katlanmak - Turco Inglés Diccionario

katlanmak

Significados de "katlanmak" en diccionario inglés turco : 87 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
katlanmak put up with v.
I therefore hope that we can modernise Parliament without having to put up with these disadvantages.
Bu nedenle, Parlamentoyu bu dezavantajlara katlanmak zorunda kalmadan modernleştirebileceğimizi umuyorum.

More Sentences
katlanmak stand v.
I can't stand people like that.
Böyle insanlara katlanamıyorum.

More Sentences
katlanmak bear v.
I can't bear the thought of losing you.
Seni kaybetme düşüncesine katlanamıyorum.

More Sentences
katlanmak endure v.
He couldn't endure the thought of losing her.
Onu kaybetme düşüncesine katlanamıyordu.

More Sentences
katlanmak abide v.
I can't abide that noise.
O kadar gürültüye katlanamam.

More Sentences
General
katlanmak endure v.
He couldn't endure the thought of losing her.
Onu kaybetme düşüncesine katlanamıyordu.

More Sentences
katlanmak go through v.
I will go through that trouble again.
O belaya tekrar katlanacağım.

More Sentences
katlanmak take v.
The agricultural industry cannot take any more of this.
Tarım sektörü buna daha fazla katlanamaz.

More Sentences
katlanmak accept v.
And there are those who dare not tell the truth and accept the consequences.
Ve gerçeği söylemeye ve sonuçlarına katlanmaya cesaret edemeyenler var.

More Sentences
katlanmak suffer v.
We can not suffer violence.
Biz şiddete katlanamayız.

More Sentences
katlanmak tolerate v.
I couldn't tolerate the stress of this work.
Ben bu işin stresine katlanamadım.

More Sentences
katlanmak fold v.
The bed folds into the wall.
Yatak duvarın içine doğru katlanıyor.

More Sentences
katlanmak take it v.
I can't take it anymore.
Ben artık buna katlanamıyorum.

More Sentences
katlanmak collapse v.
All four sides of this camp table collapse, so it can fit in your car.
Bu kamp masasının dört tarafı da katlanabiliyor, bu sayede arabanıza sığabilir.

More Sentences
katlanmak fold up v.
My electric bike can be folded up.
Elektrikli bisikletim katlanabilir.

More Sentences
Phrasals
katlanmak stand for v.
They will not stand for such treatment.
Böyle bir muameleye katlanamazlar.

More Sentences
katlanmak bear with v.
And I would ask you to bear with me.
Ve sizden bana katlanmanızı rica ediyorum.

More Sentences
Idioms
katlanmak put up with v.
I therefore hope that we can modernise Parliament without having to put up with these disadvantages.
Bu nedenle, Parlamentoyu bu dezavantajlara katlanmak zorunda kalmadan modernleştirebileceğimizi umuyorum.

More Sentences
Law
katlanmak suffer v.
We can not suffer violence.
Biz şiddete katlanamayız.

More Sentences
General
katlanmak grin and bear it v.
katlanmak take one's medicine v.
katlanmak do with v.
katlanmak lump it v.
katlanmak sustain v.
katlanmak support v.
katlanmak stomach v.
katlanmak stick out v.
katlanmak lump v.
katlanmak digest v.
katlanmak double v.
katlanmak hang on v.
katlanmak stick v.
katlanmak crease v.
katlanmak stick it v.
katlanmak dree v.
katlanmak sit down under v.
katlanmak acquiesce v.
katlanmak bend v.
katlanmak undergo v.
katlanmak face v.
katlanmak last out v.
katlanmak brook v.
katlanmak sweat out v.
katlanmak lap v.
katlanmak walk over v.
katlanmak cascade v.
katlanmak get (through/over) v.
katlanmak abrooke [obsolete] v.
katlanmak abear v.
katlanmak hold tack v.
katlanmak underbear v.
katlanmak hack v.
katlanmak lump v.
katlanmak go v.
katlanmak drie v.
katlanmak continue v.
katlanmak subscribe v.
katlanmak rest v.
Phrasals
katlanmak carry through v.
katlanmak bring over v.
katlanmak stand under v.
katlanmak take up with v.
katlanmak take with [scottish] v.
katlanmak live with v.
katlanmak turn under v.
katlanmak bear up v.
katlanmak live with something v.
katlanmak face up to v.
katlanmak get along v.
katlanmak gut out v.
katlanmak fold down v.
Colloquial
katlanmak lump it v.
katlanmak cut it v.
katlanmak guts out v.
katlanmak gutses v.
Idioms
katlanmak take (something) on the chin v.
katlanmak take it on the chin v.
katlanmak have a bellyful v.
katlanmak roll with it v.
katlanmak take it on the nose v.
Technical
katlanmak lap v.
Archaic
katlanmak abideth v.
katlanmak ingender v.
katlanmak comport v.
katlanmak dure v.
katlanmak prove v.
katlanmak stomack v.

