devil - Turkish English Dictionary

devil

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

devil — Definition

Pronunciation (IPA):
(AmE /ˈdevəl/ – BrE /ˈdevəl/)
Part of speech:
İsim: devil (devils)
Synonyms:
demon, fiend
Antonyms:
angel, saint

Meanings of "devil" in Turkish English Dictionary : 67 result(s)

English Turkish
Common Usage
devil n. şeytan
She read the mail several times, thinking the devil is in detail.
Şeytan ayrıntıda gizlidir diye düşünerek e-postayı tekrar tekrar okudu.

More Sentences
devil n. iblis
General
devil n. cehennem
The woman was shouting at the man to go to the devil.
Kadın adama 'Cehenneme kadar yolun var!' diye bağırdı.

More Sentences
devil n. acı ve baharatlı yemek
devil n. canlı ve dinamik kimse
devil n. şeytan gibi tip
devil n. cehennem zebanisi
devil n. ifrit
devil n. cin
devil n. yezit
devil n. maltız
devil n. asfalt ısıtıcısı
devil n. son derece kötü niyetli kimse
devil n. yüksek enerjili, pervasız ve atılgan kimse
devil n. gençliğinden dolayı taşkınlık yapan kimse
devil n. bağımlı kimse
devil n. adam
devil n. dost
devil n. maytap
devil n. çok kışkırtıcı şey
devil n. çok zor şey
devil n. çok uğraştırıcı şey
devil n. rahatsız edici ruh hali
devil n. rahatsız edici tutku
devil n. rahatsız edici nitelik
devil n. (kötü veya zor bir şeye ait) öne çıkan örnek
devil n. şanssız ve mutsuz kimse
devil n. kontrolü zor şey
devil n. anlaması zor şey
devil n. havai fişek
devil n. çılgın kimse
devil n. düşman
devil v. rahatsız etmek
devil v. makinede parçalamak (kağıt vb)
devil v. canını sıkmak
devil v. baharatlı ve acılı pişirmek
devil v. (avukat stajyeri vb gibi) zor/angarya dolu bir iş yapmak
devil v. yazar çırağı olarak çalışmak
devil v. avukat stajeri olarak çalışmak
devil interj. hay şeytan!
devil N. kötücül varlık
Colloquial
devil n. azar
devil n. papara
devil n. zılgıt
devil n. üç harfli
Law
devil n. ücretsiz çalışan kıdemsiz hukuk müşaviri
Technical
devil n. öğütme aleti
Marine
devil n. gemi gövdesinin üstündeki dikiş
Religious
devil n. hata
devil n. kötülük
devil n. hakikatin karşıtı
devil n. günaha, hastalığa ve ölüme inanç
devil n. putperest tanrı
devil n. semavi dinlerden olmayan tanrı figürü
Geography
devil n. toz hortumu
devil n. şeytan hortumu
devil n. şeytan külahı
Sport
devil n. güç
devil n. kuvvet
devil n. etkililik
devil n. fayda
devil n. şiddet
Printery
devil n. matbaacı çırağı
devil n. basımevi çırağı
Archaic
devil n. büyük kötülük
Slang
devil n. stajyer avukat
devil n. it (mecaz)

