dispute - Turco Inglés Diccionario

dispute

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dispute — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /dɪˈspjuːt/ – BrE /dɪˈspjuːt/)
Categoría gramatical:
İsim: dispute (disputes); Fiil: dispute (disputes – disputed – disputing)
Sinónimo:
contest, conflict
Antónimos:
agree, concede

Significados de "dispute" en diccionario turco inglés : 45 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
dispute n. ihtilaf
In the disputes surrounding the financial arrangements, we have taken sound initiatives.
Mali düzenlemelere ilişkin ihtilaflarda sağlam girişimlerde bulunduk.

More Sentences
dispute n. tartışma
The unedifying dispute about duty free is still in my mind.
Duty free ile ilgili üzücü tartışma hala aklımda.

More Sentences
dispute n. çekişme
Go is a game of dispute and conquest of territory.
Go, bir çekişme ve bölgeyi fethetme oyunudur.

More Sentences
dispute v. tartışmak
We dispute amongst ourselves over the ethical guidelines of our future experiments in advance.
Gelecekteki deneylerimizin etik kurallarını şimdiden kendi aramızda tartışıyoruz.

More Sentences
dispute v. çekişmek
General
dispute n. uyuşmazlık
These are the circumstances of the dispute, which are inherent in our system.
Bunlar sistemimizin doğasında var olan uyuşmazlık koşullarıdır.

More Sentences
dispute n. mücadele
Go is a game of dispute and conquest of territory.
Go karşılıklı mücadele ve alan hakimiyetine dayalı bir oyundur.

More Sentences
dispute n. anlaşmazlık
In past cases of dispute, a decision is based on the end product and not the way a product is produced.
Geçmişteki anlaşmazlık durumlarında bir ürünün üretilme şekli değil nihai ürün esas alınarak karar verilmektedir.

More Sentences
dispute n. münakaşa
Arthur had a dispute with his flat mate over household chores.
Arthur ev işleri yüzünden ev arkadaşıyla münakaşa etti.

More Sentences
dispute v. tartışmak
We dispute amongst ourselves over the ethical guidelines of our future experiments in advance.
Gelecekteki deneylerimizin etik kurallarını şimdiden kendi aramızda tartışıyoruz.

More Sentences
dispute v. itiraz etmek
I can't dispute the fact that it is impossible to find a perfect partner.
Mükemmel bir eş bulmanın mümkün olmadığı gerçeğine itiraz edecek değilim.

More Sentences
dispute v. itiraz etmek
I can't dispute the fact that it is impossible to find a perfect partner.
Mükemmel bir eş bulmanın mümkün olmadığı gerçeğine itiraz edecek değilim.

More Sentences
dispute v. ele geçirmek
Military forces have attacked to dispute every part of the territory.
Silahlı kuvvetler bölgenin her yerini ele geçirmek üzere saldırıya geçti.

More Sentences
Trade/Economic
dispute n. anlaşmazlık
In past cases of dispute, a decision is based on the end product and not the way a product is produced.
Geçmişteki anlaşmazlık durumlarında bir ürünün üretilme şekli değil nihai ürün esas alınarak karar verilmektedir.

More Sentences
dispute n. ihtilaf
In the disputes surrounding the financial arrangements, we have taken sound initiatives.
Mali düzenlemelere ilişkin ihtilaflarda sağlam girişimlerde bulunduk.

More Sentences
Law
dispute n. anlaşmazlık
In past cases of dispute, a decision is based on the end product and not the way a product is produced.
Geçmişteki anlaşmazlık durumlarında bir ürünün üretilme şekli değil nihai ürün esas alınarak karar verilmektedir.

More Sentences
dispute n. ihtilaf
In the disputes surrounding the financial arrangements, we have taken sound initiatives.
Mali düzenlemelere ilişkin ihtilaflarda sağlam girişimlerde bulunduk.

More Sentences
dispute n. münakaşa
Arthur had a dispute with his flat mate over household chores.
Arthur ev işleri yüzünden ev arkadaşıyla münakaşa etti.

More Sentences
dispute n. tartışma
The unedifying dispute about duty free is still in my mind.
Duty free ile ilgili üzücü tartışma hala aklımda.

