given - Turkish English Dictionary
History

given

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "given" in Turkish English Dictionary : 20 result(s)

English Turkish
General
given adj. verilmiş
given adj. doğuştan olan
given adj. düşkün
given adj. bilinen
given adj. verili
given adj. müptela
given adj. verilen
given adj. belirli
given adj. bahsi geçen (durum vb)
given adj. belli
given adj. muayyen
given adj. sözü geçen (durum vb)
given adj. belirlenmiş
given adj. tanrı vergisi
given conj. ortada olduğuna göre
given conj. göz önünde tutulursa
Phrases
given doğru veya gerçek olarak görülen ya da kabul edilen bir şey
Colloquial
given dikkate alındığında
given nazara alındığında
Linguistics
given bilinen

Meanings of "given" with other terms in English Turkish Dictionary : 171 result(s)

English Turkish
General
be given to v. bir şey yapmak itiyadında olmak
be given v. verilmek
be given a name v. ad almak
be given to the right man v. adamına düşmek
be given authority v. yetkilendirilmek
be given back v. iade edilmek
be given exceptional powers v. olağanüstü yetkilerle görevlendirilmek
be given exceptional powers v. olağanüstü yetkiler verilmek
be given the authority v. yetkili kılınmak
be offered/given a seat v. (otobüste vb) yer verilmek
be given an official/written warning (receive one) v. tutanak yemek
be given serum v. serum verilmek
be given serum v. serum yemek
given name n. küçük isim
given name n. ad
name given at birth n. göbek adı
given name n. isim
importance given n. verilen önem
decision given n. verilen karar
given service n. verilen hizmet
given rights n. verilen haklar
given right n. verilen hak
given rights n. tanınan haklar
the right given n. tanınan hak
the right given n. verilen hak
given right n. tanınan hak
the given conditions n. sözkonusu şartlar
the given conditions n. belirtilen koşullar
the given circumstances n. sözkonusu koşullar
the given conditions n. sözkonusu koşullar
the given circumstances n. belirtilen koşullar
the given circumstances n. sözkonusu şartlar
early identification of the genetic nature of a given condition n. belirli bir durumun genetik doğasının erken belirlenmesi
given to adj. bağımlı
given to grinning adj. sırıtkan
given to adj. düşkün
given off adj. çıkartılmış
given to adj. meraklı
given to understand adj. inandırılmış
pre-given adj. önceden verilmiş
in a given time adv. belirli bir süre içinde
at a given time adv. belirli bir zamanda
in the given circumstances adv. söz konusu koşullarda
any given time adv. herhangi bir zamanda
any given time adv. her an
given that conj. tahminen
given that conj. farz edersek
given that conj. tahminlerimizce
given that conj. farzedersek
given the fact that conj. göz önünde tutulursa
given the fact that conj. göz önüne alınacak olursa
given the fact that conj. eğer
let it be given interj. verile/verilsin
Phrases
given a fair chance şans verildiğinde
given that farzedelim ki
preference will be given to those with bilingual skills ikinci dil tercih sebebidir
given that farz edelim ki
given that diyelim ki
that's a given şüphe yok ki
that's a given şüphesiz
it's a given şüphe yok ki
it's a given şüphesiz
given these realities bu gerçekler göz önüne alındığında
given these realities bu gerçekler ışığında
accepted as given yerleşik kanı olarak kabul edilen
given the fluctuations in demand talep dalgalanmaları dikkate alındığında
given the history that I am aware of the defendant davalının geçmişini de göz önünde bulundurarak
given these circumstances Bu koşullar göz önüne alındığında
given these premises bu öncüller göz önüne alındığında
at any given time herhangi bir zamanda
at any given time (belirlenen/belli bir zaman aralığındaki) herhangi bir zamanda
given the activity of aktivitesi göz önünde tutulursa
given your situation durumunuz göz önüne alındığında
given your situation durumun göz önüne alındığında
Proverb
nothing is given so freely as advice nasihat vermek kolaydır
Colloquial
given that -ğunu düşünerek
given that -ğunu düşünürsek
Idioms
be given the gate v. kovalanmak
be given the hook v. işten çıkarılmak/atılmak/alınmak
be given the gate v. kovulmak
be given the hook v. görevden alınmak
be given the gate v. kapı dışarı edilmek
be given the hook v. ilişiği kesilmek
be given the gate v. kapıyı gösterme işine konu olmak
be given the gate v. işten çıkarılmak/atılmak
