Absolute - Turco Inglés Diccionario

Absolute

Significados de "Absolute" en diccionario turco inglés : 59 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
absolute adj. tam
absolute adj. mutlak
absolute adj. salt
General
absolute n. kusursuzluk
absolute n. mükemmeliyet
absolute n. mutlak şey
absolute n. nihai gerçeklik
absolute n. gerçekliğin nihai temeli
absolute n. her türlü kısıtlama veya koşuldan arınmış şey
absolute n. tam bağımsız şey
absolute n. mükemmel veya eksiksiz şey
absolute n. gerçeklik
absolute n. mutlak şey
absolute adj. kamil
absolute adj. nihayetsiz
absolute adj. tüm
absolute adj. sade
absolute adj. mücerret
absolute adj. sonsuz
absolute adj. kati
absolute adj. katışıksız
absolute adj. kayıtsız şartsız
absolute adj. sınırsız
absolute adj. eksiksiz
absolute adj. saf
absolute adj. düzey
absolute adj. halis
absolute adj. muhakkak
absolute adj. kesin
absolute adj. mutlak
absolute adj. katıksız
absolute adj. hakiki
absolute adj. gerçek
absolute adj. kusursuz
absolute adj. mükemmel
absolute adj. katkısız
absolute adj. sonuna kadar
Law
absolute n. işaretine bakmaksızın
absolute adj. kesin
absolute adj. mutlak
absolute adj. muhakkak
absolute adj. şartsız
Technical
absolute n. absolit
absolute adj. kesin
absolute adj. mutlak
absolute adj. salt
absolute adj. susuz
absolute adj. tam
Construction
absolute n. mutlak
Medical
absolute n. absolut
Math
absolute adj. değişkensiz
absolute adj. sabit değer
Physics
absolute adj. atmosfer basıncı ile ilgisi olmayan basınç ölçümü
Chemistry
absolute adj. mutlak
Linguistics
absolute adj. yalın
Philosophy
absolute adj. göreli olmayan
absolute adj. koşulsuz
absolute adj. saltık
Meteorology
absolute adj. mutlak

