age - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

age

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "age" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 29 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
age n. yaş
age n. çağ
age n. devir
General
age v. yıllanmak
age v. eskitmek
age v. yaşlanmak
age v. yıllandırmak
age v. eskimek
age v. yıpratmak
age v. yaşlandırmak
age v. ihtiyarlamak
age v. kocamak
age v. olgunlaştırmak
age n. yaşlılık
age n. asır
age n. çağ
age n. reşit olma
age n. zaman
age n. yaş
age n. gün
age n. ahit
age n. erginlik
age n. nesil
age n. kuşak
Trade/Economic
age v. kısa süreli alacaklı hesapları ödeme sürelerinin dolmasına göre incelemek
Technical
age v. buharlamak
Marine
age n. dönem
Medical
age n. aj
Gastronomy
age v. eti dinlendirmek

Bedeutungen, die der Begriff "age" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
old age n. yaşlılık
dragon age n. ejderha çağı
General
bear witness (to an age) v. tanıklık etmek (bir çağa vb)
reach lawful age v. reşit olmak
look one's age v. yaşını göstermek
be of age v. yaşı kemale ermek
be under age v. yaşı küçük olmak
not show one's age v. yaşını göstermemek
come of age v. reşit olmak
usher in a new age v. yeni bir çağ açmak
reach lawful age v. rüştüne varmak
be of an age to marry v. evlenecek yaşta olmak
come of age v. rüştünü kazanmak
bear witness to an age v. bir çağa tanıklık yapmak
be under age v. küçük olmak
bear witness to an age v. bir çağa tanıklık etmek
attain full age v. rüştüne ermek
come of age v. rüştünü ispat etmek
be of age v. reşit olmak
reach lawful age v. rüştüne ermek
be of age v. rüştünü ispat etmek
age gracefully v. yıllara meydan okumak
be of age v. rüştünü ispatlamak
come of age v. rüştünü ispatlamak
(for animals) reach breeding age v. doğum yapabilecek yaşta olmak
lose one's teeth through age v. dişleri dökülmek
get to one's age v. yaşına gelmek
live to a ripe old age v. dünyaya kazık kakmak
have passed (a certain age) v. gün almak
step into new age v. çağ atlamak
age-harden v. yaşlanmayla sertleştirmek
act one's age v. yaşının adamı olmak
act one's age v. yaşına göre davranmak
act one's age v. yaşına göre hareket etmek
vary by age v. yaşa göre değişmek
vary by age v. yaşa göre çeşitlilik göstermek
be of a certain age v. yaşı kemale ermek
reach a certain age v. yaşı kemale ermek
become famous at a young age v. küçük yaşta şöhreti yakalamak
become famous at a young age v. çocuk yaşta şöhreti yakalamak
start an age v. çağ başlatmak
become a widow at an early age v. genç yaşta dul kalmak
go blind at the age of ten v. on yaşında kör olmak
live to the age of sixty-eight v. altmış sekiz yaşına kadar yaşamak
be under age v. yaşı tutmamak
live to the age of 95 v. 95 yaşına kadar yaşamak
ask a lady her age v. bir bayana yaşını sormak
ask a lady's age v. bir bayana yaşını sormak
reach the age of marriage v. gelinlik çağına gelmek
reach marriageable age v. gelinlik çağına gelmek
reach marriageable age v. evlilik çağına gelmek
reach the age of marriage v. evlilik çağına gelmek
give away your age v. yaşını göstermek
vary across age groups v. yaş grupları arasında farklılık göstermek
come of age v. olgunlaşmak
come of age v. yetişkinliğe adım atmak
age-proof v. bir şeyi eskimez kılmak
age-proof v. bir şeyi eskimez yapmak
the golden age n. altın çağı
middle age n. orta yaş
age of majority n. reşit olma yaşı
middle age n. orta çağ
old age problems n. yaşlılık sorunları
old age pensions n. yaşılık aylıkları
average age of women who bear their first child n. çocuk doğurma ortalama yaşı
old age pension n. sosyal sigorta aylığı
retiring age n. emeklilik yaşı
old age n. ihtiyarlık
neolithic age n. cilalı taş devri
marrying age n. evlenme çağı
age of majority n. erginlik yaşı
iron age n. demir çağı
average of age n. yaş ortalaması
space age n. uzay çağı
old age psychology n. yaşlılık psikolojisi
older age pensioner n. emeklilik çağına gelmiş kimse
age of enlightenment n. aydınlanma çağı
child above 7 but not of full age n. mümeyyiz
age range n. yaş aralığı
iron age n. demir devri
military age n. askerlik çağı
