worm - Türkçe İngilizce Sözlük

worm

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

worm — Definition

Anlamı ve Tanımı:
solucan
Okunuş (IPA):
(AmE /wɜːrm/ – BrE /wɜːm/)
Terim Türü:
İsim: worm (worms)
Uzun ve yumuşak gövdeli omurgasız canlı. Eski İngilizce wyrm kökünden gelir. Biyoloji ve mecazi olarak aşağılanma anlatımlarında yer alır.
Eş Anlamlılar:
earthworm
Zıt Anlamlılar:
vertebrate

"worm" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 59 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
worm i. kurt
I ate half the apple before I noticed there was a worm in it.
İçinde bir kurt olduğunu fark etmeden önce elmanın yarısını yedim.

More Sentences
worm i. solucan
This anti-virus software also provides protection against worms.
Bu anti-virüs yazılımı solucan virüslere karşı da koruma sağlar.

More Sentences
worm i. kurtçuk
worm i. bağırsak kurdu
worm f. solucan gibi kıvrılarak ilerlemek
Genel
worm i. kurt
I ate half the apple before I noticed there was a worm in it.
İçinde bir kurt olduğunu fark etmeden önce elmanın yarısını yedim.

More Sentences
worm i. pısırık adam
Don't listen to worms like him.
Onun gibi pısırık adamları dinlemeyin.

More Sentences
worm i. solucan
This anti-virus software also provides protection against worms.
Bu anti-virüs yazılımı solucan virüslere karşı da koruma sağlar.

More Sentences
worm i. tek sefer yazılabilen cd
You can't make any change to the document as it's written in the worm.
Tek sefer yazılabilen cd üzerine yazılı olduğu için belgede herhangi bir değişiklik yapamazsınız.

More Sentences
worm f. kurtlarını dökmek
The vet wormed the little lamb.
Veteriner küçük kuzunun kurtlarını döktü.

More Sentences
Teknik
worm i. kurt
I ate half the apple before I noticed there was a worm in it.
İçinde bir kurt olduğunu fark etmeden önce elmanın yarısını yedim.

More Sentences
worm i. solucan
This anti-virus software also provides protection against worms.
Bu anti-virüs yazılımı solucan virüslere karşı da koruma sağlar.

More Sentences
Bilgisayar
worm i. solucan
This anti-virus software also provides protection against worms.
Bu anti-virüs yazılımı solucan virüslere karşı da koruma sağlar.

More Sentences
Genel
worm i. askarit
worm i. bağırsak kurdu
worm i. içini kemiren şey
worm i. içten içe yiyip bitiren şey
worm i. sinsice işkence eden şey
worm i. görünüşü ve hareketiyle solucana benzeyen şeyler
worm i. solucan (virüs)
worm f. solucan gibi kıvrılarak ilerlemek
worm f. bağırsaklarındaki kurtları düşürmek (bir hayvanın)
worm f. kurt dökmek
worm f. kurt aramak
worm f. (bilgi, sır) ima, kandırma veya kurnazca sorgulama yoluyla almak
worm f. solucan avlamak
worm f. solucan bulmak için kazmak
worm f. kurnaz yollarla başarılı olmak
worm f. aldatıcı yollarla başarılı olmak
worm f. sinsice ilerlemek
worm f. kademeli ilerlemek
worm f. üstü kapalı söylemek
worm f. ima etmek
Sanayi
worm i. hava veya akan su ile soğutulan spiral boru
Teknik
worm i. helezon dişlisi
worm i. salyangoz
worm i. sonsuz vida dişlisi
worm i. sonsuz dişli
worm i. sonsuz vida
worm i. vidanın helezoni kısmı
worm i. vidanınkine benzer bir prensiple çalışan konveyör
worm i. damıtmada kullanılan spiral yoğuşmalı tüp
worm i. arşimet vidası
worm i. arşimet vidası benzeri aparat
worm i. imbik bobini
worm f. ilerletmek
worm s. helezon şeklinde olan
Denizcilik
worm f. yüzeyi düzgün bir hale getirmek için (halat) tellerinin arasındaki boşlukları iplik veya sicim ile doldurmak
worm f. (halatın) etrafına iplik veya sicim sarmak
Medikal
worm i. kurtçuk
Anatomi
worm i. vermis
worm i. beyinciğin sağ ve sol lopları arasında kalan lop
Balıkçılık
worm f. yem olarak solucan kullanarak balık tutmak
Böcek Bilimi
worm i. eskiden vermes olarak adlandırılan hayvan grubunun bir üyesi
worm i. yakı böcekleri familyasından olan bir böcek
worm i. kör yılan
worm i. kör kertenkele
worm i. gemi kurdu
worm i. iskele kurdu

