widespread - Türkçe İngilizce Sözlük

widespread

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

widespread — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yaygın
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈwaɪdˌsprɛd/ – BrE /ˈwaɪdˌsprɛd/)
Terim Türü:
Sıfat
Geniş alana veya çok sayıda kişiye dağılmış olma durumu. Wide ve spread birleşimidir. Sosyal ve bilimsel bağlamlarda sıklıkla kullanılır.
Eş Anlamlılar:
prevalent, extensive
Zıt Anlamlılar:
localized, rare

"widespread" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
widespread s. yaygın
There has already been fairly widespread world concern expressed about these shipments.
Bu sevkiyatlar konusunda dünyada oldukça yaygın bir endişe zaten dile getirilmektedir.

More Sentences
Genel
widespread s. yaygın
There has already been fairly widespread world concern expressed about these shipments.
Bu sevkiyatlar konusunda dünyada oldukça yaygın bir endişe zaten dile getirilmektedir.

More Sentences
widespread s. geniş çapta
For this reason this trial, which at the moment is experimental and temporary, should receive widespread support.
Bu nedenle şu an için deneysel ve geçici olan bu çalışma geniş çaplı destek görmelidir.

More Sentences
widespread s. geniş çaplı
His speech provoked widespread criticism.
Konuşması geniş çaplı eleştirilere neden oldu.

More Sentences
widespread s. alabildiğine açılmış
widespread s. geniş alana yayılmış

"widespread" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
widespread service i. yaygın servis
widespread support i. yaygın destek
widespread prejudice i. yaygın önyargı
widespread impact i. yaygın etki
become widespread f. yaygınlaşmak
make something widespread f. yaygın hale getirmek
become widespread f. yaygın hale gelmek
cause widespread devastation f. büyük bir yıkıma neden olmak
have widespread media coverage f. medyada geniş yer bulmak
have widespread media coverage f. basında geniş yer bulmak
receive widespread media attention f. medyada geniş yer bulmak
widespread the world f. dünyaya yayılmak
widespread around the world f. dünyaya yayılmak
receive widespread media coverage f. medyada geniş yer almak
in a widespread manner zf. yaygın bir şekilde
in a widespread manner zf. yaygın olarak
Hukuk
widespread and gross violation i. yaygın ve kapsamlı şekilde ihlal
Teknik
control of geographically widespread processes i. coğrafi olarak alanlara yayılan işlemlerin kontrolü
Medikal
widespread use of adjuvant treatment i. adjuvan tedavinin yaygın kullanımı
widespread maculopapular rash i. yaygın makulopapüler döküntü
chronic widespread pain i. kronik yaygın ağrı