types of old age n. yaşlanma türleri
age and employment n. yaş ve istihdam
age group n. yaş grubu
school age n. okul çağı
tree age n. ağaç yaşı
bronze age n. tunç devri
old age pension n. emekli aylığı
types of old age n. yaşlılık halleri
chalcolithic age n. bakırtaş çağı
old age risk n. yaşlılık riskleri
age class distribution n. yaş sınıfı dağılımı
old age psychosis n. yaşlılık psikozu
educational age n. eğitim yaşı
old age asylum n. huzurevi
saturnian age n. altın çağ
golden age n. altın çağ
full age n. rüşt yaşı
minimum of working age n. asgari çalışma yaşı
information age n. bilgi çağı
old age n. yaşlılık dönemi
chronological age n. takvim yaşı
population who are not in working age n. çalışma çağı dışındaki nüfus
population in working age n. çalışma çağındaki nüfus
the stone age n. taş devri
third age n. hayatın emeklilik safhası
old age population n. yaşlı nüfus
age of consent n. reşitlik
developmental age n. gelişimsel yaş
age of sexual maturity n. cinsel olgunluk yaşı
age of consent n. rüşt
old age pension n. emeklilik maaşı
age of consent n. erginlik
marriageable age n. evlenme çağı
contemporary age n. yakınçağ
the iron age n. demir devri
old age n. kocalık
age range n. yaş dilimi
old age in literature n. edebiyatta yaşlılık
old age pension n. yaşlılık aylığı
stone age n. taş devri
age of consent n. rıza yaşı
mental age n. akıl yaşı
third age n. üçüncü çağ
old age pensions n. yaşlılık aylıkları
use age n. kullanma süresi
age next birthday n. gelecek doğum günündeki yaş
age limit n. yaş haddi
age at entry n. giriş yaşı
age at last birthday n. son doğum günündeki yaş
group of age n. yaş grubu
maturity age n. olgunluk çağı
voting age n. seçmen yaşı
jewish coming of age ceremony for girls n. bat mitzvah
new age n. yeni çağ
age of onset n. hastalık başlangıç yaşı
advanced age n. ilerlemiş yaş
age of onset n. başlangıç yaşı
same age group n. aynı yaş grubu
bronze age n. bronz çağı
voting age n. oy kullanma yaşı
old age assistance n. yaşlılık yardımı
childbearing age n. doğum yapma yaşı
childbearing age n. doğum yaşı
childbearing age n. doğurma yaşı
antique age n. antik çağ
archaic age n. antikçağ
prehistoric age n. tarih öncesi çağ
archaic age n. antik çağ
ice age n. buzul çağı
ancient age n. antik çağ
ancient age n. tarihi çağ
childbearing age n. bebek doğurma yaşı
paleolithic age n. yontmataş devri
age restriction n. yaş kısıtlaması
age restriction n. yaş sınırlaması
active age n. faal yaş
active age n. aktif yaş
age hardening n. sertleştirme işlemi
the best of its age n. çağının en iyisi
age difference n. yaş farkı
new age n. yeni dönem
modern age n. yakın çağ
age pension n. yaşlılık maaşı
age of building n. binanın yaşı
internet age n. internet çağı
age determination n. yaş belirleme
age circle n. yaş halkası
age determination n. yaş tayini
age class distribution n. yaş sınıfı dağılışı
average age n. ortalama yaş
average retirement age n. ortalama emeklilik yaşı
age complex n. yaş kompleksi
jet age n. jet çağı
age limitation n. yaş sınırlaması
self-realization in old age n. yaşlılarda öz gerçekleştirim
old-age pensioner n. tekaüt
old-age insurance n. emeklilik sigortası
old-age insurance n. yaşlılık sigortası
old-age pensioner n. emekli
old-age pension n. emekli aylığı
first age n. ilk çağ
tender age n. çok küçük yaş
tender age n. çok genç yaş
increased age n. ilerleyen yaş
last birthday age n. son yaş günündeki yaş
age of maturity n. olgunluk çağı
next birthday age n. gelecek yaş günündeki yaş
age of maturity n. rüşt
medieval age n. orta çağ
marriage age n. evlilik çağı
marrying age n. evlilik çağı
marriageable age n. evlilik çağı
marriage age n. evlenme çağı
age of rage n. öfke çağı
axial age n. eksen çağı
age management n. yaşlanma yönetimi
age management n. yaş yönetimi
dark age n. karanlık çağ
age limit n. yaş sınırı
modern age n. modern çağ
age gap n. yaş farkı
dark age n. karanlık dönem
children up to three years of age n. üç yaşına kadar olan çocuklar
death at a young age n. genç yaşta ölüm
dying at a young age n. gençt yaşta ölme
advancing age n. ilerleyen yaş
marriageable age n. evlilik yaşı
