bubble - Turco Inglés Diccionario

bubble

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bubble — Definition

Significado:
kabarcık, baloncuk, köpürmek
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈbʌbəl/ – BrE /ˈbʌbəl/)
Categoría gramatical:
İsim: bubble (bubbles); Fiil: bubble (bubbles – bubbled – bubbling)

Significados de "bubble" en diccionario turco inglés : 90 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bubble n. kabarcık
The bubbles in the steel can cause weaknesses.
Çelikteki kabarcıklar zayıflıklara neden olabilir.

More Sentences
bubble v. fokurdamak
The anger is still bubbling inside his heart.
Öfke hala kalbinde fokurduyor.

More Sentences
bubble v. fokurdatmak
General
bubble n. kabarcık
The bubbles in the steel can cause weaknesses.
Çelikteki kabarcıklar zayıflıklara neden olabilir.

More Sentences
bubble n. spekülatif balon
The chip shortage caused a bubble in the automotive sector.
Çip kıtlığı otomotiv sektöründe spekülatif balonlara neden olmuştur.

More Sentences
bubble n. (çizimde) konuşma balonu
All of the dialogues in this cartoon are given in bubbles.
Bu çizgi filmdeki tüm diyaloglar konuşma balonları şeklinde verilmiştir.

More Sentences
bubble v. kabarcıklar çıkarmak
Scramble the egg until it bubbles.
Yumurtayı kabarcıklar çıkana kadar çırpın.

More Sentences
bubble v. fokur fokur kaynamak
The soup was bubbling away.
Çorba fokur fokur kaynıyordu.

More Sentences
bubble v. yerinde duramamak
The boy was bubbling over with excitement as it was his birthday.
Çocuk doğum günü olduğu için heyecandan yerinde duramıyordu.

More Sentences
bubble v. fokurdamak
The anger is still bubbling inside his heart.
Öfke hala kalbinde fokurduyor.

More Sentences
Technical
bubble n. baloncuk
Add some sugar when you see the bubbles.
Baloncukları gördüğünüzde biraz şeker ekleyin.

More Sentences
bubble n. kabarcık
The bubbles in the steel can cause weaknesses.
Çelikteki kabarcıklar zayıflıklara neden olabilir.

More Sentences
Computer
bubble n. kabarcık
The bubbles in the steel can cause weaknesses.
Çelikteki kabarcıklar zayıflıklara neden olabilir.

More Sentences
Automotive
bubble n. baloncuk
Add some sugar when you see the bubbles.
Baloncukları gördüğünüzde biraz şeker ekleyin.

More Sentences
Biochemistry
bubble n. balon
A substantial number of redundancies are due to take place in the new economy following the bursting of the IT bubble.
Bilişim balonunun patlamasının ardından yeni ekonomide önemli sayıda işten çıkarma gerçekleşecektir.

More Sentences
General
bubble n. gösteriş
bubble n. kaynama
bubble n. hayali şey
bubble n. hayal
bubble n. kaynayış
bubble n. domur
bubble n. boş iş
bubble n. hava kabarcığı
bubble n. baloncuk sesi
bubble n. hafif şey
bubble n. köpüren şey
bubble n. güvenilmez plan
bubble n. güvenilmez iş
bubble n. aldatıcı plan
bubble n. aldatıcı spekülasyon
bubble n. ambiyans
bubble n. ortam
bubble n. korunan alan
bubble n. istisnai alan
bubble n. birinin yetki alanına giren korunabilir alan
bubble n. trendlerde meydana gelen ani ve geçici değişiklik
bubble n. hava baloncuğu
bubble n. (borsa vb.) aldatıcı spekülasyon
bubble v. fıkırdamak
bubble v. kaynamak
bubble v. köpürmek
bubble v. kabarcıklar yapmak
bubble v. lıkırdamak
bubble v. kaynatmak
bubble v. patlamak
bubble v. ön plana çıkmak
bubble v. engellenemez şekilde hareket etmek
bubble v. duygularını gizlemeden hareket etmek
bubble v. heyecanla dolup taşmak
bubble v. geğirmek
bubble v. kafası karışık olmak
bubble v. duyguları allak bullak olmak
bubble v. çağlayarak akmak
bubble v. köpüren suyu anımsatmak
bubble v. (ses, konuşma) çağlamak
bubble v. (bir şeyi) ağzının içinde boğuk söylemek
bubble v. (bebeği) geğirtmek
bubble v. fokurdatmak
bubble v. baloncuk üretmek
bubble v. içi içine sığmamak
bubble v. (duygu) taptaze olmak
bubble adj. birden fazla sınıfta incelenebilen
bubble adj. sınırda olan
Trade/Economic
bubble n. aniden çökebilecek durumdaki gelişen ekonomi
Law
bubble n. dolandırıcılık amacıyla yapılmış plan
Technical
bubble n. gaz kabarcığı
bubble n. habbe
bubble n. hava kabarcığı
bubble n. köpürme
bubble n. köpük
bubble n. su terazisi seviye göstergesi
Architecture
bubble n. şeffaf kubbe
bubble n. koruyucu kılıf
Automotive
bubble n. sabun köpüğü
Aeronautic
bubble n. şeffaf uçak kokpit kanopisi
Psychology
bubble n. bireyin mevcut düşüncelerinin benzer görüşlü bireylerle etkileşimle güçlendirildiği bilişsel veya psikolojik tecrit bölgesi
Gastronomy
bubble n. köpük
Physics
bubble n. manyetik kabarcık
Marine Biology
bubble n. arttan solungaçlılar takımına ait çeşitli karındanbacaklı deniz yumuşakçalarına verilen ad
bubble n. physa veya benzeri cinsten olan tatlı su salyangozu
Social Sciences
bubble n. birbirleriyle sosyalleşen insan grubu
bubble n. bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemek için yalnızca kendi aralarında sosyalleşen küçük insan grubu
Archaic
bubble n. saf
bubble n. enayi
bubble n. keriz
bubble v. aldatmak
bubble v. kandırmak
Slang
bubble n. yunanlı kimse
British Slang
bubble v. ihbar etmek
bubble v. ispiyonlamak

