argues - Turco Inglés Diccionario

argues

argues — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈɑːrɡjuː/ – BrE /ˈɑːɡjuː/)
Categoría gramatical:
Fiil: argue (argues – argued – arguing)
Sinónimo:
debate, contend, dispute
Antónimos:
agree, concede, accept

Significados de "argues" en diccionario turco inglés : 27 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
argue v. tartışmak
I do not feel that now is the time to argue about this, or to have a dispute over procedure.
Şimdi bu konuda tartışmanın ya da prosedürle ilgili bir anlaşmazlık yaşamanın zamanı olduğunu düşünmüyorum.

More Sentences
General
argue v. iddia etmek
It would also be good for Iraq, for the region and, I would argue, very good for the world.
Bu aynı zamanda Irak için, bölge için ve iddia ediyorum ki dünya için de çok iyi olacaktır.

More Sentences
argue v. münakaşa etmek
Layla and Sami argued repeatedly that night.
Layla ve Sami o gece defalarca münakaşa ettiler.

More Sentences
argue v. kavga etmek
I don't want to argue with you.
Seninle kavga etmek istemiyorum.

More Sentences
argue v. itiraz etmek
Please do not argue with this decision.
Lütfen bu karara itiraz etmeyin.

More Sentences
argue v. ikna etmek
I tried to argue my father into buying a new car.
Babamı yeni bir araba alması için ikna etmeye çalıştım.

More Sentences
argue v. tartışmak
I do not feel that now is the time to argue about this, or to have a dispute over procedure.
Şimdi bu konuda tartışmanın ya da prosedürle ilgili bir anlaşmazlık yaşamanın zamanı olduğunu düşünmüyorum.

More Sentences
argue v. savunmak
The argument you put forward is that your country was the only one to have argued for this in Ecofin.
İleri sürdüğünüz argüman, Ecofin'de bunu savunan tek ülkenin sizin ülkeniz olduğudur.

More Sentences
argue v. ileri sürmek
It may be argued that enlargement will provide special opportunities for sorting out a number of problems.
Genişlemenin bir dizi sorunun çözüme kavuşturulması için özel fırsatlar sağlayacağı ileri sürülebilir.

More Sentences
Law
argue v. tartışmak
I do not feel that now is the time to argue about this, or to have a dispute over procedure.
Şimdi bu konuda tartışmanın ya da prosedürle ilgili bir anlaşmazlık yaşamanın zamanı olduğunu düşünmüyorum.

More Sentences
General
argue v. sözlü olarak kavga etmek
argue v. kandırmak
argue v. çekişmek
argue v. karşı gelmek
argue v. göstergesi olmak
argue v. belli etmek
argue v. görüşmek
argue v. atışmak
argue v. öne sürmek
argue v. kanıtlamaya çalışmak
argue v. neden olarak göstermek
argue v. -e belirti olmak
argue v. -e alamet olmak
argue v. tartışma yapmak
argue v. cedelleşmek
argue v. ortaya koymak
Law
argue v. müzakere etmek

Significados de "argues" con otros términos en diccionario inglés turco: 144 resultado(s)

