brush - Turco Inglés Diccionario

brush

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

brush — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /brʌʃ/ – BrE /brʌʃ/)
Categoría gramatical:
İsim: brush (brushes); Fiil: brush (brushes – brushed – brushing)

Significados de "brush" en diccionario turco inglés : 81 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
brush n. fırça
You can use a small brush to clean the air vents.
Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz.

More Sentences
brush v. fırçalamak
John brushed the dirt from his trousers.
John pantolonundaki kiri fırçaladı.

More Sentences
General
brush n. fırçalama
Give your dog a brush after blow-drying.
Köpeğinizi fönle kuruttuktan sonra fırçalama işlemini yapın.

More Sentences
brush n. fırça
You can use a small brush to clean the air vents.
Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz.

More Sentences
brush n. sürtünme
I felt the brush of his suit as he passed me.
Yanımdan geçerken takım elbisesinin sürtünmesini hissettim.

More Sentences
brush n. çalı
The land was full of rabbit brushes.
Arazi tavşan çalılarıyla doluydu.

More Sentences
brush n. fırça gibi kuyruk
The fox has a white-tipped brush.
Tilkinin beyaz uçlu, fırçayı andıran bir kuyruğu var.

More Sentences
brush n. kıl payı atlatma
The motorcyclist had a brush with death as he locked up the front wheel.
Motosikletçi ön tekerleği kilitlediğinde ölmekten kıl payı kurtuldu.

More Sentences
brush n. çalı çırpı
After the storm, the garden was full of brushes.
Fırtınanın bitiminde bahçe çalı çırpı demetleriyle doluydu.

More Sentences
brush v. değmek
Her arm brushed against mine.
Onun kolu benimkine değdi.

More Sentences
brush v. savmak
They brushed me off.
Beni başlarından savdılar.

More Sentences
brush v. sürtünmek
The tail of the kitten brushed my foot.
Yavru kedinin kuyruğu ayağıma sürtündü.

More Sentences
brush v. fırçalamak
John brushed the dirt from his trousers.
John pantolonundaki kiri fırçaladı.

More Sentences
brush v. temizlemek
Tom brushed the snow from his overcoat.
Tom mantosundan karı temizledi.

More Sentences
Technical
brush n. fırça
You can use a small brush to clean the air vents.
Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz.

More Sentences
brush v. fırçalamak
John brushed the dirt from his trousers.
John pantolonundaki kiri fırçaladı.

More Sentences
Computer
brush n. fırça
You can use a small brush to clean the air vents.
Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz.

More Sentences
Textile
brush n. fırça
You can use a small brush to clean the air vents.
Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz.

More Sentences
brush v. fırçalamak
John brushed the dirt from his trousers.
John pantolonundaki kiri fırçaladı.

More Sentences
Automotive
brush n. fırça
You can use a small brush to clean the air vents.
Havalandırma deliklerini temizlemek için küçük bir fırça kullanabilirsiniz.

More Sentences
Gastronomy
brush v. pasta fırçasıyla sürmek
Brush the egg yolk onto the dough.
Yumurta sarısını hamurun üzerine fırçayla sürün.

