Live - Türkisch Englisch Wörterbuch

Live

Bedeutungen von dem Begriff "Live" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 64 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
live v. yaşamak
live adv. naklen
General
live n. elektrik yüklü
live v. oturmak
live v. sürmek (yaşam/ömür)
live v. beslenmek
live v. geçirmek
live v. ikamet etmek
live v. eğleşmek
live v. geçinmek
live v. yaşamak (hayat)
live v. hayatta kalmak
live v. yaşamak
live v. ömür geçirmek
live v. sağ olmak
live v. canlı olmak
live v. var olmak
live v. mevcut olmak
live v. ikamet etmek
live v. hayatın tadını çıkarmak
live v. hayat sürmek
live v. hayat geçirmek
live v. hayat sürmek
live adj. zinde
live adj. yanmamış
live adj. elektrikli (tel)
live adj. cereyanlı
live adj. yanan
live adj. yaşayan
live adj. cereyanlı (tel/ray vb)
live adj. diri
live adj. parlak
live adj. güncel
live adj. canlı (yayın)
live adj. hayat dolu
live adj. hareketli
live adj. sönmemiş
live adj. canlı
live adj. enerjik
live adj. atik
live adj. çevik
live adj. önemli
live adj. havası iyi (top)
live adv. canlı olarak
live adv. anında
Technical
live v. hayatta olmak
live v. yüzer durumda kalmak
live v. yaşamak
live adj. akım taşıyan
live adj. akım taşıyıcı
live adj. akımlı
live adj. aktif
live adj. cereyanlı
live adj. canlı
live adj. diri
live adj. gerilim altında
live adj. hareketli
live adj. elektrikli
live adj. sönmemiş
live adj. yanan
live adj. yüklü
Computer
live adj. gerilim altında
Television
live n. canlı yayın
Aeronautic
live adj. akım geçen