More Sentences
Politics
dispute n. anlaşmazlık
In past cases of dispute, a decision is based on the end product and not the way a product is produced.
Geçmişteki anlaşmazlık durumlarında bir ürünün üretilme şekli değil nihai ürün esas alınarak karar verilmektedir.

More Sentences
dispute n. ihtilaf
In the disputes surrounding the financial arrangements, we have taken sound initiatives.
Mali düzenlemelere ilişkin ihtilaflarda sağlam girişimlerde bulunduk.

More Sentences
dispute n. uyuşmazlık
These are the circumstances of the dispute, which are inherent in our system.
Bunlar sistemimizin doğasında var olan uyuşmazlık koşullarıdır.

More Sentences
General
dispute n. niza
dispute n. kavga
dispute n. muaraza
dispute n. cedel
dispute n. anlaşmazlık hali
dispute v. münakaşa etmek
dispute v. çekişmek
dispute v. reddetmek
dispute v. karşı koymak
dispute v. sürtüşmek
dispute v. doğruluğundan şüphe etmek
dispute v. şüphe etmek
dispute v. karşı gelmek
dispute v. hararetli bir şekilde tartışmak
dispute v. diretmek
dispute v. mücadele etmek
dispute v. uğraşmak
dispute v. rekabet etmek
Trade/Economic
dispute n. iş anlaşmazlığı
Law
dispute n. dava
dispute n. münazaa
dispute n. sorun
dispute v. münakaşa etmek

Significados de "dispute" con otros términos en diccionario inglés turco: 135 resultado(s)

