hali - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

hali



Bedeutungen von dem Begriff "hali" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
hali void n.
hali waste adj.
hali devoid adj.

Bedeutungen, die der Begriff "hali" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 489 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
ruh hali mood n.
savaş hali warfare n.
General
(ruh hali) içine girmek get into v.
ayakta duracak hali kalmamak feel fatigued v.
çizgi romandan fırlamış gibi bir hali olmak come straight out of a comic book v.
gitmenin (go) 2. hali went v.
hali duman olmak be in great trouble v.
hali harap olmak be in great trouble v.
hali kalmamak languish v.
hali kalmamak faint v.
hali kalmamak feel faint v.
hali kalmamak droop v.
hali kalmamak have no strength left v.
hali kalmamak be exhausted v.
hali olmamak feel jaded v.
hali olmamak feel overtired v.
hali olmamak be bone-tired v.
hali olmamak be washed v.
hali olmamak be killed v.
hali olmamak feel like shit v.
hali olmamak be fagged v.
hali olmamak be conked out v.
hali olmamak be worn v.
hali olmamak be washed up v.
hali olmamak be exhausted v.
hali olmamak be tuckered v.
hali olmamak be fagged out v.
hali olmamak be knackered v.
hali olmamak feel dead v.
hali olmamak beat v.
hali olmamak feel tired v.
hali olmamak be pooped out v.
hali olmamak feel whacked v.
hali olmamak be exhausted v.
hali olmamak be outworn v.
hali olmamak be tired v.
hali olmamak feel like crap v.
hali olmamak be tuckered out v.
hali olmamak be worn down v.
hali olmamak be petered out v.
hali olmamak feel terribly jaded v.
hali olmamak feel dead on one's feet v.
hali olmamak feel knackered v.
hali olmamak be fatiqued v.
hali olmamak be petered v.
hali olmamak be washed out v.
hali olmamak be worn out v.
hali olmamak be knackered v.
hali olmamak be extremely tired v.
hali olmamak be conked v.
hali olmamak be pooped v.
have fiilinin ikinci hali had v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be exhausted v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be worn out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be outworn v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be pooped out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be killed v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be exhausted v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel jaded v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be conked v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be knackered v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel like crap v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel like shit v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be washed up v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be fagged out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be conked out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel dead v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be pooped v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be extremely tired v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel tired v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be fatiqued v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel overtired v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be worn v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be washed out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel knackered v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel terribly jaded v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel dead on one's feet v.
kolunu kaldıracak hali olmamak feel whacked v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be petered v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be petered out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak beat v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be washed v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be fagged v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be tuckered v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be bone-tired v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be tired v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be worn down v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be tuckered out v.
kolunu kaldıracak hali olmamak be knackered v.
kolunu kıpırdatacak hali olmamak be dead beat v.
wrench fiilinin geçmiş zaman hali wrenched v.
yapmak (make) eyleminin ikinci hali made v.
... vücut bulmuş hali embodiment of something n.
aciz hali insolvency n.
akım hali state of flux n.
anlaşmazlık hali dispute n.
anlaşmazlık hali disagreement n.
askıda olma hali nonintercourse n.
ay hali menstruation n.
azalış hali downwardness n.
balık hali wholesale market hall n.
balık hali fish market n.
baştan çıkarma hali pervertedness n.
bazı hallerde dalgıçlarca görünen sarhoşluğa benzer bir duyumsuzluk hali nitrogen narcosis n.
bir şeyin somut hali embodiment n.
bulunmama hali absentment n.
canli ve enerji dolu olma hali pizzaz n.
canli ve enerji dolu olma hali pizzazz n.
canli ve enerji dolu olma hali zing n.
cezasız kalma hali impunity n.
cezir hali low tide n.
colloquium sözcüğünün çoğul hali (akademik ortamda fikir alış verişi) colloquia n.
çift olma (durumu/hali) coupledom n.
çoğul hali: novenas novena n.
dalgın olma hali absentness n.
değişen ruh hali changing mood n.
değişim hali state of flux n.
den hali ablative n.
denge hali condition of equilibrium n.
denizin kabarmış hali high water n.
denizin kabarmış hali high tide n.
depresyon hali saturninity n.
dilimin ucunda hali/durumu tip-of-the-tongue state n.
do fiilinin ikinci hali did n.
doygun olma hali saturity n.
düşüş hali downwardness n.