Inglés Turco
General
argue someone into something v. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
argue for v. lehinde olmak
argue for v. bir konuyu savunmak
argue against something v. karşı çıkmak
argue for v. lehinde konuşmak
argue that v. iddia etmek
argue with v. birisiyle tartışmak
argue that v. savunmak
argue somebody in doing something v. razı etmek
argue someone out of something v. tartışarak birini bir şeyden vazgeçirmek
argue against v. aleyhinde konuşmak
argue for something v. iddia etmek
argue against v. aleyhinde olmak
argue somebody into something v. ikna etmek
argue somebody into something v. razı etmek
argue somebody out of something v. vazgeçirmek
argue somebody out of something v. caydırmak
argue about v. hakkında tartışmak
argue about v. üzerinde tartışmak
argue about v. anlaşmazlık içinde tartışmak
argue someone down v. bir tartışmada birisini alt etmek
argue with someone over something v. birisiyle tartışmak bir şey için/hakkında tartışmak
argue one's way out of something v. sorunu tartışarak çözmek
argue one's way out v. tartışarak kendini aklamak
argue something out v. bir şeyi tüm ayrıntılarıyla tartışmak
argue one's way out of something v. tartışarak kendini aklamak
argue back v. (sözle) karşılık vermek
argue one's way out v. sorunu tartışarak çözmek
argue something down v. tartışarak bir faturanın vb. fiyatını düşürtmek
argue someone into doing something v. birini bir şey yapmaya ikna etmek
argue with someone about something v. birisiyle tartışmak bir şey için/hakkında tartışmak
argue someone down v. bir tartışmada üstün çıkmak
argue someone out of something v. vazgeçirmek
argue against something v. aksini iddia etmek
argue for something v. savunmak
argue against something v. itiraz etmek
argue someone out of something v. caydırmak
argue someone into something v. razı etmek
argue someone into something v. ikna etmek
re-argue v. yeniden tartışmak
re-argue v. tekrar tartışmak
Phrasals
argue over v. bir şey hakkında/üstünde tartışmak
argue over v. -için tartışmak
argue away v. mazeret belirterek kurtulmak
argue away v. tartışarak kurtulmak
argue away v. neden belirterek kurtulmak
argue with (someone) about (something) v. (biriyle bir şey) hakkında) ağız dalaşına girmek
argue against someone or something v. birine/bir şeye karşı savunma yapmak
argue with (someone) about (something) v. (biriyle bir şey) hakkında münakaşa etmek
argue (with someone) (over someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) münakaşa etmek
argue with something v. bir şeye meydan okumak
argue down v. tartışarak alt etmek/susturmak
argue against someone or something v. birine/bir şeye karşı olmak
argue about (something) v. (bir şey) için tartışmak/münakaşa etmek
argue against someone or something v. birinin/bir şeyin yanlış olduğunu göstermek
argue down v. muhalefete son vermek
argue back v. karşı çıkmak
argue against someone or something v. birinin/bir şeyin tersini göstermek/savunmak
argue with v. -e meydan okumak
argue against someone or something v. birinin/bir şeyin aleyhinde konuşmak
argue with (someone) about (something) v. (biriyle bir şey) hakkında kapışmak
argue with (one) v. (biriyle) ağız dalaşına girmek
argue (with someone) (about someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) tartışmak
argue out v. konuşarak çözmek
argue about (something) v. (bir şey) hakkında münakaşa etmek
argue with v. '-e karşı çıkmak
argue for someone or something v. birini/bir şeyi savunmak
argue (with someone) (over someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) ağız dalaşına girmek
argue with (one) v. (biriyle) kapışmak
argue into doing v. yapmaya ikna etmek
argue with (someone) about (something) v. (biriyle bir şey) hakkında tartışmak
argue with v. '-i tartışmak
argue (someone) down v. (birini) tartışarak/konuşarak etkilemek
argue (with someone) (about someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) kapışmak
argue with (one) v. (biriyle) münakaşa etmek
argue with something v. bir şeye itiraz etmek
argue about (something) v. (bir şey) hakkında tartışmak
argue (something) down v. tartışarak/itiraz ederek (bir şeyin) fiyatını düşürmek
argue out v. müzakere ederek çözmek
argue for someone or something v. birinin/bir şeyin lehinde konuşmak
argue for v. destekleyen bir kanıt olmak
argue (something) down v. pazarlık etmek
argue back v. (kaba bir şekilde) cevap vermek
argue with v. '-e itiraz etmek
argue with something v. bir şeye karşı çıkmak
argue (with someone) (over someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) tartışmak
argue (someone) down v. (birini) tartışarak/konuşarak ikna etmek
argue out v. tartışarak çözmek
argue down v. tartışarak fiyatını düşürmek
argue down v. pazarlık etmek
argue against someone or something v. birine/bir şeye muhalefet etmek
argue (with someone) (over someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) kapışmak
argue with (one) v. (biriyle) tartışmak
argue (with someone) (about someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) münakaşa etmek
argue (with someone) (about someone or something) v. (biriyle biri/bir şey üzerine) ağız dalaşına girmek
argue (one) into v. birini bir şeye razı etmek
argue (one) into v. birini bir şeye ikna etmek
argue with something v. bir şeyi tartışmak
Colloquial
argue round and round v. tartışıp durmak
argue around and around v. defalarca tartışmak
argue round and round v. bir sonuca varmaksızın tartışıp durmak
argue around and around v. tartışıp durmak
argue around and around v. bir sonuca varmaksızın tartışıp durmak
argue around and around v. sürekli aynı şeyi tartışıp durmak
argue round and round v. sürekli aynı şeyi tartışıp durmak
argue around and around v. bir sonuca varmayan bir şekilde tartışıp durmak
argue round and round v. defalarca tartışmak
argue round and round v. bir sonuca varmayan bir şekilde tartışıp durmak
Idioms
argue against v. boyun eğmemek
argue against v. yalanlamak
argue against v. tersini göstermek
argue against v. ayak diremek
argue against v. şiddetle karşı çıkmak
argue against v. yanlış olduğunu göstermek
argue against v. karşı çıkmak
argue something away v. bir şeyin var olmadığını tartışmak
couldn't argue one's way out of a paper bag v. kendine hayrı dokunmamak
couldn't argue one's way out of a paper bag v. kendine hayrı olmamak
argue the toss v. şiddetle tartışmak
argue the toss v. tartışmayı/münakaşayı inatla sürdürmek
argue the toss v. inatla karşı çıkmaya devam etmek
argue the toss v. nuh deyip peygamber dememek
argue the point v. (belli bir) konuyu tartışmak
argue the point v. bir konunun bir noktasını ele almak/tartışmak
argue way out of v. konuşarak çözmek
argue way out of v. tartışarak çözmek
argue the point v. bir konuyu bir yönden ele almak/tartışmak
argue way out of v. müzakere ederek çözmek
can't argue with that expr. neden olmasın?
can't argue with that expr. buna hayır denmez
can't argue with that expr. aynı fikirdeyim
can't argue with that expr. buna hayır diyemem
can't argue with that expr. dediğine katılıyorum
can't argue with that expr. aynen
Speaking
I can't argue with that expr. seninle aynı fikirdeyim
I can't argue with that expr. buna hayır diyemem
I can't argue with that expr. dediğine katılıyorum
that part i can't argue expr. bu kısma bir itirazım yok
I would argue that expr. iddia ediyorum
I didn't come here to argue with you expr. buraya seninle tartışmaya gelmedim
I don't have time to argue expr. tartışacak vaktim yok
we hardly ever argue expr. neredeyse hiç tartışmayız
British Slang
argue the toss v. kavga etmek
argue the toss v. tartışmak