foot - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

foot

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "foot" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 27 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
foot n. ayak
General
foot v. ödemek
foot v. hesaplamak
foot v. çıkarmak
foot v. yaya yürümek
foot v. oynamak
foot v. gitmek
foot n. dip
foot n. ayakucu
foot n. fut
foot n. son
foot n. oturak
foot n. alt
foot n. ayak
foot n. kadem
foot n. etek (dağ)
foot n. adım
foot n. piyade birliği
foot n. piyade
Technical
foot 0,3048 m
Marine
foot altabaso yakası
Medical
foot ayak
Math
foot ayak
Zoology
foot hayvan ayağı
Linguistics
foot ayak
Meteorology
foot meteorolojide fazla kullanılmayan ayak
Sport
foot ayak

Bedeutungen, die der Begriff "foot" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
by foot adv. yayan
by foot adv. yürüyerek
General
(one's foot) slip v. ayağı kaymak
be shot in the foot v. ayağından vurulmak
break one's foot v. ayağını kırmak
break one's leg/foot v. ayağını kırmak
break one's leg/foot v. bacağını kırmak
can't put a foot wrong v. burnundan kıl aldırmamak
chafe one's foot v. ayakkabı vurmak
escape on foot v. yayan kaçmak
escape on foot v. yürüyerek kaçmak
eye from head to foot v. baştan aşağı süzmek
eye from head to foot v. süzmek
foot it v. yaya gitmek
foot it v. tepmek
foot it v. yürüyerek gitmek
foot it v. dans etmek
foot the bill v. tüm masrafları üstlenmek
foot the bill v. hesabı ödemek
foot the bill v. bedelini ödemek
foot the bill v. hesabı kapatmak
foot up v. hesaplamak
foot up v. çıkarmak
go by foot v. yürüyerek gitmek
go on foot v. yaya gitmek
go on foot v. yürüyerek gitmek
go on foot v. yayan gitmek
go on foot v. tabanvayla gitmek
go to school on foot v. okula yürüyerek gitmek
have a foot in both camps v. ikili oynamak
have a heavy foot v. arabayı çok hızlı sürmek
injure one's foot v. ayağını sakatlamak
keep a foot in both camps v. ikili oynamak
keep a foot in both camps v. nabza göre şerbet vermek
leg/foot be broken v. ayağı kırılmak
leg/foot be broken v. bacağı kırılmak
lift up one's foot v. ayağını kaldırmak
lift up one's foot v. ayağını yukarı doğru çekmek
not put a foot wrong v. hata yapmamak
not touch something with a ten-foot pole v. karışmak istememek (bir olaya vb)
put a foot wrong v. yanlış adım atmak
put foot in mouth v. patavatsızlık yapmak
put one´s foot in it v. baltayı taşa vurmak
put one’s foot in one’s mouth v. pot kırmak
put one's best foot forward v. diğer insanların takdirini kazanacak şekilde davranmak
put one's best foot forward v. iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak
put one's foot down v. direnmek
put one's foot down v. sert bir dille uyarmak
put one's foot down v. yasaklamak
put one's foot down v. ayak diremek
put one's foot in it v. pot kırmak
put one's foot in it v. akım derken bokum demek
put one's foot in one's mouth v. pot kırmak
put one's foot in one's mouth v. gaf yapmak
put one's foot into it v. pot kırmak
put one's foot into it v. gaf yapmak
put one's foot on the clutch v. debriyaja basmak
put one's foot to the floor v. birden gaza basmak
put your best foot forward v. daha hızlı yürümeye başlamak
put your foot down v. sert bir dille uyarmak
remove one's foot from the clutch v. ayağını debriyajdan çekmek
set a foot on v. ayak basmak
set a foot on the moon v. aya ayak basmak
set foot v. ayak basmak
set foot in v. ayak basmak
set foot in v. -e girmek
set foot in v. -e gelmek
set foot in v. bulunmak
set foot in v. ayağını atmak
set foot in v. -e ayak basmak
set foot on v. ayak basmak
set foot on v. -e ayak basmak
set foot on v. -e gelmek
set foot on something v. ayak basmak
set foot outside v. dışarıya adımını atmak
set something on foot v. bir şeyi başlatmak
set something on foot v. yapmak (plan)
shoot oneself in the foot v. kendi ayağına sıkmak
shoot oneself in the foot v. bindiği dalı kesmek
shoot somebody in the foot v. ayağına sıkmak
slam one's foot on the brake v. frene asılmak
slam one's foot on the brake v. frene basmak
stamp the foot v. öfkeden köpürmek
stamp the foot v. çok sinirlenmek
stamp the foot v. sinirden köpürmek
stamp the foot v. çok öfkelenmek
stamp the foot v. küplere binmek
stand on one foot v. tek ayak üzerinde durmak