-e hali dat n.
en kutsal veya mukaddes olma hali sacrosanctness n.
engellilik hali disability n.
engellilik hali disability status n.
evlilik hali connubiality n.
fırtına sonrasında denizin çalkantısız kabarma hali swell n.
gaz hali gaseous state n.
gelir olmama hali nonrevenue n.
genç kızlık hali girlishness n.
gerginliğin eşlik ettiği enerjik olma hali nervous energy n.
hali hazırdalık currentness n.
hali vakti yerinde olan kimse well-off person n.
hasta hali infirmity n.
heyecan/stres gibi gergin ruh hali state n.
ihtiyaç hali neediness n.
ikamet etmeme hali nonresidence n.
ilgisiz olma hali dismissiveness n.
ilk oluşmuş hali earliest formed n.
insan hali human nature n.
insanlık hali human condition n.
insanlık hali human nature n.
isim hali locative case n.
isim hali locative n.
ismin -de hali the locative n.
ismin -den hali ablative n.
ismin e hali dative case n.
ismin e hali dative n.
ismin -e hali the dative n.
ismin i hali objective case n.
ismin i hali accusative case n.
ismin i hali accusative n.
ismin -in hali the genitive n.
ismin yalın halinden başka herhangi bir hali oblique case n.
ismin-e hali dative case n.
ismin-i hali objective n.
ismin-i hali objective case n.
iş göremezlik hali disability n.
iş göremezlik hali disablement n.
kadın olma hali ladyhood n.
kazara olma hali accidentalism n.
kendinden geçme hali trance n.
kendinden geçme hali ecstasy n.
kendini tanrı'ya emanet etme hali state of grace n.
kolayca kandırılabilme hali naivete n.
kötü ruh hali bad mood n.
kuşku uyandırma hali questionableness n.
listenin son hali shortlist n.
mahmurluk (hali) oscitance n.
mahmurluk (hali) oscitancy n.
medeni hali marital status n.
melankoli hali saturninity n.
met hali high tide n.
meyve hali wholesale market hall n.
olgunlaşmış karahindiba tohumlarının çiçek sapından kopmadan önceki beyaz ve tüy gibi top hali puffball n.
ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali dead calm n.
öldürme hali bloodguiltiness n.
öncesi ve sonrası hali after body n.
özellikle maratoncuların yarışın sonuna doğru hissettikleri aşırı endorfin salgılanmasından kaynaklanan coşku hali runner's high n.
özellikle tipi nedeniyle havada ve yerde kardan başka hiçbir şey görememe hali white out n.
puslu olma hali blearedness n.
ruh hali temper n.
ruh hali mental state n.
ruh hali state of mind n.
ruh hali frame of mind n.
ruh hali humour n.
ruh hali tone n.
ruh hali psychological state n.
ruh hali habit of mind n.
ruh hali spirit n.
ruh hali humor n.
ruh hali psychology n.
sahiplik hali status of ownership n.
sarhoş olma hali inebriation n.
savaş hali warfare n.
savaş hali state of war n.
saygısız olma hali dismissiveness n.
sebze hali wholesale market hall n.
sebze hali vegetable market n.
sebze hali fruit market n.
simgelerle ifade etme (ruh hali) symbolism n.
sosyal ruh hali social mood n.
sudan hafif olup su üstünde yüzme hali positive buoyancy n.
sürekli değişim hali state of flux n.
sürüncemede olma hali nonintercourse n.
şiddet içermeyen işbirliği yapmama hali nonviolent noncooperation n.
taze haldeki/hali fresh state n.
usanma hali taedium n.
uyku hali quiescency n.
uyku hali sleep n.
uyku hali dormancy n.
uyku hali state of sleep n.
uyku hali somnolence n.
uyku hali quiescence n.
uykulu olma hali somnolency n.
uyum sağlama hali acclimature n.
ülkemizin şu anki hali present situation of our country n.
üye olmama hali nonmembership n.
vecit hali trance n.
yaşlılık hali senium n.
yoksulluk hali state of destitution n.
hali hazırda bulunan available adj.
hali hazırdaki existing adj.
hali kalmamış languishing adj.
hali vakti yerinde affluent adj.
hali vakti yerinde well situated adj.
hali vakti yerinde well-off adj.
hali vakti yerinde well-endowed adj.