marriage age n. evlilik yaşı
marriage age n. evlenme yaşı
marriageable age n. evlenme yaşı
age of reason n. akıl çağı
age factor n. yaş faktörü
middle-age spread n. orta yaş göbeği
new age movement n. yeni çağ hareketi
leaf age n. yaprak yaşı
primitive age n. ilkel çağ
age bracket n. yaş grubu
age of retirement n. emeklilik yaşı
mean age n. ortalama yaş
median age n. orta yaş
science age n. bilim çağı
scientific age n. bilim çağı
technological age n. teknoloji çağı
the age of discovery n. coğrafi keşifler çağı
age spot n. yaşlılık lekesi
age of consent n. ergenlik yaşı
augustan age n. latin edebiyatının altın çağı
azoic age n. azoik çağ
disparity in age n. yaş farkı
stone age diet n. taş devri diyeti
old-age home n. huzur evi
technological age n. teknolojik çağ
gilded age n. yaldızlı çağ
age of technology n. teknoloji çağı
our age n. çağımız
marriageable age n. gelinlik çağı
age disparity n. yaş farkı
communication age n. iletişim çağı
children under five years of age n. beş yaş altı çocuklar
early age n. erken yaş
viking age n. viking çağı
viking age n. viking devri
feudal age n. feodal çağ
her age n. onun yaşı
his age n. onun yaşı
population by age group and gender n. yaş grubu ve cinsiyete göre nüfus
space age technology n. uzay çağı teknolojisi
modern electronic age n. modern elektronik çağı
age average n. yaş ortalaması
information age n. bilişim çağı
play age n. oyun çağı
problem of our age n. çağımızın sorunu
digital age n. dijital çağ
the age of aspirin n. aspirin cağı
old-age pensioner n. yaşlı emekli
age of a tide n. güney pasifik okyanusundaki gelgit süresi
age of fishes n. devonyen
age of fishes n. devoniyen dönem
age of gold n. altın çağ
age of mammals n. memeli hayvanlar devri
age of mammals n. senozoik çağ
age of mammals n. senozoyik devir
age of man n. kuaterner çağ
age of man n. dördüncü çağ
age of man n. bugüne kadarki son iki milyon yıl
age of moon n. son yeniaydan beri geçen süre
age of reason n. aydınlanma çağı
age of reptiles n. mezozoik çağ
age of reptiles n. ikinci çağ
age of uncertainty n. belirsizlik çağı
new age n. 1970'lerde ortaya çıkan manevi ve bilinç arttırıcı akımlar bütünü
age check n. yaş kontrolü
of full age adj. büyümüş
looking young despite his age adj. abıhayat içmiş
of full legal age adj. reşit
of full age adj. ergin
of the same age adj. yaşıt
atomic age adj. atom çağı
under age adj. reşit olmamış
of full age adj. ergen
over age adj. yaşını geçirmiş
under age adj. rüştüne ermemiş
of age adj. reşit
of the same age adj. akran
of full age adj. yetişmiş
under age adj. rüştünü ispat etmemiş
of the same age adj. öğür
under age adj. rüştünü kazanmamış
of age adj. ergin
of age adj. rüştünü ispat etmiş
of full age adj. reşit
age admitted adj. kabul edilen yaş
age-old adj. asırlık
age-worn adj. yıpranmış
age-related adj. yaşla bağlantılı
age-old adj. çok eski
at the age of one adj. bir yaşında
prime-age adj. erişkin/çalışabilecek yaşta
age-friendly adj. yaşlı dostu
age-long adj. yüzyıllar süren
age-long adj. uzun süren
age-long adj. uzun zaman süren
age-long adj. çağlar boyu süren
age-long adj. asırlık
age-old adj. antik
age-old adj. antika
age-proof adj. eskimez
age-proof adj. eskimeyen
age-proof adj. yaşlanmayan
new age adj. 1970'lerde ortaya çıkan manevi ve bilinç arttırıcı akımlar bütününe ait veya ilgili
new age adj. new age müziğine ait veya ilgili
at the age of adv. yaşlarında
from ten years of age upward adv. on yaşından itibaren
in this day and age adv. bugünkü günde
at his age adv. o yaşta
by age group adv. yaş grubuna göre
in this day and age adv. bugün
in one's extreme old age adv. son yaşlarında
at a tender age adv. çok genç yaşta
at the age of adv. yaşında
at his age adv. onun yaşında
in one's extreme old age adv. ilerlemiş yaşında
in this day and age adv. bu zamanda
after a certain age adv. belirli bir yaştan sonra
in the old age adv. yaşlılıkta
in one's old age adv. yaşlılığında
at the age of ... and below adv. yaş ve altı
at the age of ... and over adv. yaş ve üstü
from every age adv. her yaştan
after a certain age adv. belli yaştan sonra
