Gut - Turco Inglés Diccionario

Gut

Significados de "Gut" en diccionario turco inglés : 58 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
gut n. bağırsak
General
gut n. şerit
gut n. geçit
gut n. kiriş
gut n. misina
gut n. yağma etme
gut n. dar geçit
gut n. mide
gut n. boğaz
gut n. hayvan bağırsağından yapılan sert tel
gut n. embriyonik sindirim borusu
gut n. hayvan bağırsağından yapılan sert tel
gut n. (klasik) gitar teli
gut v. içini çıkarmak
gut v. temizlemek
gut v. içini tahrip etmek
gut v. bağırsaklarını çıkarmak
gut v. içini temizlemek
gut v. (daire vs) içini yakmak/tahrip etmek
gut v. içini boşaltmak
gut v. (kitabın) önemli bölümlerini çıkarmak
gut v. temelini yok etmek
gut v. (aşındırarak) delikler oluşturmak
gut v. (makalenin) özetini çıkarmak
gut v. yakıp kül etmek
gut v. tahrip etmek
gut v. önemli bölümlerini çıkarmak
gut adj. coşkulu
gut adj. içten
gut adj. ateşli
gut adj. önemli
gut adj. ciddi
gut adj. içgüdüsel
gut adj. içten gelen
gut adj. güçlü etkisi olan
gut adj. doğrudan sonucu olan
gut adj. hayvan bağırsağından yapılmış
gut N. içgüdü
Colloquial
gut n. cesaret
gut n. kolay ders
gut n. göbek
gut adj. temel
gut adj. hayati
gut adj. esas
gut adj. ana
gut adj. kolay
Automotive
gut v. hafifletmek
gut v. otomobilin içini boşaltmak
gut v. susturucuyu boşaltmak
gut v. soymak
Marine
gut n. dar geçit ya da su hareketiyle oluşan kanal
Medical
gut n. bağırsak
Biochemistry
gut n. koza yapmaya hazırlanan ipek böceklerinden elde edilen sıvı ipek kesesi
Apiculture
gut n. sindirim kanalı
Sport
gut n. oyun sahalarının orta ve boylamasına kısmı
gut n. oyun sahalarının orta ve boylamasına kısmında oynayanlar
Slang
gut n. derinden gelen his
gut n. içgüdüsel tepki

Significados de "Gut" en diccionario inglés turco : 4 resultado(s)

Turco Inglés
General
gut podagra n.
gut gout n.
gut goutiness n.
Medical
gut gout n.

