|
Kategorie |
Türkisch |
Englisch |
|
| General |
|
| 1 |
General |
güney-orta asya'da yaşayan sırtı siyah yüzü ise gri tüylü bir maymun türü |
wanderoo n. |
|
| 2 |
General |
arkası kabarık ve yüksek oturacak yeri ise geniş koltuk |
winged chair n. |
|
| 3 |
General |
arkası kabarık ve yüksek oturacak yeri ise geniş koltuk |
wing chair n. |
|
| 4 |
General |
arkası kabarık ve yüksek oturacak yeri ise geniş koltuk |
grandfather chair n. |
|
| 5 |
General |
saçın bir kısmını arkadan birleştirerek, bir kısmını ise açık bırakacak şekilde toplama biçimi |
half up half down n. |
|
| 6 |
General |
antik roma takviminde, her ayın ortasından önceki (kendisi de dahil olmak üzere) dokuzuncu gün (mart, mayıs, temmuz veya ekim ayının yedinci, diğer ayların ise beşinci gününe tekabül eder) |
nones n. |
|
|
|
| 7 |
General |
genellikle bahar şenliği olarak ve bazı ülkelerde ise işçi bayramı olarak kutlanan mayıs ayının ilk günü |
mayday n. |
|
| 8 |
General |
bir tarafında oyuncunun portre fotoğrafı, diğer tarafında ise bilgilerinin bulunduğu tek sayfalık özgeçmiş |
headshot n. |
|
| 9 |
General |
tüm maddelerin yaşamsal kuvvet taşıdığı ve her yaşamsal faaliyetin ise ruhun bir işlevi olduğunu öne süren eski bir teori |
stahlism n. |
|
| 10 |
General |
ayrı olmak (evli ise) |
be divorced v. |
|
| 11 |
General |
öyle ise |
now then adv. |
|
| 12 |
General |
her ne ise |
anyway adv. |
|
| 13 |
General |
nerede ise |
nearly adv. |
|
| 14 |
General |
her ne ise |
at any rate adv. |
|
| 15 |
General |
nerede ise |
before long adv. |
|
| 16 |
General |
her ne hal ise |
at any rate adv. |
|
| 17 |
General |
her ne ise |
anyhow adv. |
|
| 18 |
General |
mevcut ise |
if applicable adv. |
|
| 19 |
General |
-den ise |
nothing less adv. |
|
| 20 |
General |
nerede ise |
almost adv. |
|
| 21 |
General |
ya ... ise |
what if adv. |
|
| 22 |
General |
nerede ise |
about adv. |
|
| 23 |
General |
nerede ise |
soon adv. |
|
| 24 |
General |
hayırlısı ise |
deo volente adv. |
|
| 25 |
General |
daha küçük ölçüde ise |
although to a lesser extent adv. |
|
| 26 |
General |
-değil ise |
or else adv. |
|
|
|
| 27 |
General |
'-mez ise |
or else adv. |
|
| 28 |
General |
her ne ise |
how [obsolete] adv. |
|
| 29 |
General |
hakkında ise |
as to prep. |
|
| 30 |
General |
kim/her kim ... ise |
whoever pron. |
|
| 31 |
General |
her kim ise |
whoever pron. |
|
| 32 |
General |
her kim ise |
whoe'er pron. |
|
| 33 |
General |
hangisi ... ise |
whichever conj. |
|
| 34 |
General |
ise de |
although conj. |
|
| 35 |
General |
her ne kadar ... ise de |
much as conj. |
|
| 36 |
General |
ise de |
even if conj. |
|
| 37 |
General |
ise de |
much as conj. |
|
| 38 |
General |
ise o zaman |
if then conj. |
|
| 39 |
General |
ne zaman ... ise |
whenever conj. |
|
| 40 |
General |
hangi ... ise |
whichever conj. |
|
| 41 |
General |
ise de |
though conj. |
|
| 42 |
General |
ise de |
albeit conj. |
|
| 43 |
General |
ise bile |
even if conj. |
|
| 44 |
General |
ise de |
as conj. |
|
| 45 |
General |
ise de |
albe conj. |
|
| 46 |
General |
yok ise |
lacking conj. |
|
| 47 |
General |
ise de |
yet conj. |
|
| 48 |
General |
dördüncü sırada ise |
fourth conj. |
|
| 49 |
General |
dördüncü husus ise |
fourth conj. |
|
| 50 |
General |
ise mi yoksa …-mesi mi |
whether conj. |
|
| 51 |
General |
her ne ise |
whatever conj. |
|
| Phrases |
|
| 52 |
Phrases |
her kim ise |
no matter who n. |
|
| 53 |
Phrases |
öyle ise |
under the circumstances expr. |
|
| 54 |
Phrases |
ise iyi olur |
could do with expr. |
|
| 55 |
Phrases |
her ne ise |
whatever it is expr. |
|
| 56 |
Phrases |
eğer bu böyle ise |
if this be so expr. |
|
| 57 |
Phrases |
her ne kadar ise de |
although nevertheless expr. |
|