Meanings of "devil" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
folk devil n. halkın suçlu tabakası
devil's bones n. zar oyunu
dare devil n. cesur kimse
tasmanian devil n. tazmanya şeytanı
apache devil dance n. apaçi dansı
the devil n. şeytan
devil's advocate n. tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse
devil's advocate n. şeytanın avukatı
the devil n. iblis
devil-worship n. şeytana tapma
devil-fish n. ahtapot
devil-dodger n. vaiz
go-devil n. boru açıcısı
tasmanian devil n. tazmanya canavarı
devil fish n. ahtapot
devil dodger n. vaiz
devil's night n. yaramazlık gecesi
taz devil n. tasmanya canavarı
she-devil n. dişi şeytan
go-devil [us] n. çok etkili alet
go-devil [us] n. aşırı derecede hızlı makine
go-devil n. işçi ve malzeme taşımak için kullanılan küçük araba
go-devil n. çocuk kızağı
devil worshiper n. şeytana tapan kimse
devil worshiper n. iblislere tapan kimse
devil [dialect] n. kullanılmayan çorak arazi
poor devil n. gariban kimse
poor devil n. zavallı kimse
poor devil n. aciz kimse
poor devil n. acınılan kimse
stone the devil v. şeytan taşlamak
have the luck of the devil v. ballı olmak
have the devil's own luck v. ballı olmak
have the luck of the devil v. çok şanslı olmak
play the devil's advocate v. kendi görüşlerinin doğruluğunu ölçmek için karşıt görüşlerin savunmasını yapmak
dare devil adj. gözü pek
lucky devil adj. şanslı
dare devil adj. atılgan
dare devil adj. yiğit
devil-may-care adj. laubali
devil-may-care adj. rahat
devil-may-care adj. gelişigüzel
devil-may-care adj. gündelik
devil-may-care adj. resmi olmayan
devil-may-care adj. uçarı
devil a one adv. hiç mi hiç
like the devil adv. şeytan gibi
like the devil adv. ayağına tez
like the devil adv. çok çabuk
like the devil adv. şeytan gibi çok çabuk
devil a lot adv. bir hayli fazla
go to the devil! interj. cehennem ol!
Phrasals
devil (someone or something) for (something) v. (birini bir şey) için daraltmak
devil (someone or something) for (something) v. (birinin bir şey) için canını sıkmak
devil (someone or something) for (something) v. (birinin bir şey için) başını ağrıtmak
devil (someone or an animal) for something v. (birini/bir hayvanı bir şey) için rahatsız etmek
devil (someone or something) for (something) v. (birine bir şey) için musallat olmak
devil (someone or something) for (something) v. (birini/bir şeyi bir şey) için rahatsız etmek
devil (someone or an animal) for something v. (birine/bir hayvana bir şey) için musallat olmak
devil (someone or an animal) for something v. (birini/bir hayvanı bir şey) için daraltmak
devil (someone or something) for (something) v. (birine bir şey) için rahat vermemek
devil (someone or an animal) for something v. (birine/bir hayvana bir şey) için rahat vermemek
devil (someone or something) for (something) v. (birinin) bir şey için sinirini bozmak
Phrases
speak of the devil v. iti anıp çomağı hazırlamak
speak of the devil v. lafın üzerine gelmek
the devil take the hindmost expr. altta kalanın canı çıksın
devil a bit expr. hiç mi hiç
the devil wears prada expr. şeytan marka giyer
If you lie down with the devil, you will wake up in hell expr. şeytanla sevişirsen cehennemde uyanırsın
when the devil walks the earth and finds his first love evil shall be released expr. şeytan dünyaya gelip ilk aşkını bulduğunda kötülük serbest kalacak
caught between the devil and the deep blue sea expr. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
caught between the devil and the deep blue sea expr. iki ucu boklu değnek
caught between the devil and the deep blue sea expr. iki arada bir derede
the devil is beating his wife expr. hava güneşliyken yağmur yağması
the devil is beating his wife expr. gökkuşağı havası
Proverb
the devil looks after his own minareyi çalan kılıfını hazırlar
the devil finds works for idle hands boş duranın ayağına şeytan takılır
give the devil his due sezar'ın hakkı sezar'a
devil's children have the devil's luck şans kötüden yanadır
he who sups with the devil should have a long spoon şeytanla sofraya oturanın kaşığı uzun olmalı
better the devil you know than the devil you don't know tanıdığın düşman tanımadığın dosttan yeğdir
the devil finds work for idle hands boş durana şeytan iş bulur
needs must when the devil drives aç elini kora sokar
set a beggar on horseback and he'll ride to the devil çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış
talk of the devil and he is sure to appear iyi insan lafının üstüne gelirmiş
talk of the devil and he is bound to appear iyi insan lafının üstüne gelirmiş
talk of the devil and he is bound to appear iti an çomağı hazırla
talk of the devil and he is sure to appear iti an çomağı hazırla
tell the truth and shame the devil aleyhine bile olsa doğruyu söyle
every man for himself and the devil take the hindmost her koyun kendi bacağından asılır
devil finds work for idle hands to do boş durana şeytan güler
needs must when the devil drives çaresizlik insana herşeyi yaptırır