stand on one foot v. tek ayak üstünde durmak
step on one's foot v. ayağına basmak
take one's foot off the clutch v. ayağını debriyajdan çekmek
take your foot off the gas v. gazdan ayağını çekmek
travel on foot v. yürüyerek dolaşmak
tread under foot v. ezmek
tread under foot v. ayak altında çiğnemek
wait hand and foot v. el pençe divan durmak
wait hand and foot v. bir dediğini iki etmemek
wait on someone hand and foot v. varını yoğunu vermek (bir başkası için)
wait on someone hand and foot v. el pençe divan durmak
wrong-foot v. kontrpiyede bırakmak
wrong-foot v. hazırlıksız yakalamak
athlete's foot n. madura ayağı
athlete's foot n. mantar
ball of the foot n. ayak parmaklarının kökü
bare foot n. çıplak ayak
big foot n. koca ayak
big foot n. büyük ayak
bird's foot n. göz kenarındaki kırışıklıklar
bird's foot n. göz kenarındaki kırışıklık
bird's foot n. göz kenarı kırışıklıkları
bird's foot n. göz kırışıklıkları
bird's-foot trefoil n. sarı çiçekli gazal boynuzu
broken foot n. kırık ayak
calves-foot n. paça
chicken foot n. tavuk ayağı
cleft foot n. çift tırnaklı ayak
cloven foot n. şeytan
cloven foot n. çatal tırnaklı
cloven foot n. çatal tırnak
club foot n. yumru ayak
crow foot n. göz kırışıklıkları
crow foot n. göz kenarındaki kırışıklıklar
crow foot n. göz kenarı kırışıklıkları
crow foot n. göz kenarındaki kırışıklık
crow's foot n. göz kenarındaki kırışıklık
crow's foot n. karga ayağı
crow's foot n. göz kenarı kırışıklıkları
crow's foot n. göz kenarındaki kırışıklıklar
crow's foot n. göz kırışıklıkları
crow's foot n. göz etrafındaki kaz ayağı tabir edilen kırışık bölge
cubic foot n. fut küp
cubic foot n. ayak küp
cubic foot n. ayak küp 0,028 m3
doe foot applicator n. kıvrık uçlu aplikatör
doe-foot applicator n. kıvrık uçlu fırça
doe-foot applicator n. kıvrık uçlu aplikatör
elephant-foot vase n. fil ayağı vazo
first person to set foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
first person to step foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
flat foot n. düztabanlık
foot bath n. ayak banyosu
foot binding n. çin kültüründe kadınların küçük yaştan itibaren fazla büyümemesi için ayaklarına demir ayakkabılar giymesi
foot brake n. ayak freni
foot bridge n. yaya köprüsü
foot doctor n. ayak doktoru
foot dragging n. ayak sürüme
foot dragging n. bahane ile oyalama
foot files n. ayak törpüsü
foot massage n. ayak masajı
foot note n. dip not
foot odor n. ayak kokusu
foot odour n. ayak kokusu
foot of a rabbit n. tavşan ayağı
foot passenger n. yaya yolcu
foot patrol n. yaya devriye
foot patrol officer n. yaya devriye
foot patrol officer n. yaya devriye görevlisi
foot post n. yaya devriye
foot post n. yaya posta
foot post n. yaya posta dağıtımı
foot powder n. ayak pudrası
foot print n. ayak izi
foot prints n. ayak izleri
foot rule n. cetvel
foot rule n. ölçü
foot rule n. ayar
foot servant n. ayakçı
foot size n. ayak numarası
foot slope n. etek (dağ)
foot slope n. alt/aşağı eğim/rampa
foot stool n. ayak iskemlesi
foot stool n. ayak taburesi
foot tapping n. ayak vurma
foot tapping n. ayak ile ritm tutma
foot traffic n. yaya trafiği
foot valve n. taban vanası
foot valve n. taban supabı
foot wall n. ayak duvarı
foot-and-mouth disease n. şap hastalığı
foot-race n. koşu yarışı
foot-ton n. ayak-ton
goat foot n. keçi ayağı
hare's foot n. balza ağacı
light foot n. yaya yürüyüş
mountain foot n. dağ eteği
neat's foot n. paça
neat's-foot oil n. sığır ayağı yağı
on a war foot n. yolcu durumunda
one foot in the grave n. bir ayağı çukurda
pinching foot n. ayakkabının ayağı vurması
pounds per cubic foot n. ayak küp
pounds per cubic foot n. libre
pounds per foot n. libre-ayak
pounds per square foot n. libre-ayak kare
rabbit foot n. tavşan ayağı
rabbit's foot n. tavşan ayağı
running foot n. bilgi notu
square foot n. amerikalıların kullandığı yüzölçümü birimi
tread under foot n. çiğneme
trench foot n. siper ayağı
web-foot n. perde ayak
web-foot n. perdeli ayak
woman's foot n. kadın ayağı
yellow foot n. sarı ayak
at one's foot adj. itaatkar
foot-operated adj. ayak
swift of foot adj. ayağına tez
swift of foot adj. çabuk koşar
swift of foot adj. hızlı koşan
at one's foot adv. ayağının dibinde
at one's foot adv. hemen yakınında
at one's foot adv. dibinde
by foot adv. yaya
