olarak kullanılan öğütülmüş ve rafine edilmiş bir malzeme timbo i.
(alaşımlardan ayırarak) metalleri rafine eden kimse departer [obsolete] i.
rafine petrol ürünlerinden elde edilen asit sludge acid i.
çözücü ile rafine edilmiş solvent-refined s.
Tarım
rafine tuz imalat makinesi salt refining machine i.
rafine yağ refined oil i.
yemeklik rafine fındık yağı edible refined hazelnut oil i.
Askeri
(kimyasal veya biyolojik harp maddesini) silah olarak kullanılmak üzere üretmek veya rafine etmek weaponise f.
(kimyasal veya biyolojik harp maddesini) silah olarak kullanılmak üzere üretmek veya rafine etmek weaponize f.
Eski Kullanım
rafine zevkleri olmayan popular s.