yapamaz - Türkçe İngilizce Sözlük

yapamaz

"yapamaz" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 3 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
yapamaz unable s.
I am unable to make these hairstyles.
Bu saç modellerini yapamıyorum.

More Sentences
Teknik
yapamaz unable s.
I am unable to make these hairstyles.
Bu saç modellerini yapamıyorum.

More Sentences
Genel
yapamaz cannot f.

"yapamaz" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 49 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
iş yapamaz duruma getirmek incapacitate f.
Genel
yapamaz olma unfitness i.
yapamaz hale getirmek incapacitate f.
(birini) yapamaz hale getirmek incapacitate (someone) f.
(birini) iş yapamaz duruma getirmek incapacitate (someone) f.
yapamaz hale getirmek disable f.
yapamaz hale getirmek discapacitate f.
görev yapamaz durumda out of commission s.
Öbek Fiiller
iş yapamaz hale getirmek cut down f.
(birini bir şeyi/işi) yapamaz duruma getirmek incapacitate (someone) for (something) f.
(birini bir şeyi/işi) yapamaz hale getirmek incapacitate (someone) for (something) f.
(birini bir süreliğine bir şeyi/işi) yapamaz duruma getirmek incapacitate (someone) for (something) for (a period of time) f.
(birini bir süreliğine bir şeyi/işi) yapamaz hale getirmek incapacitate (someone) for (something) for (a period of time) f.
Atasözü
bir kişi iki şeyi aynı anda aynı kalitede yapamaz a man cannot serve two masters
Konuşma Dili
onun için bir şeyler yapamaz mıyız? can't we do something for him? expr.
rica etsem/mümkünse … yapamaz mısın? I don’t suppose you could... expr.
rica etsem/mümkünse … yapamaz mısın? I don't suppose you expr.
(biri) bundan daha iyisini yapamaz (one) can't beat that expr.
(biri) bundan daha iyisini yapamaz (one) can't top that expr.
ölsem yapamam/ölse yapamaz/ölsek yapamayız/ölseler yapamazlar cannot for the life of me/him/her/us/them expr.
mümkünse … yapamaz mısın/yapamaz mısınız? I don't suppose you could... expr.
acaba … yapamaz mısın/yapamaz mısınız? I don't suppose you could... expr.
rica etsem … yapamaz mısın/yapamaz mısınız? I don't suppose you could... expr.
Deyim
hiçbir şey yapamaz durumda olmak be tied hand and foot f.
hiçbir şey yapamaz durumda olmak be bound hand and foot f.
bundan böyle yapamaz olmak pass (one's) sell-by date f.
bundan böyle yapamaz olmak pass your sell-by date f.
(birini) hiçbir şey yapamaz duruma sokmak tie (one) hand and foot f.
(biri bir şeyin) daha iyisini yapamaz (one) can't beat (something) expr.
Konuşma
bunu yapabilir misin yapamaz mısın? can you or can't you do it? expr.
bunu kimse yapamaz no one can that expr.
bu konuda bir şey yapamaz mısın? can't you do anything about that? expr.
Hukuk
yargılama vazifesini yapamaz unable to perform judicial duty expr.
Teknik
manevra yapamaz unmaneuverable s.
Askeri
askeri harekat yapamaz hale getirmek neutralise f.
askeri harekat yapamaz hale getirmek neutralize f.
Argo
(bir şeyi) hayatta yapamaz can't (do something) for toffee expr.
(bir şeyi) hiç yapamaz can't (do something) for toffee expr.
en basit şeyi bile yapamaz can't find (one's) butt with both hands expr.
(biri bir şeyi) dünyada yapamaz can't (do something) to save (one's) life expr.
bir şeyi hiç yapamaz can't do something for toffee [uk] expr.
(biri bir şeyi) hayatta yapamaz can't (do something) to save (one's) life expr.
bir şeyi hayatta yapamaz can't do something for toffee [uk] expr.
(biri bir şeyi) hiçbir şekilde yapamaz can't (do something) to save (one's) life expr.
(biri bir şeyi) ölse yapamaz can't (do something) to save (one's) life expr.
en basit şeyi bile yapamaz can't find butt with both hands expr.
(biri bir şeyi) ne kadar uğraşırsa uğraşsın yapamaz can't (do something) to save (one's) life expr.
Modern Argo
bir bok yapamaz ain't got shit expr.
Star Wars
başlıksız (yalnız yapamaz) untitled (he cant do it alone) i.