turn one - Türkçe İngilizce Sözlük

turn one

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"turn one" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
turn one f. bir (1) yaşına girmek

"turn one" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
turn up one's nose at f. reddetmek
turn one's hand to f. bir işe el atmak
turn around one's business f. düzlüğe çıkmak
turn one's head f. gururlandırmak
turn one's eyes away f. gözlerini kaçırmak
turn one's stomach f. mide bulandırmak
turn up one's nose f. beğenmemek
await one's turn f. sıra beklemek
turn in one's grave f. kemikleri sızlamak
turn up one's nose at f. burun kıvırmak
turn one's ankle f. ayak bileğini burkmak
turn something to one's purpose f. bir şeyden yararlanmak
turn one's back on f. sırt çevirmek
turn one's coat f. dönmek
turn one's mind to f. kafasına takmak
turn one's hand to f. bir işle uğraşmaya başlamak
turn up one's nose at f. beğenmemek
turn one's head f. başını döndürmek
turn one's hand f. fiziki bir iş yapmak
have done one's turn f. sırasını savmak
turn up one's nose at f. burun bükmek
turn one's mind f. kafasına takmak
turn one's stomach f. midesini bulandırmak
turn one's nose up at something f. burun kıvırmak
turn up one's nose f. burun kıvırmak
turn one's nose up at f. burun burmak
turn one's back on f. dirsek çevirmek
turn over in one's grave f. kemikleri sızlamak
turn one's back f. arkasını dönmek
turn up one's nose at f. hor görmek
turn over in one's mind f. düşünüp taşınmak
turn one's steps towards f. yönelmek
await one's turn f. nöbet tutmak
await one's turn f. nöbet beklemek
turn one's eyes away f. bakışlarını kaçırmak
turn against (for one person to another) f. aleyhine dönmek
turn one's stomach f. midesi bozulmak
turn one's stomach f. midesini bozmak
turn out be somebody one knows before f. tanışık çıkmak
turn out be somebody one knows before f. tanış çıkmak
(one's hair) turn gray f. saçları ağarmak
(one's hair) turn white f. saçları ağarmak
turn one's back (on somebody) f. sırt çevirmek
turn one's face away f. yüzünü çevirmek
one's luck turn f. şansı dönmek
turn one's back f. sırtını dönmek
turn one's back f. sırt dönmek
turn one's head f. başını çevirmek
turn around one's own axis f. kendi ekseni etrafında dönmek
turn to ashes in one's mouth f. tadı kaçmak
(one's luck) to turn f. şeytanın bacağını kırmak
one's turn to come f. sırası gelmek
one's turn to come f. sıra gelmek
turn one's attention to something f. dikkatini (başka) bir şeye çevirmek/yöneltmek
wait one's turn f. sırasını beklemek
wait for one's turn f. sırasını beklemek
turn out to one's advantage f. birinin lehine dönmek
turn one's eyes away f. gözünü kaçırmak
turn the back on one f. sırtını dönmek
turn the back on one f. bırakmak
turn the back on one f. terk etmek
turn the back on one f. vazgeçmek
Öbek Fiiller
turn (one) on to (something) f. (birini bir şeyden) haberdar etmek
turn (one) on to (something) f. (birine) ilgilenebileceği, sevebileceği bir şey önermek
turn (one) on to (something) f. (birini) ilgilenebileceği, sevebileceği bir şeyle tanıştırmak
turn (one) away from (someone or something) f. (birinin birini/bir şeyi) bırakmasına/terk etmesine neden olmak
turn (one) away from (someone or something) f. (birinin birinden/bir şeyden) vazgeçmesine/çark etmesine neden olmak
turn (one) away from (someone or something) f. (birinin birine/bir şeye) yüz çevirmesine neden olmak
Atasözü
one good turn deserves another yapılan iyilik karşılıksız kalmaz
one good turn deserves another eğer sana yardım edilmişse sen de onlara yardım et
Deyim
lose everything one has and have nowhere to turn f. arafat´ta soyulmuş hacıya dönmek
turn one on f. merakını uyandırmak
turn on one's heels f. birdenbire dönmek
turn on one's heels f. dönüp gitmek
turn one's coat f. dönmek
turn one's coat f. taraf değiştirmek
turn one's coat f. döneklik etmek
turn one's back on f. dikkate almamak
turn one's back on f. sırtını dönmek