Significados de "katlanmak" con otros términos en diccionario inglés turco: 138 resultado(s)

Turco Inglés
General
zahmete katlanmak take trouble v.
sonucuna katlanmak bear the consequence v.
acıya katlanmak take v.
ikiye katlanmak jackknife v.
acıya katlanmak put up with v.
acıya katlanmak tolerate v.
acıya katlanmak endure the pain v.
boyun eğerek (birşeye) katlanmak resign oneself to v.
sonuçlarına katlanmak bear the consequences v.
acıya katlanmak put up with (a pain, sorrow) v.
acıya katlanmak endure v.
müsaade etmek (katlanmak vb) stand for v.
-e katlanmak abide with v.
içe katlanmak invaginate v.
sonuçlarına katlanmak pay dearly v.
zahmete katlanmak trouble v.
zahmete katlanmak inconvenience oneself v.
zahmete katlanmak endure hardship v.
zahmete katlanmak take the trouble to do something v.
zahmete katlanmak trouble oneself v.
ikiye katlanmak jack-knife v.
zahmetine katlanmak take the pain v.
üçe katlanmak rise threefold v.
beşe katlanmak rise fivefold v.
zahmetine katlanmak go through a trouble v.
zahmete katlanmak go to all the trouble v.
sonuçlarına katlanmak suffer the consequences v.
katlanmak (birisine) stand v.
katlanmak (birisine) bear v.
maliyete katlanmak bear the cost v.
katlanmak (zorluklara) absorb v.
üçe katlanmak increase threefold v.
(dikiş, oluk veya eklemde) katlanmak, bükülmek veya ayrılmak break v.
(teste, denemeye) katlanmak hold v.
kayba katlanmak give v.
körük gibi katlanmak concertina v.
sabırla katlanmak digest v.
(blastuladan gastrula oluşumunda) önceden katı olan yapının içinde boşluk oluşacak şekilde katlanmak invaginate v.
(kumaş) katlanmak gather v.
katlanmak zorunda bırakmak subject v.
ikiye katlanmak double v.
sonucuna katlanmak pahasına on penalty of adv.
Phrasals
katlanmak (birine/bir şeye) put up with v.
bir şeye katlanmak go through v.
kötü bir duruma katlanmak go through v.
birinin tacizine/suistimaline katlanmak take something from someone v.
(birinin/bir şeyin) kötü muamelesine katlanmak take from (someone or something) v.
istemediği bir cinsel ilişkiye güzel şeyler hayal ederek katlanmak lash back (at someone or something) v.
istemediği bir işe güzel şeyler hayal ederek katlanmak lash back (at someone or something) v.
bir şeye katlanmak go through something v.
'-e katlanmak acquiesce to v.
(birine/bir şeye) katlanmak bear with (someone or something) v.
bir soruna katlanmak contend with a problem v.
ortadan ikiye katlanmak double over v.
ikiye katlanmak double over v.
(bir şeye) katlanmak live with (something) v.
(birine/bir şeye) katlanmak put up with (someone or something) v.
(bir şeye) boyun eğerek katlanmak resign (oneself) to (something) v.
(bir şeye) katlanmak roll with (something) v.
Proverb
çaresi yoksa katlanmak gerekir what can't be cured must be endured
Colloquial
(birinin) katlanmak/çekmek zorunda olduğu ceza (one's) lumps n.
birine katlanmak stand someone v.
kötü/aşağılayıcı muameleye katlanmak eat me v.
yaptıklarının sonucuna katlanmak pay the fiddler v.
(bir şey yapmak) için zahmete katlanmak go out of (one's) way (to do something) v.
tatsız bir şeye katlanmak sweat it out v.
her şeye rağmen katlanmak wear (it) v.
bir şeye katlanmak hack something v.
bir şeye katlanmak take something v.
sonucuna katlanmak pahasına on pain of expr.
sonucuna katlanmak pahasına under pain of expr.
Idioms
gülü sevip dikenine katlanmak take the bitter with the sweet v.
düş kırıklığına katlanmak grin and bear it v.
yaptığı bir hatanın sonuçlarına katlanmak burn one's fingers v.
uğruna her şeye katlanmak would give one's right arm v.