Inglés Turco
General
dispute adjudication board n. anlaşmazlık çözüm kurulu
dispute resolution n. uyuşmazlık çözümü
dispute settlement n. anlaşmazlıkları çözme
dispute resolution n. uyuşmazlık kararı
matter in dispute n. dava konusu
matter in dispute n. ihtilaf konusu
public dispute n. aleni çekişme
public dispute n. aleni anlaşmazlık
labor dispute-disagreement n. iş uyuşmazlığı
conflict-disagreement-dispute between generations n. nesiller arası ihtilaf
legal dispute n. hukuki ihtilaf
labor dispute-disagreement n. toplu iş uyuşmazlığı
sino-indian border dispute n. sıno-hindistan sınır mücadelesi
scholarly dispute n. akademik tartışma
title dispute n. unvan uyuşmazlığı
alternative dispute resolution n. alternatif sorun çözümü
dispute resolution system n. uyuşmazlık çözüm sistemi
ongoing personal dispute n. devam eden/süregelen kişisel anlaşmazlık/çekişme
territorial dispute n. toprak anlaşmazlığı
dispute [obsolete] n. hır gür
dispute [obsolete] n. dalaşma
dispute [obsolete] n. dövüş
dispute [obsolete] n. itiş kakış
settle a dispute v. ara bulmak
be beyond dispute v. tartışma götürmemek
be open to dispute v. bir şey tartışılabilmek
have a dispute to be settled in court v. mahkemelik olmak
be open to dispute v. tartışmaya açık olmak
fall into dispute v. ihtilafa düşmek
have dispute with v. ihtilafa düşmek
have a dispute with v. ihtilafa düşmek
be open to dispute v. farklı yorumlara açık olmak
be open to dispute v. su götürür olmak
be open to dispute v. şüpheli olmak
dispute [obsolete] v. etkilemek
dispute [obsolete] v. ikna etmek
dispute [obsolete] v. devam ettirmek
dispute [obsolete] v. aklını çelmek
dispute [obsolete] v. beynini yıkamak
dispute [obsolete] v. savaşmak
dispute [obsolete] v. kavga etmek
beyond dispute adj. apaçık
without dispute adj. tartışmasız
beyond dispute adj. su götürmez
in dispute adj. davalı
beyond dispute adj. tartışmasız
without dispute adj. apaçık
in dispute adj. ihtilaf halinde
dispute-wise adj. münakaşa yollu
dispute-wise adj. münakaşa ile
under dispute adj. ihtilaflı
in dispute adj. ihtilaflı
Phrasals
arbitrate in (a dispute) v. (bir anlaşmazlıkta) aralarını bulmak
arbitrate in (a dispute) v. uzlaştırmak
arbitrate in (a dispute) v. barıştırmak
dispute (something) with (someone) v. (biriyle bir konuda) tartışmak
dispute with v. ile tartışmak
dispute with v. ile çekişmek
dispute (something) with (someone) v. (bir şeyle ilgili biriyle) çekişmek
Phrases
in case of dispute expr. anlaşmazlık halinde
in the event of dispute (over) expr. ihtilaf durumunda
in case of dispute expr. ihtilaf durumunda
in case of any dispute expr. herhangi bir anlaşmazlık durumunda
in case of any dispute expr. herhangi bir anlaşmazlık halinde
Trade/Economic
dispute settlement n. uyuşmazlığı halletme
dispute committee n. uyuşmazlık komitesi
jurisdictional dispute n. yetki anlaşmazlığı
labor dispute n. işçi-işveren anlaşmazlıkları
pay dispute n. ücret tartışması
labor dispute n. iş anlaşmazlığı
commercial dispute n. ticari anlaşmazlık
labour dispute n. iş anlaşmazlığı
industrial dispute n. iş uyuşmazlığı
wage dispute n. ücret anlaşmazlığı
labour dispute n. iş ihtilafı
labour dispute n. iş uyuşmazlığı
collective labour dispute n. toplu iş ihtilafı
collective labour dispute n. toplu iş anlaşmazlığı
dispute settlement mechanism n. ihtilafların halli mekanizması
commercial dispute n. ticari ihtilaf
business dispute n. ticari ihtilaf
alternative dispute resolution n. alternatif uyuşmazlık çözümü
settlement of a dispute n. anlaşmazlığın çözümlenmesi
tax dispute n. vergi uyuşmazlığı
tax dispute n. vergi anlaşmazlığı
tax dispute n. vergi ihtilafı
Law
dispute resolution n. anlaşmazlıkların çözümü
court of jurisdictional dispute n. uyuşmazlık mahkemesi
resolution of a dispute by arbitration n. tahkim
administrative dispute n. idari uyuşmazlık
matter in dispute n. dava konusu
public dispute n. aleni niza
dispute resolution n. mahkemeye gitmeden anlaşmaya varma
border dispute n. sınır anlaşmazlığı
matter of dispute n. ihtilaf mevzuu
subject of dispute n. anlaşmazlık konusu
settling dispute n. sorun çözme
matter in dispute n. ihtilaflı konu
inheritance dispute n. miras kavgası
matter of dispute n. ihtilaf konusu
matter of dispute n. uyuşmazlık konusu
settlement of dispute n. ihtilafın halli
alternative dispute n. alternatif ihtilaf
fifa dispute resolution chamber (drc) n. fifa uyuşmazlık çözüm dairesi
rules governing the procedures of the players' status committee and the dispute resolution chamber (fifa) n. oyuncu statüsü komitesinin ve uyuşmazlık çözüm dairesinin prosedürlerini düzenleyen kurallar
matter in dispute n. ihtilaflı konu
jurisdictional dispute n. yetki uyuşmazlığı
domestic dispute n. ev içi şiddet
settlement of dispute n. ihtilafın çözümü
settlement of dispute n. uyuşmazlığın çözümü
billing dispute n. fatura anlaşmazlığı
property dispute n. mülkiyet anlaşmazlığı
resolve a dispute by arbitration v. tahkim etmek
settle a dispute v. anlaşmazlığı çözmek
settle a dispute v. ihtilafı halletmek
settle a dispute v. bir ihtilafı çözmek
in dispute adj. ihtilaflı
without dispute adj. münakaşasız
in case of dispute expr. ihtilaf halinde
in case of dispute expr. ihtilaf durumunda
in case of dispute expr. anlaşmazlık vukuunda
in case of dispute expr. ihtilaf vukuunda
in case of dispute expr. anlaşmazlık durumunda
in case of dispute expr. anlaşmazlık halinde
in dispute expr. dava konusu olan
without dispute expr. ihtilafsız
Politics
aegean dispute n. ege sorunu
administrative dispute n. idari ihtilaf
regional dispute n. bölgesel anlaşmazlık
dispute management n. uyuşmazlık yönetimi
wto dispute settlement body n. dtö anlaşmazlıkların çözümü organı
Institutes
department for regional agreements and dispute settlement n. bölgesel anlaşmalar ve anlaşmazlıkların halli dairesi
Telecom
amount in dispute n. uyuşmazlık bedeli
dispute settlement n. uzlaştırma
dispute settlement n. uyuşmazlığı çözümleme