through ... - Turkish English Dictionary

through ...

Meanings of "through ..." in Turkish English Dictionary : 1 result(s)

English Turkish
General
through … prep. marifetiyle

Meanings of "through ..." with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
come through v. üstesinden gelmek
through prep. başından sonuna kadar
through prep. yoluyla
through prep. vasıtası ile
through prep. aracılığıyla
through prep. üzerinden
through prep. yolu ile
through prep. kanalıyla
through prep. boyunca
General
through plane n. direkt uçak
through street n. transit yolu
through ticket n. aktarmasız bilet
through fare n. aktarmasız tarife
through train n. aktarmasız tren
through service n. aktarmasız sefer
through freight n. direkt nakliyat
one who speaks through his nose n. hımhım
through train n. ekspres tren
through traffic n. transit trafik
through our high quality service n. kaliteli hizmet anlayışımızla
through ticket n. aktarmasız
through ticket n. yolculuğun sonuna kadar geçerli bilet
walk through n. gidiş yolu
walk through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
follow-through n. devam
follow-through n. tamamlama
walk-through n. gidiş yolu
through-circulation drying n. derinlemesine dolaşımlı kurutma
walk-through n. bir evden taşınılırken ev sahibinin kiracıyla beraber yaptığı kontrol
through train n. direkt tren
through marriage n. evlilik yoluyla
through marriage n. evlilik aracılığıyla
through ticket n. yolculuğun sonuna kadar olan bilet
communicating through smoke signals n. dumanla haberleşme
journey through time n. zaman yolculuğu
journey through time n. zamanda yolculuk
through legal channels n. yasal kanallar vasıtasıyla
drive through n. arabaya servis
drive through n. araçlara yol üstü verilen yemek servisi
drive-through window n. arabaya servis penceresi
child through birth n. öz çocuk
child through birth n. öz evlat
travelling through time n. zaman yolculuğu
smile back through gritted teeth n. zorla/istemeden gülümsemek
travelling through time n. zamanda yolculuk
see-through n. transparan elbise
through-line n. istikrarlı unsur
through cold n. ayaz
through line n. istikrarlı unsur
through stone [scottish] n. yassı mezar taşı
run-through n. tekrar
run-through n. pratik
run-through n. prova
run-through n. anket
run-through n. kısa araştırma
run-through n. üstünkörü inceleme
run-through n. baştan savma özet
run-through [uk] n. izleyici çekim
run-through n. tek tekrar
run-through [uk] n. kaydırmalı çekim
run-through n. tek prova
run-through n. göz atma
run-through n. kısa özet
drive-through n. arabaya servis penceresi
drive-through delivery n. sonrasında annenin hastanede çok kısa süre kaldığı doğum
floor-through n. bütün bir katı kaplayan daire
follow through n. işi lafta bırakmayıp halletme
follow through n. söylediği şekilde gerekeni yapma
pull-through n. bir şeyin içinden geçirilen şey
pull-through n. namlu temizleme ipi
pull-through n. namlu temizleyici
see-through n. iç gösteren giysi
see-through n. transparanlık derecesi
push through n. tüfek deliğini temizleyen cihaz
pass-through n. iki oda arasındaki alan
pass-through n. geçilmesi gereken yer
pass-through n. mutfak ve salon arasındaki yer alan raflı bölüm
pass-through n. geçilen yer
pass-through n. mutfak servis penceresi
pass-through n. geçiş yolu
pass-through n. geçilebilir yol
pass-through n. giriş izni bulunan yol
pass-through n. kredi ile teminata bağlanmış menkul kıymet
pass-through n. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
pass-through n. artan maliyeti müşteriye yansıtma uygulaması
go through the mill v. feleğin çemberinden geçmek
get through v. onaylanmak
go through with v. planlanmış bir şeyi gerçekten yapmak
bring through v. korumak
bring in through v. taşımak
percolate through v. arasından sızmak
pull through v. yardım etmek
follow through v. harfi harfine yerine getirmek
plough through v. zorla ilerlemek
lie through one's teeth v. külliyen yalan söylemek
get through v. geçirmek (zor bir zamanı)
think through v. usa vurmak
get through to v. tur atlamak
stride through v. arşınlamak
rifle through v. karmakarışık etmek (bir şeyi ararken)
see something through v. bir işin sonunu getirmek
run through v. çabucak gözden geçirmek
sift through v. incelemek
bring in through pipes v. borularla taşımak
put something through v. bir yasa tasarısını meclisten geçirmek
go through v. sunmak
scuttle through v. aradan sıvışmak
get through to v. ulaşmak
put somebody through something v. tabi tutmak
see through v. destek olmak
pass through v. başından geçmek
worm through v. kıvrıla kıvrıla biryerden geçmek
pull through v. iyileşmek
get something through someone's head v. bir şeyi birine anlatmak
browse through v. göz gezdirmek
follow through v. sonunu getirmek (bir işin)
walk through v. inceleyerek gezmek
break through v. sökmek
flick through v. gözden geçirmek
go through the motions v. bir işi keyif almadan yapmak
worm one's way through v. kıvrıla kıvrıla biryerden geçmek
strike through v. çıkarmak
get through v. tüketmek
be halfway through v. yarısını bitirmiş olmak
put somebody through v. bağlamak
carry through v. bitirmek
muddle through v. bir işi düşe kalka yapmak
ride through the sky v. gökyüzünde dolaşmak
run through v. israf etmek
break through v. çıkmak
pay through the nose v. kazık yemek
go through v. gözden geçirmek
put through v. yapmak
go through with v. tamamlamak
put through v. telefonu bağlamak
run through v. içinden geçirmek
go through v. geçmek (tasarı/teklif vb meclisten)
bring somebody through v. kurtarmak
rake through v. dikkatle gözden geçirmek
go through v. ince eleyip sık dokumak
see a thing through v. bir işi başarmak
pass through v. arasından geçirmek
get wet through v. sırsıklam olmak
get wet through v. sucuk gibi ıslanmak
go through v. yapmak
get through v. zor bir durumu atlatmak
pass through one's mind v. aklından geçmek
percolate through v. arasından akmak
get through v. başarmak
flick through v. göz atmak