| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | sob i. | hıçkırık | ||
|
The neighbors could hear the teenager's sobs. Komşular, gencin hıçkırıklarını duyabiliyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | sob f. | hıçkırarak ağlamak | ||
|
I heard them sobbing. Hıçkırarak ağladıklarını duydum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | sob f. | hıçkırmak | ||
|
I don't care!' Kelvin sobbed. "Umurumda değil!" dedi Kelvin hıçkırarak. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | sob i. | hıçkırık | ||
|
The neighbors could hear the teenager's sobs. Komşular, gencin hıçkırıklarını duyabiliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | sob f. | hıçkıra hıçkıra ağlamak | ||
|
She won't stop sobbing. Hıçkıra hıçkıra ağlamayı kesmiyor. More Sentences |
||||
| Genel | sob f. | hüngür hüngür ağlamak | ||
|
The mother held her baby as he was about to sob. Anne, hüngür hüngür ağlamak üzere olan bebeğini kucakladı. More Sentences |
||||
| Genel | sob f. | hıçkırarak ağlamak | ||
|
I heard them sobbing. Hıçkırarak ağladıklarını duydum. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | sob i. | puşt | ||
|
You must ignore that SOB. O puştu görmezden gelmelisin. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | sob i. | hıçkırıklara boğulma | ||
| Genel | sob i. | hüngürtü | ||
| Genel | sob i. | hıçkırma | ||
| Genel | sob i. | nefes darlığı | ||
| Genel | sob i. | nefesin çabuk kesilmesi | ||
| Genel | sob f. | hıçkırıklara boğulmak | ||
| Genel | sob f. | hüngürdemek | ||
| Genel | sob f. | (kendini) ağlaya ağlaya … hale getirmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | sob i. | zorlanma sesi | ||
| Eski Kullanım | sob i. | hıhlama | ||
| Eski Kullanım | sob i. | oflayıp poflama | ||
| Argo | ||||
| Argo | sob kısalt. | orospu çocuğu | ||
| Argo | sob kısalt. | piç | ||
| Argo | sob kısalt. | iğrenç ve zorba kimse | ||