after a certain age adv. belli bir yaştan sonra
over the age of 50 adv. 50 yaş üstü
over 50 years of age adv. 50 yaş üstü
over 50 years of age adv. 50 yaş üzeri
over the age of 50 adv. 50 yaş üzeri
despite his/her advancing age adv. ilerleyen yaşına rağmen
in the dark age adv. karanlık çağda
Phrasals
age out v. olgunlaşmak
come of age rüştünü ispatlamak
be of age reşit olmak
be of age rüştünü ispatlamak
come of age reşit olmak
Phrases
from an early age adv. eskiden
from an early age adv. küçükken
from an early age adv. küçük yaşlarda
age before beauty expr. yaşlılar önden yakışıklılar arkadan
in this age expr. bu çağda
after this age expr. bu yaştan sonra
in this age expr. çağımızda
in our age expr. çağımızda
despite his/her advanced age expr. ilerleyen yaşına rağmen
despite his/her advanced age expr. ilerlemiş yaşına rağmen
regardless of his age yaşına başına bakmadan
(...age) 7 years and older 7 yaş ve üstü
(...age) 7 years and older 7 yaş ve üzeri
(...age) 7 years and older yedi yaş ve üzeri
(...age) 7 years and older yedi yaş ve üstü
Proverb
the age of miracles is past mucizeler çağı geçmişte kaldı
the age of miracles is past mucizeler geçmişte kaldı
wisdom doesn't come with age akıl yaşta değil baştadır
intelligence is in the head not in the age akıl yaşta değil baştadır
age is no guarantee of wisdom akıl yaşta değil baştadır
age before beauty önden yaşlılar
Colloquial
from age to age expr. bir çağdan diğerine
in a coon's age expr. epeydir
learning knows no age limit expr. öğrenmenin yaşı yoktur
learning knows no age limit expr. okumanın yaşı yoktur
come of age reşit olmak
feel one's age yaşını hissetmek
look one's age yaşını göstermek
show one's age yaşını göstermek
be one's age yaşının adamı olmak
act one's age yaşının adamı olmak
be one's age yaşına göre davranmak
act one's age yaşına göre davranmak
guess my age yaşımı tahmin et
age like wine şarap gibi yıllanmak
get better with age yıllandıkça daha iyi olmak
a tough age zor bir yaş
in a coon's age yıllardır
somebody your age senin yaşında birisi
somebody your age senin yaşında birinin
somebody your age senin yaşında biri
looking young despite his age yaşına rağmen genç görünüyor
looking young despite his age yaşına göre genç
Idioms
live to a grand old age v. dünyaya kazık çakmak
live to a grand old age v. çok uzun bir yaşam sürmek
age in place v. yerinde yaşlanmak
age in place v. alışık olduğu çevrede/konutta yaşlanmak
age out v. yaşı geçtiği için yararlanamamak
age out v. yaşı geçtiği için yaş sınırlaması olan ayrıcalıklardan veya hizmetlerden yararlanamamak
age out v. yapamayacak kadar büyümek
age out (of something) v. (bir şeyi) yaşlanıp/olgunlaşıp bırakmak
age out (of something) v. (bir şeyden) yaşlanıp/olgunlaşıp vazgeçmek
age out (of something) v. (yaşından veya olgunluğundan ötürü) bir gruptan veya sınıflandırmadan çıkmak
take one's age into account v. birisinin yaşını dikkate almak
live to a ripe old age v. çok yaşlanıncaya kadar yaşamak
go on for an age v. çok uzun sürmek
live to a ripe old age v. çok uzun yaşamak
live to a ripe old age v. çok yaşamak
at the ripe old age of (something) v. iyice yaşlanana kadar yaşamak
live to a ripe old age v. iyice yaşlanana kadar yaşamak
a dog's age n. çok uzun zaman
dog's age n. çok uzun zaman
a dog's age n. asırlar
dog's age n. asırlar
a dog's age n. epeydir
dog's age n. epeydir
a dog's age n. yıllardır
dog's age n. yıllardır
coming-of-age n. karakterin yetişkinliğe geçiş evresine odaklanan film ya da kitap
coming-of-age n. erginlik çağı filmi ya da kitabı
a grand old age n. çok ileri yaş
a grand old age n. ilerlemiş yaş
the grand old age of n. çok ileri yaş
the grand old age of n. ilerlemiş yaş
the golden age n. altın çağ
hoary age n. ihtiyar
of a certain age adj. belli bir yaşa gelmiş
of a certain age adj. belirli bir yaşa gelmiş
of a certain age adj. çok genç değil
of a certain age adj. gençliği solmuş
of a certain age expr. belli yaştaki
at the ripe old age expr. bir hayli yaşlı
in this day and age expr. bu çağda
at an advanced age expr. çok yaşlanmış
at the ripe old age expr. çok yaşlı
act your age! expr. ciddi ol!