| 58 |
Phrases |
bir diğer vakada ise |
while in another case expr. |
|
| 59 |
Phrases |
uygun ise |
if relevant expr. |
|
| 60 |
Phrases |
ilgili ise |
if relevant expr. |
|
| 61 |
Phrases |
söylenen gerçekse/doğru ise |
if the saying is true expr. |
|
| 62 |
Phrases |
diğerleri ise |
while the others expr. |
|
| 63 |
Phrases |
şimdi değil ise |
if not now expr. |
|
| 64 |
Phrases |
bir diğer örnek ise |
another example is expr. |
|
| 65 |
Phrases |
yediğin ne ise, sen osun |
you are what you eat expr. |
|
| 66 |
Phrases |
ben ise |
I, on the other hand expr. |
|
|
|
| 67 |
Phrases |
ben ise |
me, on the other hand expr. |
|
| 68 |
Phrases |
tüm şartları var ise/gerçekleşmiş ise |
if all conditions are met expr. |
|
| 69 |
Phrases |
sıradaki madde ise |
that brings me to my next point expr. |
|
| 70 |
Phrases |
cesaret yok ise, zafer de yok |
no guts no glory expr. |
|
| 71 |
Phrases |
tarih herhangi bir rehber ise |
if history is any guide expr. |
|
| 72 |
Phrases |
her şey ne ise odur |
everything is what it is expr. |
|
| 73 |
Phrases |
işin gerçeği ise bundan tamamen farklı/bunun tamamen tersi |
nothing could be further from my mind, thoughts, the truth expr. |
|
| 74 |
Phrases |
geçerli ise |
if applicable expr. |
|
| 75 |
Phrases |
bir şey hakkında ise |
as to something expr. |
|
| Proverb |
|
| 76 |
Proverb |
söz gümüş ise sükut altındır |
speech is silver, but silence is gold |
|
| 77 |
Proverb |
başarıyı sahiplenen çoktur; başarısızlık ise yetimdir |
success has many fathers; failure is an orphan |
|
| 78 |
Proverb |
başarının ana babası çoktur, başarısızlık ise yetimdir |
success has many fathers; failure is an orphan |
|
| 79 |
Proverb |
iyilikler tanrıdan kötülükler ise şeytandan gelir |
god sends meat and the devil sends cooks |
|
| 80 |
Proverb |
kaz ise kazla |
never give a sucker an even chance |
|
| Colloquial |
|
| 81 |
Colloquial |
her kim ise ve nereden geliyorsa |
whoever he is and wherever he comes from expr. |
|
| 82 |
Colloquial |
ise de |
as much as expr. |
|
| Idioms |
|
| 83 |
Idioms |
nerede ise |
a few ticks n. |
|
| 84 |
Idioms |
nerede ise |
in a few ticks adv. |
|
| 85 |
Idioms |
insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur |
the child is father to the man expr. |
|
| Speaking |
|
| 86 |
Speaking |
her şey yolunda ise |
if everything is ok expr. |
|
| 87 |
Speaking |
değil ise |
if not expr. |
|
| 88 |
Speaking |
değil ise |
if not so expr. |
|
| 89 |
Speaking |
iyi haber ise |
the good news is expr. |
|
| 90 |
Speaking |
eğer aklımda yanlış kalmadı ise |
if I'm not mistaken expr. |
|
| 91 |
Speaking |
teklifin hala geçerli ise |
if your offer still stands expr. |
|
| 92 |
Speaking |
söylenen gerçekse/doğru ise |
if the saying is true expr. |
|
| 93 |
Speaking |
öyle ise |
if so expr. |
|
| 94 |
Speaking |
çok uzak değil ise oraya yürüyebilirim |
if it isn't far I can walk there expr. |
|
| 95 |
Speaking |
bir insan hangi yaşta ise yaşlı sayılır? |
at what age do you consider someone old? expr. |
|
| 96 |
Speaking |
ben ise |
and/but me expr. |
|
| 97 |
Speaking |
herkes partiye gitti bense/ben ise evde kalmayı tercih ettim |
everyone went the party and/but I prefered staying at home expr. |
|
| 98 |
Speaking |
şimdi değil ise ne zaman? |
if not now, when? expr. |
|
| 99 |
Speaking |
sen ise emanete ihanet ettin |
but you betrayed that trust expr. |
|
| Trade/Economic |
|
| 100 |
Trade/Economic |
toplu sözleşmede anlaşmaya varmak için tarafların işbirliği yapmalarının gerekli olduğu aralarındaki çekişmenin asıl amacının ise bu işbirliğinden doğacak yararların bölüşümüyle ilgili olduğu görüşü |
symbiotic relationship n. |
|
| 101 |
Trade/Economic |