-in hali possessive adj.
ismin den hali ablative adj.
ruh hali inward adj.
dik başlı olma hali stubbornly adv.
hali hazırda existingly adv.
hali hazırda belirtilmiş olduğu üzere as already implied adv.
hali vakti yerinde in easy circumstances adv.
-de (ismin -de hali) at prep.
Phrases
hali vakti yerinde in comparative comfort
Colloquial
başkası adına utanma, rahatsız olma hali cringe
bırak ne hali varsa görsün let him be
bırak ne hali varsa görsün let him alone
buranın hali ne? what a mess!
hali vakti yerinde in clover
internet kullanıcılarının, internet bağlantısındaki yavaşlık, meşgul sunucular veya eksik linklerden dolayı içinde bulundukları sinirlilik hali web rage
Idioms
adım atacak hali olmamak barely put one foot in front of the other
adım atacak hali olmamak hardly put one foot in front of the other
bir şeyin durumu/hali lay of the land (us)
bir şeyin durumu/hali lie of the land (brit)
hali vakti yerinde in high cotton
hali vakti yerinde on easy street
hali vakti yerinde in easy circumstances
hali vakti yerinde well-situated
hali vakti yerinde in tall cotton
hali vakti yerinde well-fixed
hali vakti yerinde well-to-do
hali vakti yerinde well-heeled
hali vakti yerinde olmak be comfortably off
hali vakti yerinde olmak be well off
hareketli zamandan önceki sükunet hali eye of the storm
hareketli zamandan önceki sükunet hali eye of the hurricane
ne hali varsa görmek stew in one's own juice
tam bir sessizlik hali nothing but crickets
uyku hali land of nod
Speaking
bırak ne hali varsa görsün leave him by himself
bırak ne hali varsa görsün leave him to himself
dünyanın hali böyle it's the way the world turns
dünyanın hali bu it's the way the world turns
insanlık hali it's only human nature
kötü bir ruh hali içinde olduğunuzda size kendinizi ne iyi hissettirir? what makes you feel better when you are in a bad mood?
ne hali varsa görsün let him stew in his own juice
raporunun dijital hali var mı? do you have a soft copy of your report?
raporunun elektronik hali var mı? do you have a soft copy of your report?
Trade/Economic
aciz hali insolvency
birçok satıcıya karşı piyasada tek alıcı olması hali buyer's monopoly
değiştirilebilir menkul kıymetlerin askıda olma hali overhanging issue of convertible securities
hali hazırdaki çıktı current output
işsizin (kötü) hali the plight of the unemployed
ortak amaçlı toptancı hali common use wholesale store
satıcının alıcı olması hali wash sale
toptancı hali wholesales market
Law
acz hali bankruptcy
acz hali insolvency
acz hali state of insolvency
akli maluliyet hali state of insanity
ıztırar hali state of necessity
kargaşa hali excitement
zapt hali eviction
zapt hali disseizin
zaruret hali state of necessity
Politics
aciz hali failure
savaş hali bellum
savaş hali hostilities
savaş hali belligerency
savaş hali hostilities status
tabiat hali state of nature
tehlike hali yetkileri emergency powers
Insurance
bildirilen kazanın hasarsız olması hali free of claim for accident reported
ölüm hali hayat sigortası whole insurance
ölüm hali hayat sigortası whole life insurance
Technical
akım hali state of flow
aktif plastik denge hali active state of plastic equilibrium
aktif rankine hali active rankine state
ana yük hali principal loading case
aralıklı artezyen hali intermittent artesian condition
biçim bozulması hali deformation state
çekme hali state of tension
çok eksenli gerilme hali multi-axial state of stress
denge hali state of equilibrium
doygunluk hali state of saturation
doyma hali state of saturation
düzlemsel deformasyon hali plane state of deformation
elastik denge hali state of elastic equilibrium
etkin rankine hali active rankine state
gaz hali gaseous state
gerilme hali state of stress
hidrostatik denge hali state of hydrostatic equilibrium
iki boyutlu gerilim hali two-dimensional state of stress
işletme hali operating position