More Sentences
General
brush n. çalılık
brush n. hafif dokunuş
brush n. çatışma
brush n. ressam
brush n. fırça darbesi
brush n. fundalık
brush n. temas
brush n. çalı çırpı demeti
brush n. süpürür gibi yapılan el hareketi
brush n. geçerken hafifçe dokunma
brush n. sıyırma
brush n. kötü davranma
brush n. reddetme
brush n. tüylü tutam
brush n. tüylü püskül
brush n. diş fırçalama
brush n. saç tarama
brush n. anlaşmazlık
brush n. uyuşmazlık
brush n. dans ederken ayakla yapılan hafif bir tür vuruş
brush n. balede bir ayak hareketi
brush n. spontane yapılan kısa yarış
brush n. ucuz atlatma
brush n. çalı çırpı demeti
brush v. sıyırmak
brush v. hafifçe dokunmak
brush v. süpürmek
brush v. hafifçe değmek
brush v. hareket halindeyken itmek
brush v. (at) aşındıracak şekilde hafifçe dokunmak
brush v. görünmemek için yavaş yavaş hareket etmek
brush v. sıvışmak
brush v. (atı) kısa mesafede yüksek hıza çıkmaya zorlamak
brush v. acele etmek
brush v. sertçe reddetmek
brush v. fırçayla temizlemek
brush adj. fırçaya benzeyen
brush N. kısa temas
Technical
brush n. çalılık
brush n. iki eksenli kristale mikroskopla bakıldığında görülen koyu renkli fırça şeklinde alan
brush n. kajon fırça bageti
Computer
brush n. (3d video oyunlarında) dışbükey çokyüzlü
Electric
brush n. kollektör
brush n. saçak
brush n. saçaklı boşalım
Automotive
brush n. boya fırçası
brush n. kömür
Railway
brush n. kömür çubuğu
Botanic
brush n. şerbetçiotunun taze strobili
brush n. şerbetçiotunun dişi üreme organları
brush n. darının çiçeklenmesi
Agriculture
brush v. budanmış dalları asma ve bitki desteği olarak kullanmak
Geography
brush n. kolorado eyaletinde şehir
brush n. çalılık
brush n. çalılık arazi
brush n. az nüfuslu ormanlık ülke
brush n. ücra bölge
Music
brush n. kajon fırça bageti
Printery
brush v. kağıt yapımında lifleri pürüzlendirmek için dövmek
Slang
brush n. (kumarhanede) yer görevlisi

