hali - Turco Inglés Diccionario

hali

Significados de "hali" en diccionario inglés turco : 5 resultado(s)

Turco Inglés
General
hali void n.
hali waste adj.
hali devoid adj.
Colloquial
hali case of n.
Idioms
hali a case of (something) adj.

Significados de "hali" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
ruh hali mood n.
savaş hali warfare n.
General
uyku hali dormancy n.
doygun olma hali saturity n.
olgunlaşmış karahindiba tohumlarının çiçek sapından kopmadan önceki beyaz ve tüy gibi top hali puffball n.
uyku hali sleep n.
ruh hali habit of mind n.
kendinden geçme hali ecstasy n.
cezir hali low tide n.
ölçülebilir bir rüzgarın olmaması hali dead calm n.
sarhoş olma hali inebriation n.
simgelerle ifade etme (ruh hali) symbolism n.
hali hazırdalık currentness n.
gaz hali gaseous state n.
kendinden geçme hali trance n.
bazı hallerde dalgıçlarca görünen sarhoşluğa benzer bir duyumsuzluk hali nitrogen narcosis n.
ruh hali humor n.
ay hali menstruation n.
listenin son hali shortlist n.
genç kızlık hali girlishness n.
depresyon hali saturninity n.
ismin i hali objective case n.
isim hali locative case n.
ruh hali tone n.
fırtına sonrasında denizin çalkantısız kabarma hali swell n.
ruh hali spirit n.
azalış hali downwardness n.
savaş hali state of war n.
ruh hali psychology n.
özellikle tipi nedeniyle havada ve yerde kardan başka hiçbir şey görememe hali white out n.
baştan çıkarma hali pervertedness n.
ismin yalın halinden başka herhangi bir hali oblique case n.
medeni hali marital status n.
ruh hali temper n.
insan hali human nature n.
met hali high tide n.
kadın olma hali ladyhood n.
denizin kabarmış hali high tide n.
ruh hali frame of mind n.
düşüş hali downwardness n.
denizin kabarmış hali high water n.
-e hali dat n.
savaş hali warfare n.
insanlık hali human condition n.
cezasız kalma hali impunity n.
sudan hafif olup su üstünde yüzme hali positive buoyancy n.
ihtiyaç hali neediness n.
denge hali condition of equilibrium n.
öldürme hali bloodguiltiness n.
kuşku uyandırma hali questionableness n.
en kutsal veya mukaddes olma hali sacrosanctness n.
isim hali locative n.
ruh hali humour n.
usanma hali taedium n.
ruh hali state of mind n.
vecit hali trance n.
melankoli hali saturninity n.
yaşlılık hali senium n.
uyku hali somnolence n.
aciz hali insolvency n.
askıda olma hali nonintercourse n.
sürüncemede olma hali nonintercourse n.
üye olmama hali nonmembership n.
çoğul hali: novenas novena n.
ikamet etmeme hali nonresidence n.
gelir olmama hali nonrevenue n.
kötü ruh hali bad mood n.
akım hali state of flux n.
değişim hali state of flux n.
sürekli değişim hali state of flux n.
sebze hali vegetable market n.
sebze hali fruit market n.
balık hali fish market n.
meyve hali wholesale market hall n.
balık hali wholesale market hall n.
sebze hali wholesale market hall n.
anlaşmazlık hali disagreement n.
anlaşmazlık hali dispute n.
yoksulluk hali state of destitution n.
uyku hali quiescency n.
uyku hali quiescence n.
ismin -den hali ablative n.
ismin-e hali dative case n.
ismin -e hali the dative n.
ismin -de hali the locative n.
ismin-i hali objective n.
ismin -in hali the genitive n.
ismin-i hali objective case n.
bir şeyin somut hali embodiment n.
sahiplik hali status of ownership n.
saygısız olma hali dismissiveness n.
ilgisiz olma hali dismissiveness n.
ruh hali psychological state n.
ruh hali mental state n.
özellikle maratoncuların yarışın sonuna doğru hissettikleri aşırı endorfin salgılanmasından kaynaklanan coşku hali runner's high n.
ülkemizin şu anki hali present situation of our country n.
engellilik hali disability status n.
engellilik hali disability n.
puslu olma hali blearedness n.
iş göremezlik hali disablement n.
iş göremezlik hali disability n.
uyku hali state of sleep n.
canlı ve enerji dolu olma hali zing n.
canlı ve enerji dolu olma hali pizzaz n.
canlı ve enerji dolu olma hali pizzazz n.
mahmurluk (hali) oscitancy n.
mahmurluk (hali) oscitance n.
değişen ruh hali changing mood n.
do fiilinin ikinci hali did n.
ilk oluşmuş hali earliest formed n.
uykulu olma hali somnolency n.
ismin i hali accusative case n.
ismin i hali accusative n.
den hali ablative n.
evlilik hali connubiality n.
ismin e hali dative case n.
ismin e hali dative n.
insanlık hali human nature n.
öncesi ve sonrası hali after body n.
hali vakti yerinde olan kimse well-off person n.
sosyal ruh hali social mood n.
kendini tanrı'ya emanet etme hali state of grace n.
gerginliğin eşlik ettiği enerjik olma hali nervous energy n.
kolayca kandırılabilme hali naivete n.
hasta hali infirmity n.
şiddet içermeyen işbirliği yapmama hali nonviolent noncooperation n.
colloquium sözcüğünün çoğul hali (akademik ortamda fikir alış verişi) colloquia n.
... vücut bulmuş hali embodiment of something n.
heyecan/stres gibi gergin ruh hali state n.
uyum sağlama hali acclimature n.
kazara olma hali accidentalism n.
dalgın olma hali absentness n.
bulunmama hali absentment n.
taken kelimesinin kısaltılmış hali taen n.
aktif olma hali activity n.
ağrı çekme hali afflictedness n.
bitişik olma hali adjacence n.
derin bir düş kırıklığı hali tears n.
bir şeyin yeni biçimlendirilmiş hali recast n.
bir şeyin az değiştirilmiş hali rehash n.
ruh hali cheer n.
insanlığın ilkel hali nature n.
bilmeme hali the dark n.
düşünceli olma hali thinkingness n.
şimdi ve burada olma hali thisness n.
ruh hali tid [scottish] n.
ruh hali tift [scottish] n.
anksiyete hali tiswas [brit] n.
heyecan hali tiswas [brit] n.
geçici olma hali transientness n.