rack - Türkisch Englisch Wörterbuch

rack

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

rack — Definition

Bedeutung:
raf, askı, eziyet etmek
Aussprache (IPA):
(AmE /ræk/ – BrE /ræk/)
Wortart:
İsim: rack (racks); Fiil: rack (racks – racked – racking)
Synonyme:
framework, torment
Antonyme:
comfort

Bedeutungen von dem Begriff "rack" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 82 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
rack n. raf
Bring my tools back from the rack.
Aletlerimi raftan geri getir.

More Sentences
rack n. askı
Will you help me take the suitcases down from the rack?
Bavulları askıdan indirmeme yardım eder misin?

More Sentences
General
rack v. acı vermek
A toothache racked my jaw.
Diş ağrısı çeneme acı veriyordu.

More Sentences
Technical
rack n. çerçeve
You can't touch the balls after you have lifted the rack.
Çerçeveyi kaldırdıktan sonra toplara dokunamazsınız.

More Sentences
Telecom
rack n. raf
Bring my tools back from the rack.
Aletlerimi raftan geri getir.

More Sentences
Food Engineering
rack n. raf
Bring my tools back from the rack.
Aletlerimi raftan geri getir.

More Sentences
Slang
rack n. göğüsler
She has a nice rack.
Güzel göğüsleri var.

More Sentences
General
rack n. uçuşan bulut
rack n. bir çift geyik boynuzu
rack n. işkence sehpası
rack n. gergi
rack n. azap
rack n. raf (otobüs/tren ve vapurda çubuklardan oluşan)
rack n. yıkım
rack n. parmaklık
rack n. portbagaj (otomobilin üstünde)
rack n. uçan hafif bulut
rack n. yorma
rack n. rahvan yürüyüş
rack n. işkence
rack n. yemlik (ot)
rack n. (arabanın üstünde) portbagaj
rack n. parmaklıklı raf
rack n. kafes
rack n. şasi
rack n. etajer
rack n. bir tür işkence makinesi
rack n. klasör
rack n. asılgan
rack n. eziyet
rack n. sehpa
rack n. germe aleti
rack n. füze yuvası
rack n. (arabada) valiz/çanta rafı
rack n. bomba yuvası
rack n. harabiyet
rack n. (akarsuda) ızgaralı set
rack v. uzatmak
rack v. mahvolmak
rack v. kirayı çok artırmak
rack v. işkence etmek
rack v. gererek işkence yapmak
rack v. eziyet etmek
rack v. rafa koymak
rack v. germek
rack v. kirayı artırarak eziyet etmek
rack v. rüzgarda uçuşmak (bulut)
rack v. askıya asmak
rack v. rafa kaldırmak
rack v. fiyatı fazla yükseltmek
rack v. rahvan yürümek
rack v. tortudan şarap çıkarmak
rack v. rahvan gitmek
rack v. tortudan çıkarmak (şarap, bira)
rack v. şarabı süzmek
Technical
rack n. bagaj filesi
rack n. çatı
rack n. dişli çubuk
rack n. ızgara
rack n. kremayer
rack n. mahfaza yüksek basınç pompalarında dişli çark
rack n. rak kolu
Computer
rack n. mikroişlemci şasisi
Mechanic
rack n. dişli çubuk
rack n. kremayer dişli
Automotive
rack n. dişli çubuk
rack n. kremayer dişlisi
Railway
rack n. kremayer
Food Engineering
rack n. ızgara
rack n. tüplük
Gastronomy
rack n. gerdan ya da kaburga kısmı (hayvan)
Agriculture
rack n. ot yemliği
Military
rack n. bomba taşıyıcı
Sport
rack n. üçgen çerçeve ile toplanmış bilardo topları
rack n. (bilardo topları için) üçgen çerçeve
rack v. bilardo toplarını düzenlemek için üçgen çerçeveye yerleştirmek
Basketball
rack n. çember
Slang
rack n. büyük memeler/göğüsler
rack n. kadın göğsü
rack n. meme
rack n. ranza
rack v. uyumak