tekil ifadeler çoğul ifadeleri, çoğul ifadeler ise tekil ifadeleri de kapsayacak şekilde anlaşılacaktır |
words importing the singular shall include the plural and vice versa n. |
|
| 102 |
Trade/Economic |
şirketler arası alış-satış anlaşmalarında satın alınan ürünün fiyatının belli bir bölümünün sabit geri kalan kısmının ise alıcı firmanın mali performanslarına endeksli olması |
earn out n. |
|
| 103 |
Trade/Economic |
ödenecek ana kredi miktarının emekli ödeneğine ve faizinin ise ev kredisine yönlendirildiği bir ev kredisi sistemi |
pension mortgage n. |
|
| 104 |
Trade/Economic |
aksi ifade edilmemiş ise |
not otherwise specified expr. |
|
| 105 |
Trade/Economic |
aksi ifade edilmemiş ise |
not otherwise stated expr. |
|
| Politics |
|
| 106 |
Politics |
kelime anlamı aydınlar olan üyeleri tarafından ise ışığın insanları veya aydınlanmışlar olarak addedilen yeni dünya düzenini sağlamak amacıyla kurulduğu iddia edilen gizli bir örgüt |
illuminati n. |
|
| 107 |
Politics |
1980'lerde afganistan'daki sovyetler birliğiyle mücadele etmiş, şu anda ise merkezi keşmir olan aşırı islamcı bir örgüt |
harkat ul-ansar n. |
|
| 108 |
Politics |
1980'lerde afganistan'daki sovyetler birliğiyle mücadele etmiş, şu anda ise merkezi keşmir olan aşırı islamcı bir örgüt |
harkat ul-mujahedeen n. |
|
| 109 |
Politics |
1980'lerde afganistan'daki sovyetler birliğiyle mücadele etmiş, şu anda ise merkezi keşmir olan aşırı islamcı bir örgüt |
harkat-ul-mujahidin n. |
|
| Technical |
|
| 110 |
Technical |
benzer şekilli bir tahtaya sıkı sıkı oturması için bir kenarında oluk, diğer kenarında ise dil bulunan bir tahta |
matched board n. |
|
| 111 |
Technical |
bir ucunda iki tane küçük diğer ucunda ise bir tane büyük bıçak bulunan kompakt ve katlanabilir bir bıçak |
whittler n. |
|
| 112 |
Technical |
biri müslin kaplı diğeri ise siyah camdan iki ampulü bulunan bükülü bir cam tüpten oluşan bir tür higrometre |
daniell's hygrometer n. |
|
| 113 |
Technical |
tercihan -den ise |
rather expr. |
|
| 114 |
Technical |
geriye devriliyor ise |
if it tips back expr. |
|
| Computer |
|
| 115 |
Computer |
meşgul ise yeniden çevir |
redial on busy expr. |
|
| 116 |
Computer |
eğer ise |
if then expr. |
|
| 117 |
Computer |
aynı ise sütun adını gözardı et |
omit column name if same expr. |
|
| 118 |
Computer |
aynı ise satır adını gözardı et |
omit row name if same expr. |
|
| 119 |
Computer |
eğer-ise-değilse |
if then else expr. |
|
| Informatics |
|
| 120 |
Informatics |
çok sayıda spam yapan siteler ile özgün içerikli siteler arasındaki farkı belirleyip orijinal içerikli siteleri üst sıralarda tutmak ve çöp diye tabir edilen siteleri ise belirlemek amacıyla google'ın oluşturduğu bir site eleme sistemi |
sandbox n. |
|
| 121 |
Informatics |
çok sayıda spam yapan siteler ile özgün içerikli siteler arasındaki farkı belirleyip orijinal içerikli siteleri üst sıralarda tutmak ve çöp diye tabir edilen siteleri ise belirlemek amacıyla google'ın oluşturduğu bir site eleme sistemi |
sandboxing n. |
|
| 122 |
Informatics |
çok sayıda spam yapan siteler ile özgün içerikli siteler arasındaki farkı belirleyip orijinal içerikli siteleri üst sıralarda tutmak ve çöp diye tabir edilen siteleri ise belirlemek amacıyla google'ın oluşturduğu bir site eleme sistemi |
sandbox effect n. |
|
| Textile |
|
| 123 |
Textile |
eskiden dağ keçisi, şimdi ise koyun postundan elde edilen yumuşak süet deri |
chamois leather n. |
|
| 124 |
Textile |
eskiden dağ keçisi, şimdi ise koyun postundan elde edilen yumuşak süet deri |
shammy n. |
|
| 125 |
Textile |
eskiden dağ keçisi, şimdi ise koyun postundan elde edilen yumuşak süet deri |
shammy leather n. |
|
| 126 |
Textile |
eskiden dağ keçisi, şimdi ise koyun postundan elde edilen yumuşak süet deri |