Significados de "bubble" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
bubble point n. kabarcık noktası
bubble bath n. köpük banyosu
bubble blower n. köpük balon aleti
hubble bubble n. nargile
magnetic bubble memory n. manyetik kabarcık bellek
honey bubble n. bal köpüğü
bubble gum n. balonlu sakız
hubble-bubble n. gürültü
hubble-bubble n. nargile
bubble gum n. balonlu ciklet
smoke hubble-bubble n. nargile içmek
tech bubble period n. teknolojik köpük dönemi
speech bubble n. konuşma balonu
soap bubble n. sabun balonu
soap bubble n. sabun baloncuğu
bubble machine n. köpük makinesi
internet bubble n. internet balonu
bubble diagram n. düşünceleri/fikirleri baloncuklar yardımı ile kağıda dökme yolu
bubble gum n. ciklet
bubble blower n. baloncuk makinesi
bubble plastic n. kabarcıklı veya baloncuklu plastik
bubble tea n. inci çayı
foam bubble n. köpük balonu
thought bubble n. düşünce balonu
bubble [scotland] n. sümük
bubble dance n. baloncuk dansı
bubble bath n. banyo köpüğü
hubble-bubble n. fokurtu
hubble-bubble n. kargaşa
hubble-bubble n. içinde ağızlık görevi gören bir deliğin bulunduğu hindistan cevizine takılmış kaseden oluşan iptidai bir nargile
hubble-bubble n. şamata
hubble-bubble n. gargara sesi
hubble-bubble n. olayın heyecanı
local bubble n. yerel kabarcık
soap bubble n. kalıcılığı olmayan şey
soap bubble n. sabun köpüğü gibi geçici durum
prick the bubble v. foyasını çıkarmak
bubble noisily v. fokurdamak
prick the bubble v. boşa çıkarmak
bubble up v. fokurdamak
bubble up v. kaynamak
bubble over v. coşmak
bubble dance v. bulaşık yıkamak
produce bubble v. hava kabarcığı oluşturmak
take a hot bubble bath v. sıcak köpük banyosu yapmak
bubble [scotland] v. zırlamak
bubble [scotland] v. ağlayıp sızlanmak
bubble [dialect] [scotland/uk] v. ağlamak
Phrasals
bubble up v. (aniden) ortaya çıkmak
bubble under v. yavaş yavaş büyümek
bubble up v. fark ettirmeden güçlenmek/yoğunlaşmak/artmak
bubble under v. fark ettirmeden büyümek
bubble up v. git gide güçlenmek/yoğunlaşmak/artmak
bubble up (through something) v. (bir şeyin) arasından sızmak/çıkmak
bubble up v. yavaş yavaş güçlenmek/yoğunlaşmak/artmak
bubble up (through something) v. (bir şeyden) sızmak
bubble up v. (sıvı) kaçak yapmak
bubble up v. sızmak
bubble up v. alttan alta güçlenmek/yoğunlaşmak/artmak
bubble up v. (sıvı) çıkmak
bubble under v. git gide büyümek
bubble under v. alttan alta büyümek
bubble under v. içten içe büyümek
bubble up (through something) v. (bir şeyin arasından/bir şeyden) kaçak yapmak (sıvı)
bubble up v. içten içe güçlenmek/yoğunlaşmak/artmak
bubble under v. geri planda kalmak
bubble under v. yüzeyin altında kalmaya devam etmek
bubble under v. belirli bir seviyenin hemen altında kalmak
Idioms
the bubble bursts n. güzel günlerin geride kalması
the bubble bursts n. balonun sönmesi/patlaması
the bubble bursts n. bir rüyanın/furyanın bitmesi
the bubble bursts n. güzel günlerin/bahar havasının bitmesi
burst like a bubble v. sabun köpüğü gibi sönmek
prick the bubble v. foyasını meydana çıkarmak
burst the bubble v. foyasını meydana çıkarmak
burst someone's bubble v. umutlarını köreltmek