foot-to-foot adv. ayak ayağa
from head to foot adv. baştan aşağı
from head to foot adv. baştan ayağa
from head to foot adv. tepeden tırnağa
from head to foot adv. tepeden tırnağa kadar
hand and foot adv. el pençe divan
hand and foot adv. elini ayağını oynatamayacak şekilde
on foot adv. yürüyerek
on foot adv. yaya
on foot adv. tabanvayla
on foot adv. yolunda
on foot adv. yaya olarak
on foot adv. yayan
on foot adv. ayakta
on the foot adv. ayaktan
on the right foot adv. hayırlı bir biçimde
under foot adv. ayak altında
heel of foot ayak topuğu
Phrases
suspect running on foot şüpheli yaya olarak kaçıyor
the boot is on the other foot şartlar tam tersine döndü
the boot is on the other foot durum tam tersine döndü
the boot is on the other foot rüzgar tersine döndü
the boot is on the other foot eski çamlar bardak oldu
the shoe is on the other foot şartlar tam tersine döndü
the shoe is on the other foot rüzgar tersine döndü
Colloquial
foot massage ayak masajı
foot patrol yaya devriye
foot the bill hesabı çekmek
lift up your foot ayağını kaldır
on foot tabanvay
on foot yayan
shoe is on the other foot roller değişti
Idioms
barely put one foot in front of the other adım atacak hali olmamak
be bound hand and foot hiçbir şey yapamaz durumda olmak
be bound hand and foot eli kolu bağlı olmak
be caught on the wrong foot kontrpiyede kalmak
be off on the wrong foot kötü başlamak
be off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
be on the back foot defteri dürülmek
be on the back foot köşeye sıkıştırılmak
be tied hand and foot hiçbir şey yapamaz durumda olmak
be tied hand and foot eli kolu bağlı olmak
bound hand and foot eli kolu bağlı
bound hand and foot çaresiz
can't put a foot wrong toz kondurmamak
catch on the wrong foot yanlış anında yakalamak
catch on the wrong foot hazırlıksız yakalamak
catch on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
fleet of foot hızlı
fleet of foot süratli
foot dragger gönülsüz
foot dragger ağırdan alan
foot dragging ağırdan alma
foot dragging ayağını sürüme
foot it yayan gitmek
foot it dans etmek
foot it yürümek
foot it yürüyerek gitmek
foot it tepmek
foot it tabanvay gitmek
foot it yaya gitmek
foot soldier nefer
foot the bill suçu yüklenmek
foot the bill suçu üzerine almak
foot the bill ödemek
foot the bill parayı çekmek
foot the bill hesabı ödemek
foot the bill sorumluluğu almak
foot-in-mouth disease patavatsız
foot-in-mouth disease patavatsızlık yapmaya meyilli
from head to foot bütünüyle
from head to foot tamamen
from head to foot tepeden tırnağa
from head to foot baştan aşağı
get a foot in the door (bir işe) kapağı atmak
get a foot in the door bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
get a foot in the door kapıdan içeri adımı atmak
get off on the right foot iyi bir başlangıç yapmak
get off on the right foot bir şeye iyi başlamak
get off on the wrong foot bir ilişki ya da projeye başlamak için yanlış bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
get off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
get off on the wrong foot kötü başlamak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot güne kötü başlamak
get one's foot in the door fırsat yakalamak
get one's foot in the door fırsat bulmak
get one's foot in the door (bir yere) kapak atmak
get one's foot in the door (bir fırsatın) yolunu açmak
get one's foot in the door fırsatı olmak
get one's foot in the door ilk adımı atmak
get one's get a foot in the door (bir işe) kapağı atmak
get one's get a foot in the door bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
get one's get a foot in the door kapıdan içeri adımı atmak
hardly put one foot in front of the other adım atacak hali olmamak
have a foot in both camps iki tarafı birden idare etmek
have a foot in both camps ikili oynamak
have a foot in both camps iki tarafı da idare etmek
have one foot in the grave bir gözü toprağa bakmak
have one foot in the grave bir ayağı çukurda olmak
have one foot in the grave gözü toprağa bakmak
have one foot in the grave ölüme yaklaşmış olmak
have one foot in the grave ölmek üzere olmak
have one foot in the grave ölüme yakın olmak
have one foot in the grave bir ayağı mezarda olmak
have one foot in the grave gidici olmak