Significados de "Gut" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
gut feeling n. içgüdüsel duygu
blind gut n. körbağırsak
beer gut n. bira göbeği
gut instinct n. içinden gelen his
gut instinct n. iç sezi
gut instinct n. içgüdü
gut wall n. bağırsak duvarı
gut punch n. mideye atılan yumruk
gully gut [obsolete] n. obur
gully gut [obsolete] n. açgözlü
gut check [us] n. cesaret, karakter veya kararlılık testi
gut issue n. güçlü duygusal tepkilere neden olan konu
gut reaction n. içsel tepki
gut out v. içini boşaltma sürecinde çıkarmak
gut out v. söndürmek
gut out v. oluk açıp dışarı çıkmak
gut-wrenching adj. yürek burkucu
gut-wrenching adj. yürek burkan
gut-wrenching adj. içler acısı
gut-wrenching adj. yürek sızlatan
gut-churning adj. korkunç
gut-wrenching adj. katlanması zor
gut-wrenching adj. iğrenç
gut-churning adj. iğrenç
gut-churning adj. sinir bozucu
gut-wrenching adj. mide bulandırıcı
gut-wrenching adj. yürek parçalayıcı
gut-wrenching adj. sarsıcı
gut-wrenchingly adv. yürek burkarak
gut-wrenchingly adv. yürekleri sızlatarak
Phrasals
gut out v. dişini sıkmak
gut out v. göğüs germek
gut out v. dayanmak
gut out v. katlanmak
Phrases
my gut tells me expr. içimden bir ses diyor ki
my gut tells me that expr. içimden bir ses diyor ki
Colloquial
gut call n. düşünceler yerine hislere dayanan karar
gut factor n. bir kararı etkileyen öznel ve duygusal unsur
gut-bucket n. metal leğenden/kaptan yapılan ve folk müzikte kullanılan yaylı bir çalgı
gut-bucket n. doğaçlama/içinden geldiği gibi söylenen caz veya blues
gut check n. durup gözden geçirme
gut check n. şapkayı önüne koyup düşünme
gut check n. durup düşünme
gut truck n. seyyar mutfak
gut truck n. arkasında kurulan mutfakta yiyecek yapıp satılan araç
bust a gut v. göbeğini çatlatmak
gut-busting adj. göbek eriten
gut-busting adj. karın bölgesine yönelik
gut-busting adj. (iş) zor
gut-busting adj. insanın bağırsaklarını/midesini bozan
gut-busting adj. insanın belini kıran
gut-busting adj. (iş) yorucu
gut-busting adj. karnı yok etmeye yönelik
gut-busting adj. (iş) zorlu
gut-busting adj. (iş) ağır
gut-busting adj. göbek eritmeye yönelik
gut-foundered [obsolete] adj. midesi kazınan
gut-foundered [obsolete] adj. çok aç
gut-foundered [obsolete] adj. kurt gibi aç
Idioms
gut response n. içimden bir ses
gut reaction n. içimden bir ses
a gut feeling n. içinden bir ses
a gut reaction n. içten gelen tepki
a gut feeling n. bir his
a gut feeling n. bir önsezi
a gut reaction n. içgüdüsel reaksiyon/tepki
a gut feeling n. içgüdüsel bir duygu
gut reaction (to something) n. (bir şeye karşı) o anda verilen cevap/tepki
gut reaction to (something) n. (bir şeye) karşı içten gelen tepki
gut reaction to (something) n. (bir şeye) verilen içgüdüsel reaksiyon/tepki
gut reaction (to something) n. (bir şeye karşı) düşünmeden/anında verilen tepki/cevap
gut reaction (to something) n. (bir şeye karşı) anlık verilen cevap/tepki
jumble-gut lane [obsolete] n. yamru yumru yol
jumble-gut lane [obsolete] n. inişli çıkışlı yol
jumble-gut lane [obsolete] n. engebeli/bozuk yol
jumble-gut lane [obsolete] n. eğri büğrü yol
jumble-gut lane [obsolete] n. tümsekli çukurlu yol
bust a gut v. tüm yolları denemek
bust a gut v. elinden geleni yapmak
bust a gut v. çok çaba harcamak
bust a gut v. çok çalışmak
bust a gut v. büyük güç harcamak
bust a gut v. bütün gücünü harcamak
go with one's gut v. içgüdüleriyle hareket etmek
go with one's gut v. içindeki sese kulak vermek
go with gut v. önsezilerine güvenmek
go with gut v. önsezileriyle hareket etmek
gut it out v. göğüs germek
gut it out v. dişini sıkmak
gut feeling expr. içimden bir ses
Speaking
my gut tells me expr. içimden bir ses
my gut tells me that expr. içimden bir ses
what does your gut tell you? expr. içgüdülerin ne diyor?
Industry
silkworm gut n. ipek böceklerinin ipçik üreten bezlerinden elde edilen ve olta ipi yapımında kullanılan madde
Medical
gut associated lymphoid tissue n. bağırsakla ilişkili lenfoid doku
blind gut n. körbağırsak
gut-associated lymphoid tissue n. bağırsakla ilişkili lenfoid doku
galt (gut-associated lymphoid tissue) n. bağırsak ile ilişkili lenfoid doku
leaky gut syndrome n. sızıntılı bağırsak sendromu
gut flora n. bağırsak florası
gut-brain axis n. bağırsak-beyin ekseni
leaky gut n. geçirgen bağırsak sendromu
gut lumen n. bağırsak lümeni
gut microbiota n. bağırsak florası
Pathology
gut-rot n. mide bozulması
gut-rot n. mide fesadı
Gastronomy
gut-rot n. kötü içki
gut-rot n. kalitesiz yiyecek
Physics
gut (grand unified theory) abrev. büyük birleşik kuram
gut (grand unification theory) abrev. büyük birleşim kuramı
Biology
gut bacteria n. bağırsak bakterileri
Music
gut string guitar n. klasik gitar
Slang
a gut-bucket n. yağ tulumu
gut buster n. çok komik espiri
blubber gut n. tombik
blubber gut n. duba
blubber gut n. fıçı
blubber gut n. tombalak
blubber gut n. şişko
blubber gut n. yağ tulumu
gut-bucket n. bok çuvalı
gut-bucket n. fıçı
gut-bucket n. götlü göbekli
gut-bucket n. bidon
gut-bucket n. yağ tulumu
gut-bucket n. dobişko
gut-bucket n. şişko
greedy-gut n. obur
gut course n. kolay ders
gut course n. geçmesi kolay ders
gut class n. eften püften ders
gut class n. basit ders
gut course n. okuldaki kolay bir ders
gut course n. basit ders
gut class n. geçmesi kolay ders
gut course n. kolay ders
gut course n. eften püften ders
gut class n. kolay ders
gut class n. okuldaki kolay bir ders
bust a gut v. kahkahalara boğulmak
split a gut v. kahkahalara boğulmak
bust a gut v. kıçını yırtmak
bust a gut laughing v. kahkahayı basmak
bust a gut v. kahkahayı basmak
split a gut v. kahkahayı basmak
bust a gut laughing v. kahkahalara boğulmak
split a gut v. kıçını yırtmak
bust a gut v. çileden çıkmak
bust (one's) gut v. çok çabalamak
bust a gut (to do something) v. (bir şey yapmak için) çok çabalamak