turn one's back on f. aldırış etmemek
turn one's back on f. yardımı talebini kabul etmemek
turn one's back on f. geri çevirmek
turn on one's heel f. birdenbire dönüp gitmek
turn on one's heel f. birden dönmek
turn one's nose up at f. burun kıvırmak
turn one's nose up at f. beğenmemek
turn in one's grave f. mezarında kemikleri sızlamak
turn over in one's grave f. mezarında kemikleri sızlamak
do one an ill turn f. birisine kötülük etmek
do one an ill turn f. birisine zarar vermek
turn one's back on someone f. birisine sırt çevirmek
turn one's back on someone f. birisine sırtını çevirmek
turn one hundred and eighty degrees f. (kararından vb) yüz seksen derece dönmek
turn one hundred and eighty degrees f. (kararından vb) 180 derece dönmek
turn on one's heel f. aniden gitmek
turn one's gaze away from someone f. (birinden) bakışlarını çevirmek
turn one's hand to f. kalkıştığı her işi halletmek/başarmak
turn one's hand to f. el attığı her işin altından başarıyla kalkmak
take one's turn f. (bir oyunda) sırası gelmek
turn something over in one's mind f. iyice düşünmek
turn something over in one's mind f. ölçüp biçmek
turn in one's grave f. mezarında ters dönmek
bring up (any one) with a round turn f. (birinin) aniden durmasına sebep olmak
turn around one's finger f. birinin üzerinde tam kontrole sahip olmak
turn around one's finger f. arzu ettiği gibi etkileyebilmek
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birini) (küçük) parmağında oynatmak
turn (someone) around (one's) (little) finger f. parmağının ucuyla/ucunda oynatmak
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birine) her istediğini yaptırmak
turn (someone) around (one's) (little) finger f. kukla gibi oynatmak
turn one's clocks forward f. saatini ileri almak
turn one's clock forward f. yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak
turn one's clock forward f. saatini ileri almak
turn one's clocks forward f. yaz saati uygulaması sebebiyle saatleri ileri almak
turn one's mind to f. dikkatini yöneltmek
turn one's mind to f. üzerinde çalışmaya başlamak
turn (one's) face to the wall f. ölmek
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birini) kukla gibi kullanmak
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birini) elinde oyuncak etmek
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birini) parmağında oynatmak
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birini) istediği gibi yönetmek
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birine) her istediğini yaptırmak
turn (someone) around (one's) (little) finger f. (birini) tamamen kontrol altına almak
turn one's clock forward f. yaz saati uygulamasına geçmek
turn one's clock forward f. saatleri bir saat ileri almak
turn one's clocks forward f. yaz saati uygulamasına geçmek
turn one's clocks forward f. saatleri bir saat ileri almak
turn (one's) hand to (something) f. (bir şey) yapabilmek
turn (one's) hand to (something) f. (bir şeye) kalkışmak
turn (one's) hand to (something) f. (kendini bir şeye) vermek
turn (one's) hand to (something) f. bir girişimde bulunmak
turn (one's) head f. kafasını çevirmek
turn one's head f. birini kendini beğenmiş biri haline getirmek
turn one's head f. birini burnu büyük biri haline getirmek
turn one's head f. kendine hayran bırakmak
turn one's head f. dikkatleri üstüne toplamak
turn one's head f. ilgi odağı olmak
turn one's head f. birini küstahlaştırmak
turn (one's) head f. görmezden gelmek
turn (one's) head f. göz yummak
turn one's head f. birinin çok dikkatini çekmek
turn one's back upon f. uzaklaşmak
turn one's back upon f. yüzüstü bırakmak
turn one's back upon f. terk etmek
turn one's back upon f. reddetmek
turn one's back upon f. geride bırakmak
turn one's back upon f. inkar etmek
turn up (one's) toes f. işi kapatmak
turn up (one's) toes f. işin peşini bırakmak
turn up (one's) toes f. vazgeçmek
turn up (one's) toes f. teslim olmak