kapiler denge hali state of capillary equilibrium
kırılma hali state of failure
kuruma hali state of desiccation
limit gerilme hali limiting state of stress
nemlilik hali state of humidity
pasif rankine hali passive rankine state
plastik denge hali state of plastic equilibrium
plastik elastik denge hali state of plastic-elastic equilibrium
plastik gerilme hali state of plastic stress
plazma hali plasma state
sınır gerilme hali limiting state of stress
statik denge hali state of static equilibrium
statik gerilme hali static state of stress
sükunet hali state of rest
sükunet hali stationary state
şekil değiştirme hali state of strain
şevin nihai hali final cut of slope
tehlike hali emergency
tek eksenli gerilme hali one-dimensional state of stress
termoset tozun fiziksel hali physical state of a thermosetting coating powder
titreşimli bir sistemde titreşimin normal hali eigenmode
tranzisyon hali state of transition
yığışım hali state of aggregation
yük hali loading case
yük hali load case
yük hali loading condition
zeminlerin tabii hali natural state of soil
Computer
çok sayıda dosyanın tar uzantılı sıkıştırılmış hali tarball
özet hali digest
taban hali ground state
Construction
üçgenleme sistemin üç boyuttaki hali spaceframe
üçgenleme sistemin üç boyuttaki hali space frame
Aeronautic
alarm hali alert phase
tehlike hali distress phase
uçağın yakıtsız, fakat diğer bütün yüklerin yüklenmiş hali zero fuel weight
uçuşta genellikle sinirlilik hali ve türbülans faktörlerinin birlikte yol açtığı mide bulantısı hiss air sickness
Marine
gel-gitin durgun hali stand of tide
kıyıya paralel akıntının rip akıntı haline gelmesinden önceki hali feeder current
Medical
adrenal korteksi salgısının anormal derecede azalmış bulunması hali hypoadrenocorticism
aşırı çok ve çabuk konuşma hali logorrhoea
aşırı çok ve çabuk konuşma hali logorrhea
ay hali menses
ay hali kanaması menstruation
baş ve beynin anormal derecede küçük olması hali microcephaly
bazı akciğer karsinomlarında tümörün adh salgılamasına bağlı vücutta su birikmesi ve metabolizma bozukluğu hali diabetes insipidus in lung cancer
bilincin ve algının kaybolması hali delirium
dalgınlık hali delirium
depresif ruh hali depressed mood
derin bilinçsizlik hali deep state of unconsciousness
doluluk hali plethora
el ve ayak parmaklarının anormal derecede küçük olması hali microdactylia
genel iyilik hali general well-being
genel sağlıklılık hali general well-being
gündüz aşırı uyku hali excessive daytime sleepiness
hasta olma hali morbidity
hastalık hali affection
heteropolid olma hali heteroploidy
iki şey arasında beklenen oranın kaybolmuş olması hali disproportion
ileri evre meme kanserinde görülen meme cildinin içeri çekilmesi hali peau d’orange
istemli kasların birbiriyle dengeli çalışmaması hali dyssynergia
kanda kalsiyum miktarının azalmış olması hali hypocalcemia
kanda kalsiyum miktarının azalmış olması hali hypocalcaemia
kanda klorür miktarının azalmış olması hali hypochloremia
kanda kolesterol konsantrasyonunun azalmış olması hali hypocholesterolemia
kanda nötrofil lökositlerin çoğalması hali neutrophilia
kasların kasılmış hali myotonia
kriz hali critical condition
mavi renkte görme hali/mavimsi görüş cyanopsia
organizma iç ortamında normal dengelerin korunması hali homeostasis
pankreas kanserinin en erken insitu hali pancreatic intraepithelial neoplasia
portakal kabuğu (ileri evre meme kanserinde görülen meme cildinin içeri çekilmesi hali) peau d’orange
sarı renkte görme hali xanthopsia
serolojik testte negatif sonuç verme hali seronegativity
serolojik testte pozitif sonuç verme hali seropositivity
serum albumin konsantrasyonunun anormal derecede azalmış olması hali hypoalbuminemia
solunumun geçici olarak durması hali apnea
solunumun geçici olarak durması hali apnoea
uzun bir tedavi sonucunda serolojik testte negatif sonuç alamama hali seroresistance