needs must when the devil drives çaresizlik insana neler yaptırmaz
devil is not so black as he is painted kimse söylendiği kadar kötü değildir
devil can cite scripture for his own purpose şeytan ayeti kendi hayrına okur
devil can quote scripture for his own purpose şeytan ayeti kendi hayrına okur
idle hands are the devil's playthings tanrı boş duranı sevmez
the devil take the hindmost sona kalan dona kalır
what goes over the devil's back comes under his belly inleme ölürsün
what goes over the devil's back comes under his belly ne ekersen onu biçersin
what goes over the devil's back comes under his belly etme bulursun
what goes over the devil's back comes under his belly inleyen ölür
what goes over the devil's back comes under his belly eden bulur
god sends meat and the devil sends cooks iyilikler tanrıdan kötülükler ise şeytandan gelir
god sends meat and the devil sends cooks tanrı eti, şeytansa aşçıları gönderir
what goes over the devil's back comes under his belly alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste
god sends meat and the devil sends cooks tanrı iyilik şeytan kötülük verir
what goes over the devil's back comes under his belly iyilik eden iyilik bulur kötülük eden kötülük bulur
what goes over the devil's back comes under his belly kim ne ederse kendine eder
god sends meat and the devil sends cooks tanrıdan iyilik şeytandan kötülük gelir
the devil makes work for idle hands yapacak işi olmayanın belaya/suça bulaşması kolay olur
the devil makes work for idle hands boş duran elleri şeytan çalıştırır
the devil makes work for idle hands boş durana şeytan iş bulur
the devil makes work for idle hands boş duran belaya bulaşır
the devil makes work for idle ˈhands yapacak işi olmayanlar önünde sonunda yanlış işler yapmaya başlarlar
speak of the devil, and he appears iti an çomağı eline al
speak of the devil, and he appears iti an çomağı hazırla
speak of the devil, and he appears iyi insan lafının üstüne gelir
better the devil you know bildiğin/aşina olduğun bir şeyle uğraşmak bilmediğin bir şeyin riskine girmekten daha kolaydır
better the devil you know tanıdığın düşman tanımadığın dosttan yeğdir
better the devil you know her zaman aşina olduğun/bildiğin/tanıdığın seçenek daha iyidir
better the devil you know than the one you don't know tanıdığın düşman tanımadığın dosttan yeğdir
better the devil you know ne olursa olsun bildiğinden/tanıdığından şaşmamak yeğdir/akıllıcadır
better the devil you know than the one you don't know ne olursa olsun bildiğinden/tanıdığından şaşmamak yeğdir/akıllıcadır
better the devil you know than the one you don't know her zaman aşina olduğun/bildiğin/tanıdığın seçenek daha iyidir
better the devil you know (than the devil you don't) bildiğin/aşina olduğun bir şeyle uğraşmak bilmediğin bir şeyin riskine girmekten daha kolaydır
better the devil you know than the one you don't know bildiğin/tanıdığın şeyden şaşmamak iyidir
better the devil you know (than the devil you don't) tanıdığın düşman tanımadığın dosttan yeğdir
better the devil you know (than the devil you don't) her zaman aşina olduğun/bildiğin/tanıdığın seçenek daha iyidir
better the devil you know than the one you don't know bildiğin/aşina olduğun bir şeyle uğraşmak bilmediğin bir şeyin riskine girmekten daha kolaydır
better the devil you know bildiğin/tanıdığın şeyden şaşmamak iyidir
better the devil you know (than the devil you don't) bildiğin/tanıdığın şeyden şaşmamak iyidir
better the devil you know (than the devil you don't) ne olursa olsun bildiğinden/tanıdığından şaşmamak yeğdir/akıllıcadır
the devil you know is better than the devil you don't tanıdığın düşman tanımadığın dosttan yeğdir
the devil lies in the detail şeytan ayrıntıda gizlidir
the devil you know is better than the devil you don't her zaman aşina olduğun/bildiğin/tanıdığın seçenek daha iyidir
the devil you know is better than the devil you don't know her zaman aşina olduğun/bildiğin/tanıdığın seçenek daha iyidir
the devil you know is better than the devil you don't bildiğin/tanıdığın şeyden şaşmamak iyidir
the devil you know is better than the devil you don't know tanıdığın düşman tanımadığın dosttan yeğdir
devil looks after his own kötüye bir şey olmaz
the devil lies in the detail şeytan ayrıntıda gizlidir
the devil you know is better than the devil you don't know bildiğin/tanıdığın şeyden şaşmamak iyidir
idle brain is the devil's workshop boş beyin şeytanın mekanıdır
idle hands are the devil's tools tanrı boş duranı sevmez
idle brain is the devil's workshop boş beyin kötülüğe çalışır
idle hands are the devil's workshop tanrı boş duranı sevmez
idle brain is the devil's workshop tanrı boş duranı sevmez
speak of the devil, and he is sure to appear iyi insan lafının üstüne gelirmiş
talk of the devil, and he shall appear iyi adam lafının üstüne gelir
talk of the devil, and he will appear iyi insan sözünün üstüne gelir