be given the gate v. kapının önüne konulmak
a given n. kesin
a given n. garanti
a given n. belli
a given n. ortada
a given n. aşikar
be given the axe işten atılmak
be given the axe işten kovulmak
be given the chop işten kovulmak
be given the chop işten atılmak
given half a chance o fırsat verilse
given half the chance fırsatı olsa
given half the chance fırsatını yakalasa
given half a chance fırsatı olsa
given half a chance fırsatını yakalasa
given half the chance o fırsat verilse
given half a chance fırsatını bulsa
given half the chance fırsatını bulsa
a god-given right en doğal hak
Speaking
that's given him a bit of a shake up bu onun aklını başına getirir
i am given to understand that haber aldığıma göre
it is my god given right bu benim en doğal hakkım
i'd have given anything neler vermezdim
i'd have given anything keşke
they haven't been given the opportunity to learn onlara öğrenme fırsatı verilmemiş
it should be given verilmeli
we should not have given you this job bu işi sana vermemeliydik
i hadn't given it much thought buna o kadar dikkat etmemiştim
i've given this some hard thought bu konuyu iyice düşündüm
Slang
zero fucks given umurumda değil
zero fucks given sikimde değil
Trade/Economic
advances given for purchase orders verilen sipariş avansları
advances given for purchases verilen sipariş avansları
loss given default temerrüt halinde kayıp
advances given to personnel personel avansları
advance given to personnel personel avansları
advances given to suppliers verilen sipariş avansları
advances given to suppliers verilen avanslar
given period belirli bir süre
decision given ex parte gıyapta verilen hüküm
given period veri dönem
fix assets advances given verilen avanslar
total amount of mortgages and other guarantees given for liabilities yabancı kaynaklar için verilmiş ipotek ve diğer teminatların toplam tutarı
advances given verilen avanslar
cost of services given satılan hizmet maliyeti
cheques given and payment orders verilen çekler ve ödeme emirleri
shall be deemed to have been duly given upon receipt karşı tarafın eline geçtiğinde usulüne uygun olarak iletilmiş sayılacaktır
deposits and guarantees given verilen depozito ve teminatlar
cheques given and payment orders verilen çek ve ödeme emirleri
advances given to sub-contractors taşeronlara verilen avanslar
deposits and guarantees given-long term verilen depozitoteminatlar
cash discount given peşin ödemede yapılan indirim
personal guarantees given on behalf of third parties üçüncü şahıslar adına verilen kişisel garantiler
guarantees given by third parties on behalf of the enterprise şirket adına üçüncü şahıslarca verilen garantiler
real guarantees given on behalf of the enterprise şirket adına verilmiş gerçek garantiler
the given markets söz konusu piyasalar/pazarlar
the given markets adı geçen pazarlar
the given markets adı geçen piyasalar
Law
sentences given verilen cezalar
prenuptial support (given to the prospective bride) mehri muaccel
decisions given before intervention müdahaleden önce verilen kararlar
executing the order given by a responsible authority salahiyettar merciden verilen emri icra
judgment to be given verilecek hüküm
prematrimonial support (given to the bride-to-be) mehri muaccel
rations given in kind ayni rasyon
consent given before the tort mağdurun zarara önceden razı olması
Politics
an equivalent given in return mukabelei bilmisil
an equivalent given in return mukabele-i bilmisil
an equivalent given in return misliyle mukabele
Computer
gift given verilen hediye
given name verilen ad
no reason given verilen neden yok
Medical
be given medical treatment tedavi ve müşaade altına alınmak
giving-up/given-up complex vazgeçme/vazgeçilme kompleksi
Psychology
given and new information verili-yeni bilgi
given-new strategy verili-yeni strateji
Statistics
given period belirli devre
given period belirli süre
given period belli dönem
Education
a paper given to a student who comes to class late geç kağıdı
Linguistics
given information bilinen
given information verilmiş bilgi
given information eski bilgi
given-new information eski-yeni bilgi
Environment
ultimate biodegradability of organic compounds at a given concentration by organic microorganisms belirli derişimdeki organik bileşiklerin aerobik mikro organizmalar tarafından nihai biyolojik parçalanabilirliği
Football
(penalty) be given penaltı verilmek