tender age of 17 expr. daha on yedisinde
hoary age expr. çok yaşlı
act your age! expr. çocuk olma!
act your age! expr. daha olgun davran!
in this day and age expr. günümüz modern zamanlarında
in this day and age expr. günümüzde
at an advanced age expr. olgunluk çağında
of a certain age yaşını başını almış
act your age! yaşının adamı ol!
wear one's age well yaşını göstermemek
live to the ripe old age torun torba sahibi olmak
at an advanced age yaşını başını almış
somebody of a certain age (belli bir) yaşa gelmiş
somebody of a certain age (belli bir) yaştaki
go on for an age (neredeyse) bir asır/asırlarca sürmek
in a coon's age uzun bir süredir
(i haven't talked to you) in an age of years yüzyıllardır (seni görmüyorum)
live to the age of something (70/80 vb) yaşına kadar yaşamak
live to the (ripe old) age of something (70/80 vb) yaşına kadar yaşamak
the door to a new age yeni bir çağa açılan kapı
Speaking
he's at my age expr. benim yaşımda
don't ask a woman her age expr. bir kadına yaşı sorulmaz
don't ask a lady her age expr. bayanlara yaşı sorulmaz
never ask a lady her age expr. bayanlara yaş sorulmaz
when you get to be my age expr. benim yaşıma geldiğinde
when you come to my age expr. benim yaşıma geldiğinde
at what age do you consider someone old? expr. bir insan hangi yaşta ise yaşlı sayılır?
never ask a lady her age expr. bayanlara yaşı sorulmaz
never ask a woman her age expr. bir kadına yaşı sorulmaz
don't ask a lady her age expr. bayanlara yaş sorulmaz
at what age do you consider someone old? expr. bir insan kaç yaşında yaşlı sayılır?
never ask a lady her age expr. bir bayana yaşı sorulmaz
tell me your age first expr. önce yaşını söyle
what is your age? expr. kaç yaşındasınız?
never ask a woman her age expr. kadınlara yaşı sorulmaz
there is no age limit for education expr. okumanın yaşı yoktur
she/he's my age expr. o benimle yaşıt
what's your age yaşın kaç
for my age yaşıma göre
what's your age? yaş kaç?
whatever their age yaşları ne olursa olsun
above 45 years of age 45 yaş üstü
above 45 years of age 45 yaş üzeri
above the age of 50 50 yaş üstü
above 50 years of age 50 yaş üzeri
above the age of 50 50 yaş üzeri
above 50 years of age 50 yaş üstü
when I was your age senin yaşındayken
when I was your age sizin yaşınızdayken
you are so mature for your age yaşına göre çok olgunsun
you are very mature for your age yaşına göre çok olgunsun
you are so mature for your age yaşınıza göre çok olgunsunuz
you are very mature for your age yaşınıza göre çok olgunsunuz
when i was your age senin yaşındayken
i have a son about your age senin yaşlarında bir oğlum var
i lie about my age yaşım konusunda yalan söylüyorum
Slang
age before beauty n. önden lütfen
age before beauty expr. önden sen buyur
age before beauty expr. önce gençler
Trade/Economic
age allowance n. 65 yaş ve üstüne tanınan gelir vergisi muafiyeti
age of account n. alacakların vadesi
working age n. çalışma yaşı
old-age pension n. emeklilik maaşı
old age pension fund n. emeklilik fonu
retirement age n. emeklilik yaşı
old age pension n. emeklilik maaşı
retirement age n. emeklilik yaşı
retiring age n. emeklilik yaşı
old age pension assurance n. ihtiyarlık sigortası
old age security n. ihtiyarlık yardımı
old age insurance n. ihtiyarlık sigortası