chamois n. |
|
| 127 |
Textile |
eskiden dağ keçisi, şimdi ise koyun postundan elde edilen yumuşak süet deri |
chammy leather n. |
|
| 128 |
Textile |
eskiden dağ keçisi, şimdi ise koyun postundan elde edilen yumuşak süet deri |
chammy n. |
|
| 129 |
Textile |
genelde fular olarak kullanılan, hintli erkeklerin ise sarık olarak taktıkları pamuklu veya ipek eşarp |
rumal n. |
|
| Furniture |
|
| 130 |
Furniture |
içinde biri kötü hava koşulları diğeri ise iyi hava koşullarını bildiren iki insan olan bir maket ev |
weather house n. |
|
| Transportation |
|
| 131 |
Transportation |
nakliye gereklerinin karşılanmadığı günlerin kırmızı ile, gerekli miktarda veya fazla taşıma kapasitesinin bulunduğu günlerin ise yeşil ile kodlandığı sistem |
flag days (red or green) n. |
|
| Aeronautic |
|
| 132 |
Aeronautic |
kaldırma kuvvetini serbest olarak dönen rotor pallerinden itme kuvvetini ise motor ile sürülen rotor düzlemine dik olan bir pervane aracılığıyla sağlayan helikopter |
gyrocopter n. |
|
| 133 |
Aeronautic |
kaldırma kuvvetini serbest olarak dönen rotor pallerinden itme kuvvetini ise motor ile sürülen rotor düzlemine dik olan bir pervane aracılığıyla sağlayan helikopter |
autogyro n. |
|
| Medical |
|
| 134 |
Medical |
yaşamı uyarılmaya ve hastalığı ise uyaran eksikliğine dayandıran bir tıp teorisi |
stimulism n. |
|
| Psychology |
|
| 135 |
Psychology |
ise-o halde profili |
if-then profile n. |
|
| Pharmaceutics |
|
| 136 |
Pharmaceutics |
burun tıkanıklıklarında tıkanıklık semptomlarını gidermek, göz kaşınmasının tedavisinde ise göz damlalarında kullanılan damar büzücü bir ilaç |
naphazoline n. |
|
| 137 |
Pharmaceutics |
eskiden sıtmanın, günümüzde ise bazı solucan türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç |
mepacrine n. |
|
| 138 |
Pharmaceutics |
eskiden sıtmanın, günümüzde ise bazı solucan türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç |
atebrin n. |
|
| 139 |
Pharmaceutics |
eskiden sıtmanın, günümüzde ise bazı solucan türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç |
quinacrine [us] n. |
|
| 140 |
Pharmaceutics |
eskiden sıtmanın, günümüzde ise bazı solucan türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç |
atabrin n. |
|
| 141 |
Pharmaceutics |
eskiden sıtmanın, günümüzde ise bazı solucan türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç |
quinacrine hydrochloride n. |
|
| 142 |
Pharmaceutics |
eskiden sıtmanın, günümüzde ise bazı solucan türlerinin tedavisinde kullanılan bir ilaç |
atabrine® n. |
|
| Math |
|
| 143 |
Math |
birinci ve ikincinin toplamı ikinciyle, üçüncü ve dördüncünün toplamı ise dördüncüyle orantılı olacak şekilde oluşturulan bileşim |
composition of proportion n. |
|
| Logic |
|
| 144 |
Logic |
(p ise kesinlikle q benzeri) önerme ilişkisi |
implication n. |
|
| Chemistry |
|
| 145 |
Chemistry |
inorganik fosfat olarak kayaçlarda, organik fosfat olarak ise canlı hücrelerde bulunan bir element |
phosphorus n. |
|
| 146 |
Chemistry |
yansıyan ışıkta yeşil, iletilmiş ışıkta ise kırmızı görünen azotlu kristalli bir madde |
ammonium purpurate n. |
|
| Biology |
|
| 147 |
Biology |
somatik hücrelerinde iki sıra kromozom, üreme hücrelerinde ise tek sıra haploit kromozom bulunan canlı |
diplont n. |
|
| Biochemistry |
|
| 148 |
Biochemistry |
pirimidinin başka bir pirimidin ile, bir pürinin ise başka bir pürin ile değiştirildiği nokta mutasyonu |
transition n. |
|
| 149 |
Biochemistry |
pirimidinin bir pürin ile, pürinin ise bir primidin ile değiştirildiği nokta mutasyonu |
transversion n. |
|
| Marine Biology |
|
| 150 |
Marine Biology |
önceden littorinidae, günümüzde ise lacunidae familyası içinde sınıflandırılan geniş ve yaygın bir deniz salyangozu cinsi |
lacuna n. |
|