fuss - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

fuss

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "fuss" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 26 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
fuss n. yaygara
fuss n. telaş
fuss n. velvele
General
fuss v. ince eleyip sık dokumak
fuss v. telaşlandırmak
fuss v. gereksiz yere telaşlanmak
fuss v. ortalığı velveleye vermek
fuss v. yaygara koparmak
fuss v. üzerine titremek
fuss v. ufak meseleleri sorun yapmak
fuss v. yakınmak
fuss v. titizlenmek
fuss v. meraklanmak
fuss v. telaşlanmak
fuss v. ufak şeyler yüzünden telaşa düşmek
fuss v. özen göstermek
fuss v. sinirlendirmek
fuss v. dertlenmek
fuss n. gereksiz öfke
fuss n. merak
fuss n. gereksiz telaş
fuss n. itiraz
fuss n. karışıklık
fuss n. gereksiz heyecan
fuss n. gürültü patırtı
fuss n. önemsiz bir şey için yapılan tartışma

Bedeutungen, die der Begriff "fuss" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 69 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
fuss about v. çırpınmak
fuss over v. üstüne titremek
fuss over v. üzerine titremek
fuss over somebody v. gözünün içine bakmak
kick up a fuss v. mesele çıkarmak
kick up a fuss v. olay çıkarmak
kick up a fuss v. kavga çıkarmak
make a fuss v. yaygara koparmak
make a fuss v. karışıklık çıkarmak
make a fuss v. mesele çıkarmak
make a fuss about v. mesele yapmak
make a fuss over v. üzerine titremek
make a fuss over v. baş tacı etmek
make a great fuss v. kıyameti koparmak
fuss-budget n. evhamlı ve karamsar tip
Colloquial
fuss-free kolay
fuss-free karışık olmayan
without any fuss sorunsuz
Idioms
fuss about şikayet edip durmak
fuss and feathers süs püs
fuss and feathers incik boncuk
fuss and feathers ıvır zıvır
fuss around şikayet edip durmak
fuss at someone şikayet edip durmak
fuss with something (karışık) bir şeyi onarmaya çalışmak
fuss with something bir şey ile meşgul olmak
kick up a fuss olay çıkarmak
kick up a fuss sorun çıkarmak
kick up a fuss kavga çıkarmak
kick up a fuss rahatsızlık yaratmak
kick up a fuss hır çıkarmak
kick up a fuss mesele çıkarmak
kick up a fuss kıyameti koparmak
kick up a fuss/row/stink hır çıkarmak
kick up a fuss/row/stink kıyameti koparmak
kick up a fuss/row/stink olay çıkarmak
land so poor it wouldn't even raise a fuss çorak arazi
land so poor it wouldn't even raise a fuss verimsiz toprak
land so poor it wouldn't even raise a fuss çorak toprak/arazi
make a fuss about aşırı kaygı duymak
make a fuss about sorun etmek
make a fuss about son derece endişelenmek
make a fuss about mesele yapmak
make a fuss about problem etmek
make a fuss for nothing hiç yoktan sorun çıkarmak/tartışmak
make a fuss for nothing olay yaratmak
make a fuss of yaygara koparmak
make a fuss of gerilim yaratmak
make a fuss of kavgaya yol açmak
make a fuss of mesele çıkarmak
make a fuss of karışıklık çıkarmak
make a fuss of sorun çıkarmak
make a fuss of sorun yaratmak
make a fuss of olay çıkarmak
make a fuss of kavga çıkarmak
make a fuss over mesele yapmak
make a fuss over son derece endişelenmek
make a fuss over sorun etmek
make a fuss over aşırı kaygı duymak
make a fuss over problem etmek
make too much fuss fazla yaygara koparmak
put up a fuss bir zorluk çıkarmak
Speaking
what's all the fuss about ne bu yaygara böyle
what's all the fuss about bu tantana da ne böyle
Slang
kick up a fuss karşı çıkmak
no muss no fuss stressiz
no muss no fuss zahmetsizce
no muss no fuss sorunsuz
Politics
election fuss seçim telaşı