vücudun su kaybetmesi hali dehydration
vücudun veya organın sıhhatli hali tone
Psychology
çok arzu edip ulaşamamanın verdiği çılgın ruh hali nympholepsy
dinlenme hali resting state
durgun/uyuşuk/düşünme/düşünce (hali) sluggish thinking
duygudurum/ruh hali profili profile of mood states (poms)
fahişelere veya cinsel yolla bulaşan hastalıklara duyulan aşırı endişe hali cyprianophobia
fahişelere veya cinsel yolla bulaşan hastalıklara duyulan aşırı endişe hali cypridophobia
fahişelere veya cinsel yolla bulaşan hastalıklara duyulan aşırı endişe hali cyprinophobia
fahişelere veya cinsel yolla bulaşan hastalıklara duyulan aşırı endişe hali cypriphobia
hızlı değişen ruh hali lability of mood
kapalı bir yerde kilitli kalmaya karşı duyulan aşırı korku veya endişe hali cleithrophobia
kapalı bir yerde kilitli kalmaya karşı duyulan aşırı korku veya endişe hali cleisiophobia
kuruntulu ruh hali delusional mood
mevsime bağlı ruh hali rahatsızlığı seasonal mood disorder
taşkın ruh hali expansive mood
trans hali/durumu state of trance
trans hali/durumu state of flow
tutkuyla aşık olma hali limerence
Food Engineering
uyku hali dormant
Gastronomy
şarapta mayalanmadan önceki üzümün tadını aksettirme hali fruity
Math
bir denklemin açık hali explicit form of an equation
Geometry
kübün dört boyutlu hali tesseract
Physics
agregasyon hali state of aggregation
cismin dört hali four phases of matter
cismin dört hali four states of matter
çınlanım hali resonance state
dönme hali rotational state
kuvantum hali quantum state
nicem hali quantum state
taban hali ground state
yığışım hali state of aggregation
Chemistry
doğa hali state of nature
doğum hali nascent condition
Biochemistry
aynı türde canlının birkaç değişik şekil göstermesi hali pleomorphism
tokluk hali fed state
Marine Biology
balık hali fish market
Agriculture
taşkın hali flood stage
Apiculture
pup dönemi öncesinde pupanın dikilmiş hali stretched larva
pup öncesi larvanın dikey hali prepupa
Social Sciences
yerleşmiş bir uyuşmazlık/anlaşmazlık hali settling disagreement
Linguistics
ismin -i hali ile ilgili accusatival adj.
den hali ablative case
-den hali kullanılarak ablatively
-e hali dative
eril ve dişil hali aynı olan kelime epicene
fiilin mastar hali infinitive form of the verb
fiilin yalın hali bare infinitive
have kelimesinin eski hali hath
in hali genitive
isim hali case
isim ve zamirlerin -in hali şeklinde genitivally
isim yalın hali noun simple condition
ismin -den hali the ablative
ismin -den hali ablative case
ismin -den hali ablative
ismin -e hali dative
ismin -i hali the accusative
ismin -i hali the objective case
ismin -i hali accusative
ismin -i hali accusative case
ismin -in hali the possessive case
ismin yalın hali nominative
Religious
teolojinin sevapla ilgilenen hali soteriological
Environment
işletim hali operational mode
Geography
cezir hali ebb tide
Meteorology
gökyüzünün hali state of the sky
yerin hali state of
yerin hali ground
Geology
kıtaların milyonlarca yıl önceki birbirinden ayrılmamış hali pangæa
kıtaların milyonlarca yıl önceki birbirinden ayrılmamış hali pangea
Military
ateşe hazır olma hali ready status
harp hali belligerency
harp hali belligerence
harp hali state of war
savaş hali state of war
stabilize harp hali stabilized warfare
zımni bekleme hali constructive placement
Sport
hali hazırda görev yaptığı takımda daha fazla oynamak istemeyen futbolcu wantaway
Card
pokerde 5 kartın 3+2 şeklinde aynı kartlardan oluşması hali full house
Printery
kağıdın uzun elekte oluşmuş hali web
Latin
corpus kelimesinin çoğul hali corpora
Archaic
climb fiilinin ikinci ve üçüncü hali clomb (virginia) v.
"will" yardımcı fiilinin eski hali woll
be fiilinin ikinci (geçmiş) hali wast
do fiilinin ikinci hali didst
have fiilinin eski hali hast
British Slang
kötü ruh hali mard
ruh hali cob on