"worm" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
dew worm i. olta solucanı
worm snake i. yılan
peanut worm i. yerfıstığı kurdu
fishing worm i. balık yemi
worm hole i. kurt yeniği
dew worm i. solucan
apple worm i. elma kurdu
army worm i. tırtıl ordusu
worm gear i. sonsuz vida
tomato worm i. domates kurdu
guinea worm i. gine kurdu
worm fence i. çit
vinegar worm i. sirke kurdu
worm humus i. solucan humusu
nematode worm i. yuvarlak kurt
dew-worm i. yer solucanı
glow-worm i. ateşböceği
ring-worm i. mantar hastalığı
book worm i. kitap kurdu
silk worm i. ipek böceği
glow-worm i. ateş böceği
glow-worm i. kandilböceği
red worm i. olta solucanı
fishing worm i. olta solucanı
worm humus i. solucan gübresi
worm manure i. solucan gübresi
worm castings i. solucan gübresi
worm gear i. sonsuz dişli
worm fence i. (boylamasına aralıklı) tahta çit
worm fence i. (uzunlamasına aralıklı) tahta çit
wax worm i. balmumu kurdu
pass a worm f. kurt dökmek
worm through f. kıvrıla kıvrıla biryerden geçmek
worm one's way through f. kıvrıla kıvrıla biryerden geçmek
worm one's way f. hile ile sokulmak
worm one's way f. sokulmak
worm one's way f. kendine yol açmak
worm out of f. ağzından almak
worm one's way into f. -e kurnazlıkla girmek
worm one's way into f. -e sinsice girmek
worm one's way into f. sinsice gözüne girmeye çalışmak
worm one's way into f. sinsice girmeye çalışmak
worm one's way into f. sinsice sızmaya çalışmak
worm one's way into f. sinsice tavlamaya çalışmak
worm (out of) f. kurnazca ortaya çıkarmak
worm (out of) f. sinsice bilgi edinmek
worm (out of) f. sorarak elde etmek
worm (out of) f. ikna ederek elde etmek
worm (out of) f. yalvararak elde etmek
worm-eaten s. kurt yemiş
worm-eaten s. kurtyenikli
worm-eaten s. kurtlar tarafından yenmiş
worm-shaped s. solucan biçiminde
worm-eaten s. çürümüş
worm-eaten s. antika
worm-eaten s. çürük
worm-eaten s. eski moda
worm-eaten s. demode
worm-eaten s. çağdışı
worm-eaten s. modası geçmiş
Öbek Fiiller
worm out of f. sızdırmak
worm out of (something or some place) f. (dar bir şeyden/yerden) kıvrılarak çıkmak
worm out of (something or some place) f. (bir şeyden/yerden) sıyrılarak çıkmak
worm out of (something) f. (bir şeyden) kaytarmak
worm out of (something) f. (bir şeyden) paçayı kurtarmak
worm out of (something or some place) f. (bir şeyden/yerden) sıkışarak çıkmak, (bir şeyden/yerden) zar zor çıkmak
worm out of (something or some place) f. (bir şeyden/yerden) sürünerek çıkmak
worm out of (something or some place) f. (bir şeyden/yerden) güç bela çıkmak
worm out of (something) f. (bir şeyden) yırtmak
worm out of (something) f. hileyle (bir şeyden) kaçmak
worm out of (something) f. (bir şeyden) sıyrılmak
worm out of (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) içinden debelenerek çıkmak
worm out of (something) f. (bir şeyden) sıvışıp kaçmak
worm out of (something) f. (bir şeyden) sıvışmak
worm (something) out of (one) f. (birine bir şey) söyletmek
worm (one's) way out (of something) f. (bir şeyden) kurnazlıkla sıvışmak
worm (one's) way out (of something) f. (bir şeyden) sürünerek çıkmak
worm (something) out of (one) f. (birinin) ağzından bilgi/laf almak
worm (one's) way out (of something) f. (bir şeyden) sinsice kaçmak
worm (one's) way out (of something) f. (bir şeyden) sinsice sıyrılmak
worm (one's) way out (of something) f. (bir şeyden) kıvrılarak çıkmak
worm (one's) way out (of something) f. sıkışık (bir şeyden) zar zor çıkmak
İfadeler
worm into (something or some place) f. dar (bir şeye/yere) tıkışmak
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) kurnazlıkla girmek
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) sinsice girmek
worm into f. birini/bir şeyi bir şeyin içine kurnazca sokmak
worm into f. birini/bir şeyi bir şeyin içine sinsice sızdırmak