burst somebody's bubble v. hayallerini yıkmak
burst somebody's bubble v. uykudan uyandırmak
burst somebody's bubble v. umutlarını köreltmek
burst the bubble of somebody v. umutlarını köreltmek
burst the bubble of somebody v. hayallerini yıkmak
bubble over v. kaynayıp taşmak
burst the bubble of somebody v. uykudan uyandırmak
burst someone's bubble v. hayallerini yıkmak
bubble over v. neşe dolu olmak
burst someone's bubble v. uykudan uyandırmak
burst the bubble v. hayallerini yıkmak
pop (one's) bubble v. hevesini kursağında bırakmak
pop the bubble of (someone) v. hayallerini yıkmak
pop (one's) bubble v. hevesini söndürmek
pop (one's) bubble v. düş kırıklığına uğratmak
pop (one's) bubble v. hayallerini yıkmak
pop the bubble of (someone) v. umudunu köreltmek
pop (one's) bubble v. umudunu kırmak
pop the bubble of (someone) v. umudunu kırmak
pop the bubble of (someone) v. umudunu boşa çıkarmak
pop (one's) bubble v. umudunu boşa çıkarmak
pop (one's) bubble v. umudunu köreltmek
pop (one's) bubble v. keyfini bozmak/kaçırmak
pop the bubble of (someone) v. düş kırıklığına uğratmak
pop the bubble of (someone) v. hevesini kursağında bırakmak
pop the bubble of (someone) v. hevesini söndürmek
pop the bubble of (someone) v. keyfini bozmak/kaçırmak
pop the bubble of (someone) v. hevesini kırmak
pop (one's) bubble v. hevesini kırmak
pop (one's) bubble v. hevesini kırmak
pop (one's) bubble v. umutlarını suya düşürmek
pop (one's) bubble v. hayallerini yıkmak
pop (one's) bubble v. balonunu patlatmak
pop (one's) bubble v. hayallerini yerle bir etmek
pop (one's) bubble v. balonunu söndürmek
burst bubble v. hayallerini/umutlarını yıkmak
burst the bubble of (someone) v. (birini) gerçeğe döndürmek
burst the bubble of (someone) v. (birini) rüyasından/hayallerinden uyandırmak
burst the bubble of (someone) v. (birinin) hayallerini/umutlarını yıkmak
burst bubble v. foyasını meydana çıkarmak
live in a bubble v. fanusta yaşamak
half a bubble off plumb expr. çılgın
half a bubble off plumb expr. kaçık
half a bubble off plumb expr. bir tahtası eksik
half a bubble off plumb expr. deli
on the bubble expr. uçta/eşikte
on the bubble expr. muallak
on the bubble expr. belirsiz
Trade/Economic
bubble concept n. bir çevre kirlenmesi denetim planı
financial bubble n. finansal şişkinlik
bubble company n. dolandırıcı şirket
asset bubble economy n. aktif-balon ekonomi
bubble pack n. köpüklü ambalaj
price bubble n. fiyat balonu
financial bubble n. finansal balon
property bubble n. emlak balonu
real estate bubble n. konut balonu
housing bubble n. konut balonu
housing bubble n. emlak balonu
real estate bubble n. emlak balonu
property bubble n. konut balonu
asset bubble n. varlık balonu
Law
bubble company n. balon şirket
Technical
bubble gauge n. gaz kabarcık ölçeri
bubble flow n. hava kabarcıklarının akışı
bubble sort n. kabarcık sıralama
air bubble n. hava kabarcığı
bubble film n. kabarcık filmi
bubble test method n. kabarcık deney metodu
bubble memory n. köpük bellek
bubble level n. su terazisi
bubble sextant n. hava kabarcıklı sekstant
bubble test n. kabarcık deneyi
bubble chamber n. kabarcık odası