have one foot in the grave elden ayaktan düşmek
have the shoe on the other foot artık/şimdi roller değişti
have the shoe on the other foot tam tersi olmak (aynı okulda öğrenciyken öğretmen olmak gibi)
heavy right foot tam gaz
heavy right foot gazı kökleme
hot foot kibrit şakası
hot foot it out of çekip gitmek
hot foot it out of somewhere bir yerden çekip gitmek
keep a foot in both camps iki tarafı birden idare etmek
keep a foot in both camps iki tarafı da idare etmek
keep a foot in both camps ikili oynamak
not put a foot wrong yanlış bir adım atmamak
not set foot adımını bile atmamak
not set foot somewhere bir yere adımını atmamak
not set foot somewhere adımını atmamak
not touch someone with a ten-foot pole biriyle işi olmamak/ona bulaşmak istememek
on the wrong foot şanssız bir biçimde
put my foot in pot kırmak
put one foot in front of the other işleri dikkatlice ve sırasıyla yapmak/kitabına göre yapmak
put one foot in front of the other (hata yapmamak adına) adımlarını dikkatli atmak
put one foot in front of the other zorla adım atmak
put one foot in front of the other zar zor adım atmak
put one's best foot forward pergelleri açmak
put one's best foot forward elinden geleni yapmak
put one's best foot forward tüm çabasıyla uğraşmak
put one's best foot forward tüm gücüyle sarılmak
put one's foot down köklemek
put one's foot down kararlı olmak
put one's foot down ayak diremek
put one's foot down gaza basmak
put one's foot down gazlamak
put one's foot down dediğim dedik olmak
put one's foot down kafasına koymak
put one's foot down azimli olmak
put one's foot in it gaf yapmak
put one's foot in it pot kırmak
put one's foot in it çam devirmek
put one's foot in one's mouth pot kırmak
put one's foot in one's mouth çam devirmek
put one's foot to the floor (arabanın) aniden hızını artırmak
put your foot in it (british) pot kırmak
put your foot in it (british) çam devirmek
put your foot in your mouth utancından yerin dibine girmek
put your foot in your mouth (american) çam devirmek
put your foot in your mouth (american) pot kırmak
set foot on -e girmek
set foot on ayak basmak
shoot oneself in the foot kendi ipini çekmek
stamp one's foot ayağını sinirli biçimde yere vurmak
stamp the foot dinden imandan çıkmak
start off on the wrong foot kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
start off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
start off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
step off on the wrong foot kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
stick one's foot in one's mouth çam devirmek
stick one's foot in one's mouth gaf yapmak
stick one's foot in one's mouth pot kırmak
the boot is on the other foot ibre tam tersine döndü
the boot is on the other foot olaylar tam tersine döndü
the boot is on the other foot ibre tersine dönmek
the boot is on the other foot Eski çamlar bardak oldu
the boot is on the other foot ibre tersine döndü
the boot is on the other foot roller değişti
the boot is on the other foot (brit) işler tersine döndü
the boot is on the other foot/leg olay tersyüz oldu
the boot is on the other foot/leg olay tersine döndü
the boot is on the other foot/leg her şey tepetaklak oldu
the shoe is on the other foot ibre tersine döndü
the shoe is on the other foot olaylar tam tersine döndü
the shoe is on the other foot roller değişti
the shoe is on the other foot ibre tersine dönmek
the shoe is on the other foot ibre tam tersine döndü
the shoe is on the other foot (us) işler tersine döndü
tied hand and foot çaresiz
tied hand and foot eli kolu bağlı
wouldn't touch someone or something with a ten-foot pole tırnağının ucuyla bile dokunmamak
Speaking
I can't move my foot ayağımı hareket ettiremiyorum
i don't think we have the same size foot ayak numaramızın aynı olduğunu sanmıyorum
i go to school on foot okula yürüyerek giderim
i sprained my foot ayağımı incittim
i wouldn't touch him with a ten-foot pole onunla işim olmaz
i wouldn't touch him with a ten-foot pole benden uzak olsun
i wouldn't touch him with a ten-foot pole ona bir metre bile yaklaşmam
my foot hadi canım sende
my foot yok artık daha neler
my foot kesinlikle olamaz
my foot inanmam
my foot külahıma anlat
my foot dünyada inanmam
my foot! yok ya
my foot! yok yahu!