worm into f. '-e yavaş yavaş girmek
worm into (something or some place) f. dar (bir şeye/yere) büzüşerek girmek
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) allem edip kallem edip girmeyi becermek
worm into (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) içine sürünerek girmek
worm into f. kurnazca kendini bir konuma/duruma sokmak
worm into (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) içine emekleyerek girmek
worm into (something or some place) f. dar (bir şeye/yere) sıkışmak
worm into f. '-e yılan gibi sızmak
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) sinsice sızmak
worm into f. -e kurnazca sızmak
worm into f. '-e sinsice sızmak
worm into f. sinsice kendini bir şey gibi göstermek
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) bir şekilde girmeyi becermek/başarmak
worm into (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) içine sığışmak
worm into f. birini/bir şeyi çaktırmadan bir şeye sokmak
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) alavere dalavereyle girmek
worm into (something or some place) f. dar (bir şeye/yere) debelenerek girmek
worm into (something or some place) f. (bir şeye/yere) çaktırmadan sızmak
Atasözü
early bird catches the worm atı alan üsküdarı geçti
early bird catches the worm erken kalkan yol alır
the early bird gets the worm erken kalkan yol alır
even a worm will turn kuzu bile kurt olur
the early bird catches the worm erken kalkan çok yol alır
even a worm will turn en sakin insan bile bir noktada sinirlenir
the early bird catches the worm erken davranan yol alır
the early bird catches the worm erken kalkan yol alır
early bird catches the worm erken kalkan kazanır
early bird gets the worm erken kalkan çabuk yol alır
Konuşma Dili
worm burner i. (golf, beyzbol) hızlı ama alçak top
Deyim
a worm's-eye view i. alçaktan bakma
a worm's eye view i. basit bir değerlendirme
a worm’s-eye view i. öznel bir fikir/bakış
a worm’s-eye view i. içeriden bir görüş
a worm’s-eye view i. sübjektif bir görüş
a worm's eye view i. düşük bir pozisyondan değerlendirme
a worm’s-eye view i. içeriden bir görüş/bakış
worm out of f. ağzından almak (laf vb)
worm one's way into f. içeri sızmak
have a worm's eye view of something f. bir konunun az veya önmesiz olan kısmını bilmek
worm one's way out of f. bir durumdan sıyrılmak
worm information out of someone f. birini bir konuda konuşturmak
worm information out of someone f. birisinden zorla bir bilgi almak
worm one's self into f. sinsice gözüne girmeye çalışmak
have a worm in (one's) tongue f. aksi olmak
have a worm in (one's) tongue f. huysuz olmak
have a worm in (one's) tongue f. saldırmaya meyilli olmak
have a worm in (one's) tongue f. sinirli olmak
worm (one's) way into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) kıvrılmak
worm information f. zorla söyletmek/bilgi almak
worm (one's) way into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) kurnazlıkla girmek
worm (one's) way into (something or some place) f. dar/sıkışık (bir şeye/bir yere) zorla girmek/sığışmak
worm (one's) way in f. -e kurnazlıkla girmek
worm (one's) way in f. '-e sinsice sızmak
worm (one's) way into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sığışmak
worm (one's) way into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sinsice sızmak
worm information f. laf almak
worm (one's) way into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sürünerek girmek
worm (one's) way in f. '-e sinsice girmek
worm information f. zorla bilgi almak
worm (one's) way into (something or some place) f. (bir şeye/bir yere) sinsice girmek
the early bird gets the worm expr. sona kalan dona kalır
early bird gets the worm expr. sona kalan dona kalır
the worm has turned expr. maymun gözünü açtı