Significados de "Absolute" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
absolute liability n. mutlak sorumluluk
absolute majority n. salt çoğunluk
absolute majority n. mutlak çoğunluk
absolute precision n. kesinlik
absolute nullity n. yasal bakımdan tümden geçersiz olma
absolute reality n. mutlak gerçeklik
supporter of absolute rule n. diktacı
absolute precision n. mutlak kesinlik
absolute magnitude n. mutlak büyüklük
absolute nullity n. mutlak butlan
absolute humidity n. salt nem
absolute precision n. birimlerle ifade olunan doğruluk
absolute price n. mutlak fiyat
absolute satisfaction n. mutlak memnuniyet
absolute knowledge n. mutlak bilgi
absolute authority n. mutlak otorite
absolute value n. salt değer
absolute humidity n. mutlak nem
absolute humidity n. saltık nem
absolute attention n. tam dikkat
the absolute n. kesinlik
the absolute will of god n. irade-i külliye
the absolute will of good n. irade-i ilahiye
absolute dependence n. mutlak bağlılık
absolute confidence n. sonsuz güven
the absolute amount of n. tamı tamına miktarı
the absolute amount of n. tam miktarı
the absolute amount of n. tamamı
absolute ruler n. mutlak hakim
absolute ruler of the universe n. evrenin mutlak hakimi
absolute objectivity n. mutlak tarafsızlık
absolute objectivity n. mutlak nesnellik
absolute beginner n. sıfırdan başlayan
absolute beginner n. tamamen yeni başlayan
absolute punctuality n. mutlak dakiklik
absolute punctuality n. mutlak/tam dakiklik
absolute quarantine n. tecrit
absolute alcohol n. saf ispirto
absolute quarantine n. karantina
absolute fact n. salt gerçek
absolute nonsense n. saçmalığın dik alası
absolute statement n. kesin açıklama
absolute term n. mutlak terim
absolute judgment/decision n. kesin yargı
absolute time n. mutlak zaman
absolute time n. yerel standartlardan bağımsız zaman
ensure absolute customer satisfaction v. tam müşteri memnuniyeti sağlamak
be absolute v. kesin olmak
have absolute confidence in something v. birşeye güveni tam olmak
absolute and relative adj. mutlak ve nispi
absolute and unconditional adj. mutlak ve koşulsuz
in an absolute manner adv. mutlak surette
in absolute privacy adv. tamamen mahrem olarak
in absolute privacy adv. tamamen aralarında kalmak üzere
in absolute privacy adv. sır olarak
at our absolute discretion adv. mutlak takdir hakkımızla
at our absolute discretion adv. mutlak yetkimizle
in absolute terms adv. mutlak verilere göre
in absolute terms adv. mutlak veriler ışığında
Phrases
absolute discretion is essential expr. mutlak gizlilik esastır
Proverb
power corrupts absolute power corrupts absolutely mutlak güç muhakkak yozlaşır
power corrupts absolute power corrupts absolutely mutlak güç yolsuzluk getirir
absolute power corrupts absolutely mutlak güç muhakkak yozlaşır
absolute power corrupts absolutely mutlak güç yolsuzluk getirir
absolute power corrupts absolutely mutlak güç mutlaka insanı bozar
absolute power corrupts absolutely mutlak güç önünde sonunda insanı bozar
power corrupts, and absolute power corrupts absolutely mutlak güç mutlaka insanı bozar
power corrupts, and absolute power corrupts absolutely mutlak güç muhakkak yozlaşır
power corrupts, and absolute power corrupts absolutely mutlak güç önünde sonunda insanı bozar
power corrupts, and absolute power corrupts absolutely mutlak güç yolsuzluk getirir
Colloquial
absolute must n. olmazsa olmaz
be the (absolute) limit [old-fashioned] v. eziyet olmak
be the (absolute) limit [old-fashioned] v. sinir bozucu biri/bir şey olmak
be the (absolute) limit [old-fashioned] v. dayanılmaz/çekilmez biri/bir şey olmak
be the (absolute) limit [old-fashioned] v. çok can sıkıcı biri/bir şey olmak
be the (absolute) limit [old-fashioned] v. haddini aşan biri/bir şey olmak
be the (absolute) limit [old-fashioned] v. eziyet verici biri/bir şey olmak
Idioms
be the (absolute) limit v. burasına kadar getirmek
be the (absolute) limit v. haddi aşmak
be the (absolute) limit v. sınırları zorlamak
be the (absolute) limit v. dayanılmaz/çekilmez noktada olmak
the (absolute) limit expr. burasına kadar getiren
the (absolute) limit expr. dayanılmaz/çekilmez noktada olan
the (absolute) limit expr. sınırları zorlayan
the (absolute) limit expr. haddi aşan
Speaking
she's an absolute knockout. n. bir içim su
Trade/Economic
absolute frequency n. üretimini düşük maliyetle gerçekleştirebilmesi
absolute poverty n. mutlak yoksulluk
absolute purchasing power parity n. denge döviz kurunun iki ülkenin fiyat indeksleri oranına eşit olduğunu varsayan hipotez
absolute share n. mutlak pay
absolute price n. bir malın fiyatının toplam para miktarı biçiminde tanımlanması
absolute priority rule n. mutlak öncelik kuralı
theory of absolute advantage n. mutlak üstünlükler teorisi
absolute frequency n. mutlak sıklık
theory of absolute advantages n. mutlak üstünlükler teorisi
absolute frequency n. bir ülkenin aynı kaynak miktarını kullanarak bir maldan diğer ülkeye göre daha fazla miktarda üretim yapabilmesi
absolute product failure n. mutlak ürün başarısızlığı
absolute poverty n. kişi başına gelirin ancak temel ihtiyaç maddelerinin karşılanmasına yetecek bir düzeyin bile altına düşmesi durumu
absolute purchasing power parity n. mutlak satınalma gücü paritesi
absolute measuring error n. mutlak hata
absolute value n. mutlak değer
absolute customer satisfaction n. tam müşteri memnuniyeti
absolute customer satisfaction n. mutlak müşteri memnuniyeti
absolute interest n. mutlak hak
absolute cost difference n. mutlak maliyet farkı
absolute income hypothesis n. mutlak gelir hipotezi
absolute advantage n. mutlak üstünlük
absolute majority n. mutlak çoğunluk
absolute acceptance n. şartsız kabul
absolute title n. mutlak mülkiyet hakkı
absolute monopoly n. mutlak tekel
absolute right n. mutlak hak
absolute liquidity n. mutlak likidite
absolute ownership n. mutlak mülkiyet
absolute advantage n. mutlak avantaj
absolute assignment n. alacağın devir ve temliki
absolute assignment n. hakkın devir ve temliki
absolute bill of sale n. bir malın teslimsiz satışını temin eden satış senedi
absolute price n. mutlak fiyat
absolute surplus value n. mutlak artı değer
absolute surplus value n. mutlak artık değer
absolute rights n. mutlak haklar
absolute-return fund n. mutlak getirili fon
absolute return n. mutlak getiri
absolute advantage n. mutlak üstünlük
absolute-return adj. mutlak getirili
Law
absolute liability n. mutlak mesuliyet
absolute total loss n. mutlak tam ziyan
absolute nullity n. mutlak butlan
absolute right n. mutlak hak
absolute majority n. mutlak ekseriyet
absolute liability n. kusursuz mesuliyet
absolute majority n. mutlak çoğunluk
absolute total loss n. geminin bütünü ile zarar görmesi durumu
bail absolute n. terekeyi idare memuru
bail absolute n. vasi
bail absolute n. kayyım gibi şahısların sorumluluklarına kefalet eden kefil
absolute order n. son karar
absolute discretion n. ihtiyat
absolute rule n. son karar
absolute order n. nihai karar
absolute conveyance n. şartsız veya mutlak temlik
absolute value n. mutlak değer
absolute liability n. mutlak sorumluluk
absolute interest n. tam ve sınırsız mülkiyet
absolute owner n. asli zilyet
grounds for absolute nullity n. mutlak butlan sebepleri
absolute rule n. nihai karar
absolute estate n. vaktinden önce feshi mümkün olmayan yararlanma hakkı
absolute disability n. tam ehliyetsizlik