giydirmek - Turkish English Dictionary
History

giydirmek



Meanings of "giydirmek" in English Turkish Dictionary : 37 result(s)

Turkish English
Common Usage
giydirmek clothe v.
General
giydirmek doll out v.
giydirmek invest v.
giydirmek don v.
giydirmek indue v.
giydirmek array v.
giydirmek abuse v.
giydirmek garb v.
giydirmek rebuke v.
giydirmek doll up v.
giydirmek dress v.
giydirmek coat v.
giydirmek vesture v.
giydirmek gird v.
giydirmek rig v.
giydirmek garment v.
giydirmek vest v.
giydirmek equip v.
giydirmek enrobe v.
giydirmek revet v.
giydirmek tog up v.
giydirmek rig out v.
giydirmek attire v.
giydirmek robe v.
giydirmek habilitate v.
giydirmek clothe v.
giydirmek tittivate v.
giydirmek dress up v.
giydirmek top-dress v.
giydirmek endue v.
giydirmek adight v.
giydirmek aguise v.
giydirmek aguize v.
Technical
giydirmek line
giydirmek surface
giydirmek clad
giydirmek cover

Meanings of "giydirmek" with other terms in English Turkish Dictionary : 40 result(s)

Turkish English
General
hüküm giydirmek pass sentence v.
resmi olarak giydirmek clothe formally v.
hüküm giydirmek sentence v.
külah giydirmek play a dirty trick on v.
cüppe giydirmek gown v.
üniforma giydirmek uniform v.
ayakkabı giydirmek shoe v.
taç giydirmek enthrone v.
şık giydirmek spruce v.
eldiven giydirmek glove v.
cüppe giydirmek vest v.
hüküm giydirmek pass sentence on v.
deli gömleği giydirmek straitjacket v.
taç giydirmek crown v.
zırh giydirmek arm v.
fanila giydirmek flannel v.
cüppe giydirmek frock v.
çizme giydirmek boot v.
kukuleta giydirmek hood v.
çelenk giydirmek garland v.
başlık giydirmek bonnet v.
taç giydirmek coronate v.
hüküm giydirmek convict v.
hüküm giydirmek adjudge v.
krala tacını giydirmek crown someone king v.
(çocuğu vb.) çok kalın giydirmek overdress v.
kat kat giydirmek overdress v.
kat kat giydirmek overclothe v.
(çocuğu vb) çok kalın giydirmek overclothe v.
birini çok şık giydirmek gussy someone up v.
bebeği giydirmek dress the baby v.
giydirmek (birini) dress v.
(birini) gösterişli giydirmek caparison v.
süslü at eyeri giydirmek caparison v.
Phrasals
giydirmek (giysi) put on
Idioms
ali'nin külahını veli'ye veli'nin külahını ali'ye giydirmek to rob peter to pay paul
şeytana külahı ters giydirmek play both ends against the middle
birine külah giydirmek sell someone a bill of goods
şeytana külahını ters giydirmek play both ends against the middle
Archaic
ayakkabı giydirmek calceate [old-fashioned]