Bedeutungen, die der Begriff "Live" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
live programme n. naklen program
live wire n. girişken kimse
live rail n. elektrikli ray
live load n. yararlı yük
live load n. canlı yük
live wire n. cereyanlı tel
a live issue n. günün önemli sorunu
live model n. canlı model
live embers n. sönmemiş ateş korları
live birth n. canlı doğum
live wire n. elektrikli tel
live programme n. canlı program
live body n. yaşayan vücut
live axle n. hareket dingili
live studio program n. canlı stüdyo programı
live television programs n. canlı televizyon programları
live bait n. canlı yem
the world we live in n. yaşadığımız dünya
a desire to live n. yaşama isteği
will to live n. yaşama isteği
a live broadcast n. canlı yayın
a live broadcast stream n. canlı yayın akışı
the live plants n. canlı bitkiler
a live broadcast n. naklen yayın
the live n. canlı
a live broadcast streaming n. canlı yayın akışı
live-in help n. yatılı yardımcı
live music n. canlı müzik
live support n. canlı destek
live snail n. canlı salyangoz
live-in lover n. hayat arkadaşı
words to live by n. güzel ve özlü sözler
live happily ever after n. (onlar erdi muradına) sonsuza dek mutlu yaşadılar
reason to live n. yaşamak için amaç
live show n. canlı gösteri
live rounds n. gerçek mermi
live entertainment n. canlı eğlence
live-in nanny n. yatılı dadı
go live n. canlıya geçiş
live chat n. canlı sohbet
live music show n. canlı müzik gösterisi
live session n. canlı performans
live session n. canlı oturum
live recording n. hücum kayıt
desire to live n. yaşama arzusu
desire to live n. yaşam arzusu
live box n. su canlılarını canlı tutmak için suya yerleştirilen kutu
live feathers n. canlı kuştan koparılan tüyler
live trap n. hayvanları canlı yakalamak için kullanılan tuzak
live fast v. hızlı yaşamak
live freely v. hayatını yaşamak
live in v. yerleşmek
live through v. görüp geçirmek
live and learn v. yaşayarak öğrenmek
live up to v. ulaşmak
live out of suitcases v. göçebe hayatı yaşamak
live out of suitcases v. çantası sırtında gezmek
live at somebody's expense v. parasını yemek
live through v. zor bir durumdan sağ olarak çıkmak
live in luxury v. kont gibi yaşamak
live in sin v. nikahsız olarak beraber yaşamak
live from hand to mouth v. kazandığını yemek
live by one's pen v. kalemiyle geçinmek
live a lie v. hayatını yalan üzerine kurmak
live in one's own world v. kendi aleminde yaşamak
live out of suitcases v. evini sırtında taşımak
live quietly v. başını dinlemek
live alone v. yalnız yaşamak
live a life of luxury v. varlık içinde yaşamak
live on someone else v. haraç yemek
live to see one's children grow up and get married v. mürüvvetini görmek
live like a gentleman v. efendi gibi yaşamak
live off v. ile geçinmek
live a healthy life v. sağlıklı yaşamak
live off v. geliriyle geçinmek
make somebody live happily v. gün göstermek
live it up v. cümbüş yapmak
live with v. ile birlikte yaşamak
live out v. sonuna kadar yaşamak
live the life of riley v. bey gibi yaşamak
live through v. sağ salim çıkmak
live on borrowed money v. borç yemek
live at somebody's expense v. sırtından geçinmek
live a debauched live v. hovardalık etmek
live up to one's reputation v. şöhretini doğrulayacak bir yaşam sürmek
live an upright life v. namusuyla yaşamak
live in v. oturmak
live it up v. gününü gün etmek
live on v. geçinmek
live a double life v. ikiyüzlü bir hayat yaşamak
live like fighting cocks v. krallar gibi yaşamak
live through v. yaşamak
live in want v. yoksulluk içinde yaşamak
live with memories v. anılarla yaşamak
live in a world of one's own v. kendi dünyasında yaşamak
live by one's wits v. geçinmek için uyanık ve kurnaz olmak
find a place to live v. başını sokmak
live through v. başından geçmek
live by v. geçinmek
live in poverty v. yoksulluk çekmek
live a long life v. gömlek eskitmek
live out of suitcases v. kaplumbağa gibi yaşamak
live from hand to mouth v. kıt kanaat geçinmek
live a lie v. sahte hayat geçirmek
make enough to live off v. dünyalık doğrultmak
live on v. ile geçinmek
live a single life v. bekar yaşamak
live in opulence v. bolluk içinde yaşamak
live on the razor's edge v. iki ateş arasında kalmak
live together v. birlikte yaşamak
live a healthy and happy life v. gün görmek
live up to v. istediği hayat standardına ulaşmak
live from hand to mouth v. elden ağıza yaşamak
not to live till the morning v. sabaha çıkmamak
live through v. zorluklara rağmen başarmak
live on v. geçimini sürdürmek
live on the razor's edge v. ölümle kalım arasında olmak
live on v. yaşamını idame ettirmek
live on v. ile beslenmek
live it up v. vur patlasın çal oynasın eğlenmek
live the moment v. anı yaşamak
live through v. yaşamak (bir zamanı/olayı)
live down v. unutturmak
live long v. muammer olmak
live from hand to mouth v. kıtı kıtına idare etmek
live in misery v. sefalet çekmek
live in a rented house v. kirada oturmak
live in luxury v. saltanat sürmek
live and let live v. kendinden pay biçmek
live in seclusion v. inzivaya çekilmek
not to live long enough to v. ömrü vefa etmemek
live outside the country v. ülke dışında yaşamak
live a bohemian lifestyle v. bohem hayatı yaşamak
live in safety v. güvenle yaşamak
live in safety v. güven içinde yaşamak
live in safety v. güvenli biçimde yaşamak
live one's life to the full v. hayatını doyasıya yaşamak
live one's life to the full v. hayatın tadını çıkarmak
live under the same roof v. aynı çatı altında yaşamak
live in fear for one's life v. öldürülme korkusuyla yaşamak
live in fear for one's life v. ölüm korkusuyla yaşamak
live a life of great misery v. sürüm sürüm sürünmek
live to a ripe old age v. dünyaya kazık kakmak
live in hard conditions v. zor şartlar altında yaşamak
live long enough (to see) v. ömrü yetmek
live a lie v. bir yalanı yaşamak
begin to live in (a certain) way v. yol tutmak
live in (a certain) way v. yol tutmak
be broadcasted live v. canlı yayınlanmak
live a life of luxury v. lüks içinde yaşamak