Significados de "brush" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
nail brush n. tırnak fırçası
brush footed butterfly n. fırça ayaklı kelebek
blower brush n. körüklü fırça
hair brush n. saç fırçası
brush wolf n. fırça kurdu
scrub brush n. tahta fırçası
brush kangaroo n. fırça kangurusu
bristle brush n. fırça
brush cleaning n. fırçalı temizleme
shaving brush n. tıraş fırçası
clothes brush n. elbise fırçası
scrubbing brush n. tahta fırçası
brush turkey n. fırça hindisi
cleaning brush n. temizleme fırçası
coarse brush n. kaba fırça
distemper brush n. suboyası fırçası
paint brush n. boya fırçası
brush mark n. fırça izi
brush-off n. tersleme
brush-off n. olumsuz yanıt
brush-wood n. çalılık
dandy-brush n. kaşağı
dandy-brush n. at fırçası
nail-brush n. tırnak fırçası
toilet brush n. banyo fırçası
toilet brush n. tuvalet fırçası
brush with greatness n. bir kişinin bir kereliğine ünlü kişilerle tanışması
brush pen n. fırça uçlu kalem
precision concealer brush n. ince kapatıcı fırça
precision concealer brush n. hassas kapatıcı fırça
vegetable brush n. sebze fırçası
fruit brush n. meyve fırçası
tooth brush with removable head n. üstü açılabilir kapaklı diş fırçası
buffer brush n. kabuki
eyelash brush n. kirpik fırçası
lash brush n. kirpik fırçası
pipe brush n. boru temizleme fırçası
cream blush brush n. krem allık fırçası
cup wire brush n. çanak tel fırça
brush holder n. fırçalık
foundation brush n. fondöten fırçası
dandy brush n. kaşağı
lip brush n. dudak fırçası
makeup brush n. makyaj fırçası
basting brush n. pasta fırçası
pastry brush n. pasta fırçası
bristle brush n. sert fırça
tooth brush with removable head n. çıkarılabilir başlıklı diş fırçası
wooden paint brush n. ahşap boya fırçası
long handled brush n. uzun saplı fırça
lavatory brush n. tuvalet fırçası
lavatory brush n. lavabo fırçası
bottle brush n. şişe temizleme fırçası
brush harrow n. tarak tırmık
brush cut n. saçın fırça gibi dik durduğu kısa saç kesimi
brush [australia] n. sık bir orman ve çalılık arazi
brush [obsolete] n. budanmış ağaç dalı
brush [obsolete] n. budanmış çalı parçası
brush fire n. çalı yangını
brush [obsolete] n. ışık demeti
brush fire n. küçük çaplı kriz
scrubbing-brush n. halı fırçası
crumb brush n. kırıntı toplama fırçası
crumb brush n. gırgır
stiff brush n. temizlik fırçası
brush off v. başından atmak
brush one's teeth v. dişlerini fırçalamak
brush aside v. önemsememek
brush up v. bilgiyi tazelemek
brush off v. fırça ile temizlemek
brush up on v. bilgiyi tazelemek
brush up v. tazelemek (bilgiyi)
brush up v. tazelemek
brush up v. fırçalamak
brush off v. savmak
brush aside v. aldırmamak
brush off v. tozunu almak
brush teeth v. diş fırçalamak
brush down v. üstünü fırçalamak
brush one's teeth v. diş fırçalamak
brush aside v. yabana atmak
brush out v. içini fırçalamak
enclose (a place) with a brush fence v. çit çekmek
brush one's teeth v. dişini fırçalamak
brush off the dirt v. kir çözmek
brush the teeth v. dişleri fırçalamak
brush up v. yenilemek
brush against v. -e sürtünmek
brush aside v. bir kenara itmek
brush [dialect] [uk] v. kırpmak
brush off v. göz ardı etmek
brush off v. dikkate almamak
brush up v. küçük kusurları ortadan kaldırarak düzeltmek
brush [dialect] [uk] v. kesmek
brush the dog v. fırça ile köpeği taramak
having a brush adj. fırçalı
brush footed adj. fırça ayaklı
broad-brush adj. yüzeysel
Phrasals
brush off v. başından atmak
brush off . v. atlatmak
brush up against v. hafifçe çarpmak
brush up against v. bir sorunla karşı karşıya kalmak
brush up against v. (hafifçe dokunmak
brush up v. bilgisini tazelemek
brush past v. yanında geçerken hafifçe dokunmak
brush up against v. yüz yüze gelmek
brush up v. yenilemek
brush past v. yanından geçerken sürtünmek
brush up v. hafızasını tazelemek
brush down v. fırça çekmek
brush down v. fırçalamak
brush down v. azarlamak
brush away v. fırçalamak
brush away v. fırçalayarak temizlemek/çıkarmak
brush by someone v. yanından hızla geçmek
brush past someone v. yanından hızla geçmek
brush (somebody) off v. kestirip atmak
brush away v. dikkate almamak
brush away v. fırçalayarak çıkarmak
brush up v. fırça ile boyamak
brush aside v. fırçayla vb. bir kenara itmek
brush up v. fırça ile temizlemek
brush away v. süpürüp atmak
brush aside v. süpürüp atmak
brush up v. fırça ile parlatmak
brush up v. temizlemek
brush back v. (saçı) arkaya doğru fırçalamak
brush back v. (saçı) arkaya doğru toplamak
brush back v. (saçı) arkaya doğru taramak
brush back v. beyzbolda topu vurucunun üstüne doğru atmak/atarak geriye kaçmaya zorlamak
brush back v. geriye doğru süpürmek
brush back v. geriye fırçalamak
brush back v. arkaya taramak
brush back v. fırça vb. ile geriye ittirmek
brush off v. aldırmamak
brush something off someone or something v. birinin/bir şeyin üstünden bir şeyi fırçalamak
brush over someone or something v. birinden/bir şeyden şöyle bir bahsetmek
brush someone off v. birini başından savmak
brush up (on something) v. (bilgisini) yenilemek
brush (up) against someone or something v. birine/bir şeye hafifçe dokunmak
brush someone off v. birini geri çevirmek
brush by (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) yanından hızla sürtünerek geçmek
brush against (someone or something) v. (birine/bir şeye) hafifçe dokunmak
brush something away (from something) v. bir şeyi (bir şeyden) fırçalayarak çıkarmak/temizlemek
brush something down v. bir şeyi fırçalayarak temizlemek
brush off v. göz ardı etmek
brush something away (from something) v. bir şeyi (bir şeyden) süpürmek
brush something up v. bilgisini yenilemek
brush something off someone or something v. birinin/bir şeyin üstünden bir şeyi fırçalayarak temizlemek
brush off v. silkelemek