Bedeutungen, die der Begriff "rack" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
pen rack n. kalemlik
dish rack n. bulaşıklık
newspaper rack n. gazetelik
towel rack n. havlu asacağı
rack and ruin n. harabiyet
rack and ruin n. yıkım
toothed rack n. kremayer
cake rack n. üstüne sıcak kek konulan çubuklu altlık
dish rack n. seyyar damlalık
rack railway n. dişli tren
magazine rack n. mecmualık
roof rack n. portbagaj
plate rack n. tabaklık
gun rack n. tüfeklik
coat rack n. askılık
luggage rack n. portbagaj
drying rack n. çamaşır askısı
towel rack n. havluluk
storage rack n. kayar çekmece
dish rack n. bulaşık damlalığı
coat rack n. portmanto
hay rack n. otluk
hand-towel rack n. havlu kutusu
hat-rack frame n. şapka askısı
letter rack n. mektup gözü
wine rack n. şarap rafı
wine rack n. şaraplık
book rack n. kitap rafı
shoe rack n. ayakkabı rafı
shoe rack n. ayakkabılık
rack cabinet n. raflı (metal) dolap
overhead luggage rack n. baş üstü (kabin) rafı
metal rack n. metal raf
top rack n. üst sepet (bulaşık makinesinde)
spice rack n. baharat rafı
wire rack n. tel raf
drying rack n. elbise kurutma askısı
clothes rack n. elbise kurutma askısı
bow rack n. yay askısı (okçuluk)
bike rack n. bisiklet park yeri
dish rack n. tabak rafı
towel rack n. havlu askısı
spoon rack n. kaşıklık
luggage rack n. bavul sehpası
luggage rack n. bagaj rafı
rack installation n. raf kurulumu
rack vintage n. tortudan çıkarılmış ve süzülmüş şarap
rack-renter n. fahiş kira ödeyen
rack-renter n. yüksek kira bedelini ödeyen kişi
card rack n. kartvizit rafı
card rack n. kartvizit dolabı
vegetable rack n. sebze rafı
vegetable rack n. sebze kasası
bicycle rack n. bisiklet parkı
music rack n. nota sehpası
dress rack n. giysilerin teşhir için asıldığı askı
pipe rack n. pipo asılan küçük ahşap askı
pipe rack n. üzerine kıyafet asılan tekerlekli raf
ski rack n. araç üstü kayak taşıyıcı
go to rack and ruin v. harabeye dönmek
rack up v. toplamak
rack one's brains v. zihin yormak
rack one's brains v. çok düşünmek
rack up v. puan toplamak (bir oyunda)
rack one's brains over v. kafa patlatmak
go to rack and ruin v. mahvolmak
rack one's brains v. kafa patlatmak
rack one's brains v. kafa yormak
go to rack and ruin v. harap olmak
rack one's brains v. fikir yormak
rack up v. puan kazanmak
rack up v. sayı kazanmak
rack up v. sayı toplamak
rack up v. puan toplamak
rack up v. yem vermek
rack-rent v. fahiş fiyata kiralamak
rack-rent v. yüksek fiyata kiraya vermek
put to the rack v. işkenceye maruz bırakmak
put to the rack v. acı çektirmek
put to the rack v. işkence etmek
put to the rack v. eziyet etmek
off-the-rack adj. kullanıma hazır
off-the-rack adj. hazır giyim (ürünler)
on the rack adv. çok kötü durumda
Phrasals
rack up v. zarar vermek
rack up v. harap etmek
rack up v. yuvasına yerleştirmek
rack up v. rafa yerleştirmek
rack up v. elde etmek
rack up v. bilardo toplarını üçgene dizmek
rack up v. yenmek
rack up v. mağlup etmek
rack up v. aşırı derecede içmek
rack up v. kazanmak
rack up v. başarmak
rack up v. alt etmek
rack up v. bozguna uğratmak
Colloquial
crack-rack n. (motosiklette) arka oturak
crack-rack n. motosiklette, sürücünün arkasındaki ek oturma yeri
crack-rack n. motosiklette, sürücünün arkasındaki ek oturma yeri
crack-rack n. (motosiklette) arka oturak
rack face n. buruşuk surat
rack face n. muşmula surat
rack face n. yatak izi olmuş surat
rack face n. yataktan/uykudan kaltığı andaki surat
Idioms
rack face n. bir yapının ön yüzü
rack face n. bir sistemin ön kısmı
go to rack and ruin v. mahvolmak
go to rack and ruin v. gerilemek
go to rack and ruin v. bozulmak
be on the rack v. sıkıntı içinde olmak
rack one's brains v. bir konu üzerinde çok düşünmek
rack one's brains v. bir konu hakkında çok fazla düşünmek
rack one's brain v. kafa patlatmak
rack one's brain v. bir konu üzerinde çok düşünmek
rack one's brain v. bir konu hakkında çok fazla düşünmek
rack one's brains v. kafa patlatmak
go to rack and ruin v. harabeye dönmek
go to rack and ruin v. harap olmak
go to rack and ruin v. enkaza dönmek
rack one’s brains v. çok kafa patlatmak
be put on the rack v. (özellikle sorulan sorularla) köşeye sıkıştırılmak
rack something up v. toplamak
rack something up v. harabeye çevirmek
rack something up v. rafına yerleştirmek
rack one's brain v. kafa yormak
be on the rack v. fiziksel veya zihinsel işkenceye maruz kalmak
live at rack and manger v. ekmek elden su gölden yaşamak
live at rack and manger v. birinin sırtından geçinmek
rack one's brains v. hatırlamaya çalışmak
rack one's brains v. bir konu üzerinde beyni sulanıncaya kadar düşünmek
rack one's brains v. hatırlamak için uğraşmak
rack brains v. çok düşünmek
rack brain v. kafa yormak
rack brain v. çok düşünmek
rack brains v. kafa patlatmak
rack your brains v. kafa yormak
rack brains v. kafa yormak
rack your brains v. kafa patlatmak
rack brain v. kafa patlatmak
rack your brains v. çok düşünmek
use (one's) head for more than (just) a hat rack v. kafasını kullanmak
use (one's) head for more than (just) a hat rack v. saksıyı çalıştırmak
use (one's) head for more than (just) a hat rack v. kafayı işletmek/çalıştırmak
use (one's) head for more than (just) a hat rack v. beynini kullanmak
off the rack expr. raftaki/mağazadaki ürünler
on the rack expr. son derece endişeli
on the rack expr. diken üstüne
off-the-rack rates expr. mevcut/şimdiki fiyatından
off the rack expr. raftaki ürünlerden