sallanan - Türkçe İngilizce Sözlük

sallanan

"sallanan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 40 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sallanan rocking s.
The baby’s cradle is suspended on a small frame, which is rocked with the help of a special electric device.
Bebeğin beşiği, özel bir elektrikli cihaz yardımıyla sallanan küçük bir çerçeveye asılır.

More Sentences
sallanan wobbly s.
She fixed the wobbly table with a piece of paper.
Sallanan masayı bir kağıt parçasıyla düzeltti.

More Sentences
sallanan shaky s.
The legs of the table are shaky.
Masanın bacakları sallanıyor.

More Sentences
sallanan wobbler i.
sallanan swung s.
sallanan vacillating s.
sallanan lurching s.
sallanan pendulous s.
sallanan unsteady s.
sallanan rocky s.
sallanan swinging s.
sallanan shaking s.
sallanan wavering s.
sallanan tipsy s.
sallanan oscillatory s.
sallanan oscillating s.
sallanan fluttery s.
sallanan nonsteady s.
sallanan tilting s.
sallanan swaying s.
sallanan annuent s.
sallanan underhung s.
sallanan vacillatory s.
sallanan wabbly s.
sallanan waggly s.
sallanan palsied s.
sallanan firmless [obsolete] s.
sallanan oscillational s.
sallanan shattery s.
sallanan shauchly s.
sallanan shittle s.
sallanan shuddering s.
sallanan shuddersome s.
sallanan shuttle [dialect] s.
sallanan shuttlecock s.
sallanan stirious s.
Teknik
sallanan oscillatory s.
sallanan underslung s.
Denizcilik
sallanan rockered s.
Argo
sallanan rolling zf.

"sallanan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 93 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sallanan kişi wabbler i.
sallanan at rocker i.
sallanan koltuk rocker i.
kavisli ayak (beşik veya sallanan sandalye altındaki) rocker i.
sallanan bir tür çocuk sandalyesi shoofly i.
sallanan at rocking horse i.
sallanan sandalye rocking chair i.
sallanan diş loose tooth i.
sallanan diş wobbly tooth i.
sallanan diş dangling tooth i.
aynı anda iki farklı yöne sallanan ikili oyun ipi double dutch i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak nodder i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak bobblehead doll i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak bobbing head doll i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak wobbler i.
(giysiye takılan/giysinin üzerinden) sallanan etiket swing tag i.
sallanan sandalye cane rocker i.
bir tür sallanan sandalye glider i.
(buz saçağı, saç örgüsü gibi) sallanan veya sarkan şey tangle [scottish] i.
sallanan filiz/yaprak tress i.
sallanan kimse waggler i.
sallanan şey waggler i.
ağacın sallanan gevşek dalı widow-maker i.
sallanan kimse veya şey wriggler i.
sallanan şey dangle i.
sallanan dekor dangle i.
sallanan süs dangle i.
sallanan şey loll i.
sallanan çerçevelerle donatılmış tekne rocker vat i.
sallanan çerçevelerle donatılmış tekne rocker pit i.
sallanan süs eşyası pendicle i.
çubuktan sallanan çelik halat pendent i.
çubuktan sallanan kısa halat pendent i.
sallanan kimse flutterer i.
sallanan şey perpendicle [obsolete] i.
sallanan ana kucağı bouncy chair i.
sallanan ana kucağı infant bouncer i.
sallanan ana kucağı baby bouncer i.
sallanan ana kucağı bouncer seat i.
ipte sallanan elma, vişne veya diğer yuvarlak meyveleri ısırmaya veya yakalamaya çalışmak bob at an apple f.
sallanan sandalyede ileri geri hareket etmek rock f.
sallanan (sağlam olmadığı için) unsteady s.
daha çok sallanan wobblier s.
en çok sallanan wobbliest s.
sallanan (diş) loose s.
değnekle sallanan baculine s.
asılı durup sallanan underhung s.
(sağlam olmadığı için) sallanan unfirm s.
kolayca sallanan versatile s.
(yapı, mobilya) sallanan bockedy [irish] s.
neşeyle sallanan (kuyruk) merry s.
gevşek şekilde sallanan loose-fitting s.
ileri geri sallanan dingle-dangle [obsolete] s.
havada sallanan pensile s.
havada sallanan pensible [obsolete] s.
bir yandan öbür yana sallanan rolling s.
askıdan sallanan sling s.
havada sallanan poised s.
çok sallanan swayful s.
aşağı doğru sallanan pendulous s.
sallanan bir şekilde waveringly zf.
sallanan parça rocker N.
Deyim
birinin tepesinde/üstünde sallanan demokles'in kılıcı the sword of damocles hangs over someone's head expr.
Konuşma
babaannem sallanan sandalyede oturmayı çok sever my grandmother loves to sit in the rocking chair expr.
babaannem sallanan sandalyede oturmayı çok sever my grandma likes to sit in the rocking chair expr.
Siyasal
mensuplarının evlenmediği, ibadet sırasında yaptıkları dans nedeniyle shakers (sallanan insanlar) adını alan bir hristiyan mezhebi united society of believers in christ's second appearing i.
mensuplarının evlenmediği, ibadet sırasında yaptıkları dans nedeniyle shakers (sallanan insanlar) adını alan bir hristiyan mezhebi shakers i.
Teknik
sallanan oluk swinging launder i.
tekrarlayan bir saatin çarpma mekanizmasını engellemek için sallanan çentikli bir yay veya bir kol racktail i.
sallanan omurgalı tekne rocker i.
sallanan çubuk rocker i.
sallanan çerçevelerle donatılmış tekne rocker i.
sallanan nesne rocker i.
asılı durup sallanan underslung s.
Mekanik
valflerin çalışması için iki veya daha fazla eklem yerine sahip sallanan plaka wrist plate i.
pistonunu dönen veya sallanan bir diskin oluşturduğu döner motor disk engine i.
Tekstil
elbisede sallanan kısım lap i.
Mobilya
sırt kısmı düz yapılmış kolçaksız sallanan sandalye lady's rocking chair i.
sallanan windsor sandalye windsor rocker [us/canada] i.
bir tür sallanan sandalye boston rocker i.
kavisli sallanan sandalye ayağı runner i.
düz platform üzerinde sallanan sandalye platform game i.
Denizcilik
demir atmışken gelgit ile sallanan tide-rode s.
Botanik
büyük, koyu yeşil yaprakları ve sallanan, yuvarlak yeşil çiçekleri olan yaprak döken bir bitki green hellebore i.
uzun saplı oval başakçıkları rüzgarda sallanan briza cinsi çeşitli çimlere verilen ad mountain flax i.
sukot kutlamaları esnasında sallanan bitki demeti lulav i.
buketten sallanan çiçek shower i.
büyük, koyu yeşil yaprakları ve sallanan, yuvarlak yeşil çiçekleri olan yaprak döken bir bitki bear's-foot i.
büyük, koyu yeşil yaprakları ve sallanan, yuvarlak yeşil çiçekleri olan yaprak döken bir bitki helleborus viridis i.
Spor
üst üste dizili sallanan jimnastik halkaları traveling rings i.
sağdan sola doğru sallanan right-handed s.
Beysbol
havada sallanan top fungo i.
Tiyatro
gök gürültüsüne benzer bir ses oluşturmak için sallanan büyük metal levha thunder sheet i.