sonucuna katlanmak take the consequence v.
sonuçlarına katlanmak take one's medicine v.
zahmete katlanmak go out of one's way v.
güçlüklere katlanmak take great pains v.
meşakkatlere katlanmak go through hoops v.
meşakkatlere katlanmak jump through hoops v.
külfete katlanmak bear one's cross v.
külfete katlanmak carry one's cross v.
en ağır/zor/şiddetli kısmına katlanmak bear the brunt of something v.
(zorluğa vb) katlanmak bite the bullet v.
gülü sevip dikenine katlanmak take the bad with the good v.
olumsuz bir durumun sonuçlarına katlanmak get the short end of the stick v.
sonuçlarına katlanmak face the consequences v.
kötü sonuçlarına katlanmak be on the wrong end of something v.
bir şeye katlanmak hold still for something v.
bir şeye katlanmak stand still for something v.
(acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak can take only so much v.
(acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak be able to take only so much v.
(acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak can take just so much v.
(acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak be able to take just so much v.
(bir şeye) erkek gibi katlanmak take it like a man v.
(işlediği bir suçun) cezasını çekmek/cezasına katlanmak walk the plank v.
alışkın olunandan daha kötüsüne katlanmak slum it v.
gurur kırıcı davranışlara katlanmak carry coals v.
yüzünü görmeye katlanmak bear the sight of (someone or something) v.
ağır bir sıkıntıya/derde/güçlüğe katlanmak carry a millstone (around one's neck) v.
hayatın getirdiği tüm sıkıntılara/zorluklara/güçlüklere katlanmak carry your cross v.
hayatın getirdiği tüm sıkıntılara/zorluklara/güçlüklere katlanmak bear your cross v.
ağır bir sıkıntıya/derde/güçlüğe katlanmak bear a millstone (around one's neck) v.
kırıcı davranışlara katlanmak carry coals v.
sonuçlarına katlanmak pay the consequences v.
kendisiyle alay/dalga geçilmesine katlanmak carry coals v.
(biri) sonuçlarına katlanmak be (someone's) funeral v.
külfete katlanmak bear (one's) cross v.
külfete katlanmak bear cross v.
(bir şeyin) en sıkıntılı/problemli kısmına katlanmak bear the brunt (of something) v.
en sıkıntılı/problemli kısmına katlanmak bear the brunt v.
(bir şeyin) sıkıntısına/derdine katlanmak bear the brunt (of something) v.
sıkıntısına/derdine katlanmak bear the brunt v.
(zorluğa, sorunlara) katlanmak bite the bullet v.
zahmete katlanmak go out of way v.
zahmete katlanmak go out of your way v.
(bir şey yapmaya) katlanmak go through the motions (of doing something) v.
yaptıklarının sonuçlarına katlanmak reap the harvest v.
'-e katlanmak stand still for v.
'-e katlanmak hold still for v.
yaptıklarının cezasını çekmek/sonuçlarına katlanmak make one's bed and lie in it v.
yaptıklarının sonuçlarına katlanmak reap the harvest of v.
yaptıklarının sonuçlarına katlanmak reap the fruits of v.
olumsuz bir durumun sonuçlarına katlanmak have the short end of the stick v.
(bir şeye) erkek gibi katlanmak take (something) like a man v.
şikayet etmeden katlanmak take your medicine (like a man) v.
uğruna her şeye katlanmak would give your right arm for v.
normal doğumun acısına katlanmak istemeyip sezaryen yapmayı tercih eden too posh to push expr.
Trade/Economic
zarara katlanmak bear a loss v.
Law
zarara katlanmak boar a toss v.
zarara katlanmak bear a loss v.
Biochemistry
yanlış katlanmak misfold v.
Archaic
(bir şeye) katlanmak abrook v.
(geçmiş zamanda) katlanmak bad v.
Slang
kötü davranışlara katlanmak eat crap v.
(bir şeye) katlanmak wear (something) [uk] v.
hakarete katlanmak eat shit v.