put your best foot forward elinden geleni yap
take your foot off the brake çek ayağını frenden
the moment you step foot off this house bu evden dışarı adımını attığın anda
Slang
foot in the door paçaları sıvamak
my foot! ...mış hadi oradan!
Trade/Economic
foot-loose industries serbest ayaklı endüstri
forty-foot equivalent unit (feu) 40 feet'lik konteyner
twenty-foot equivalent unit (teu) 20 feet'lik konteyner
Institutes
foot and mouth diseases institute şap enstitüsü
foot-and-mouth disease institute şap enstitüsü müdürlüğü
Technical
actuated by foot ayakla harekete geçirilen
artificial foot yapay ayak
blade foot kanat kökü
bracket foot mobilyada konsol ayak
casing foot gövde tabanı
concealed foot step gizli basamak
cross foot check - çapraz adımlı denetim
cross foot check - çapraz adımlı sınama
dry-foot sırsız ayak
electric foot warmer elektrikli ayak ısıtıcısı
fixed foot step sabit basamak
foot board ayak paneli
foot brake ayak freni
foot bridge yaya köprüsü
foot controls ayak kumandaları
foot guard ayak koruması
foot lathe ayak tornası
foot locks etek yapağısı
foot locks bacak yapağısı
foot mounted rotating electrical machine ayaklı döner elektrikli makine
foot of rail ray ayağı
foot operated switch ayakla işletilen anahtar
foot plate taban levhası
foot plate ayak plakası
foot rest ayak dayama yeri
foot rest panel ayak dayama paneli
foot rule bir ayaklık cetvel
foot rule bir kadem boyunda cetvel
foot screw ayak vidası
foot screw taban vidası
foot step basamak
foot step kit basamak kiti
foot switch pedal
foot switch ayak anahtarı
foot switch ayak pedalı
foot switch ayak şalteri
foot valve dip vanası
foot valve taban supabı
foot valve taban valfı
foot wall topuk duvarı
foot warmer ayak ısıtıcısı
foot warmers ayak ısıtıcıları
foot-candle aydınlatmanın pratik birimi
foot-lambert futlambert
foot-lambert ayak-lambert
foot-op ayak kumandalı
foot-op park freni
foot-pound-second system fut-libre-saniye
foot-print wrench papağan anahtarı
foot-treadle ayak pedallı kaldıraç
machine foot makine ayağı
magnetic foot mıknatıs ayağı
neat's foot oil sığırların bacak ve incik kemiklerinden elde edilen yağ
non pressure balanced foot-valve basınç dengesi olmayan ayar vanası
reel foot makara ayağı
removable foot-rest müteharrik ayaklık
rubber foot lastik ayak
running foot yinelenen altlık
sheep foot roller keçi ayağı silindir
square foot ayak kare
suction foot emme tabanı
Computer
foot switch ayak anahtarı
running foot ing yinelenen altbilgi
Informatics
running foot yinelenen altlık
Textile
buttonhole foot ilik ayağı
clamping foot supporter ayak desteği
foot controller ayak kontrolü
foot controller cable pedal kablosu
foot locks bacak yapağısı
foot locks etek yapağısı
foot stitch gaze dikiş
machine foot makine ayağı
presser foot baskı ayağı
presser foot arm baskı ayağı kolu
presser foot assembly baskı ayağı
presser foot lifter ayak kaldırma
presser foot lift-up speed ayak kaldırma hızı
presser foot lowering mechanism baskı ayağı aşağı indirme mekanizması
presser foot lowering solenoid holder baskı ayağı aşağı indirme solenoid tutucusu
presser foot plate baskı ayağı plakası